Spoiler içeriyor
Son yılların ilgi gören yönetmenlerinden biri olan Yorgos Lanthimos'un 2024 çıkışlı yeni filmi. Yine cesur ve farklı bir iş yapmış. Bayılmamakla beraber beğendim. Beni tanıyanlar bilir Lanthimos'u pek sevmem ancak bu film gerçekten kötü değil. Özellikle ekşi'de yerden yere vurulmuş,…devamıSon yılların ilgi gören yönetmenlerinden biri olan Yorgos Lanthimos'un 2024 çıkışlı yeni filmi. Yine cesur ve farklı bir iş yapmış. Bayılmamakla beraber beğendim. Beni tanıyanlar bilir Lanthimos'u pek sevmem ancak bu film gerçekten kötü değil. Özellikle ekşi'de yerden yere vurulmuş, bazı entrylerde "anlam yüklemek, metafor bulmak, alt metinde yatan anlamı aramak" gibi normalde yapılması gereken (özellikle bu tür filmlerde) bir sorgu sürecinin boş, zaman kaybı ve saçma olduklarını belirtmişler. Yahu kardeşim o zaman herkes düz film çeksin, izleyelim hiçbir şey demeden kalkıp gidelim. Bunu diyen elemanların çoğu David Lynch hastasıdır. Böyle bir ironik tarafı da var.
Neyse filme dönecek olursak aynı kadro ile 3 farklı hikaye ele alınmış ama ortak noktaları var, bölümler kendi içinde ve kendi aralarında çeliştli arketipler barındırıyor.
Sürekli olarak üst insan ve üst insana muhtaç alt insan yer alıyor. İlk bölümde bu bariz ortada. Karakter bütün hayatını, en ince detayına kadar (giyeceği kıyafetten, yiyeceği yemeğe kadar) patronunun himayesine bırakmış. Ve en ufak bir hata da kötüye gidiyor. Daha sonra yaptığı hatalardan pişman olup eski hayatına dönmek ister.
Şahsen benim yorumum modern dünyada, özellikle son 20 yılda proletarya sınıfının yanı sıra burjuva sınıfı da köle olmaya başladı. Zira hikayenin başında masum bir insanı öldürmekten korkan bir adam, şehvet dolu konumunu yeniden kazanmak ve kendisinin yerine getirilen başka bir işçiyi kıskanmasından mütevellit filmin sonunda adamı arabayla defalarca ezer. Bariz bir şekilde insanoğlunun kendi çıkarları ve menfaati için normalde yapmayacakları ama zamanla yavaş yavaş dönüşerek, bir insanın öldürmeye kadar her türlü korkunç suçu işleyebileceğini gösteriyor. Hatta karısını aramak için patronunun evine geldiğinde, kinayeli bir şekilde kadına "bu yaşlı adamdan daha iyisini bulursun" tarzı bir laf sokuyor ve tabi ki kadında cevabı yapıştırıyor çünkü o da kadın gibi patronun (üstün insanın) kölesi. Ancak erkek olmasından dolayı kabul etmiyor daha doğrusu göremiyor ve bilincinde olmasına rağmen itiraz etmiyor en ufak itirazda hayatı kayıyor ve çaresiz bir şekilde geri dönmek için asla yapmayacağı bir suçu gerçekleştiriyor.
Lanthimos'un Yunan olmasından dolayı sürekli olarak kendi ülkesinin stilini denemeye çalışıyor zaten "Yunan yeni dalgası"nın bir temsilcisidir kendisi. Duyguyu hissettirmek için görsel imajlara çok önem veriyor.
İkinci bölümde ise bir polis memurunun karısı bir ada da kayıp ilk başta sonuç çıkmıyor ama hemen arkasından bulunuyor ve eve geliyor. Ancak polis, eşinin gerçekten eşi olmadığı başka biri olduğunu düşünür. (kadın garip davranıyor, eşinin en sevdiği şarkıyı bilmiyor ve ayakkabıları ayağına olmuyor) hatta bunu öyle bir kendisine inandırır ki yemek yemeği bile keser. Ancak bu bölümde önemli olduğunu düşündüğüm bir nokta var. Kadın ada da iken şöyle bir şey anlatır. Ada da köpekler ve insanlar yaşıyor ancak köpekler ve insanlar yer değiştirmiştir. Bulundukları konumun değişmiş olması. Kadının o adada köpek gibi davrandığını görüyoruz. Babamı hiç düşünmedim diyor mesela. Ama sürekli yiyor ve mastürbasyon yapıyor. Eşinin penisini düşünüyor. Bu bağlamdan yola çıkarak kadın adadan eve geldi ancak bir köpek olarak (kedinin ilk başta tıslaması bir kanıtı olabilir.) ancak benim garip bulduğum adamın da köpek gibi davrandığı.. Kadın bütün olanlara rağmen (köpekler genelde çok sadıklardır) kocasını hep savunur ve hep arkasında durur. Ancak kocası bunun garipliği içerisinde birtakım psikolojik sorunlar yaşamaya başlar. Çiğ et seviyor tıpkı bir köpek gibi. Yolda hız yaptığı için durdukları arabadaki adamı elinden vuruyor ve köpek gibi yalamaya başlıyor. Yemek yemiyor ancak bütün arzuları karşısında son derece aç. Bunu da kanıtlar nitelikte eşine açım, ama parmağını kes diyor.
Lanthimos'un bu bölümde tam olarak ne yapmaya çalıştığını açıkçası pek anlamadım, birtakım anlamlar aradım ve bulduğumu da düşünüyorum ancak güçlü değiller. Sonda kadının çiğerini parçalaması ve hemen arkasından kapının çalınmasıyla karşısına çıkan gerçek eşi. Köpekler öldü mü yoksa yeniden doğdular mı?
Üçüncü bölüm de ölüleri diriltildiği düşünülen bir kadını arayan bir tarikatı anlatıyor. Bu tarikat ki adnan oktar misali bolca cinsellik ve türlü amaçları olan bir tarikat. Göz yaşlarını su niyetine (kutsal su misali) içiyorlar. Hatta onlar olmadan, olmayı umdukları kişi değillermiş gibi hissediyorlar. Cinselliği her türlü fetiş türüyle yaşamaya çalışıyorlar. Ahlaki veyahut dini bir yasak yok. Kadın karakter eşini çocuğunu bırakıp bu tarikata üye olmuş ve rüyasında aradığı kadını görüyor. Gerçek hayatta ise aradığı kadını ikiz kardeşi ile tanışıyor. Burada gariplikler var ama bir türlü çözemedim. Kız nereden bu kadını tanıyor ve neden kendisini feda etti. Sonuçta dirileceğini bilsen bile ölmek yine de korkutucu gelir insana. Ancak bu tarikatın kesin bir kuralı var başkasıyla yatmak yasak. Kirlenirsen kovulursun. Tabi ki bizim kadın istemeden de olsa kirleniyor ve kovuluyor ancak bu kovulmasından (sanki mitolojideki kader kavramının eşsiz bir şekilde gerçekleşmesi gibi) sonra aradığı kadını buluyor ve garip bir şekilde (ilk bölümde ölen adamı oynayan) adamı canlandırıyor. Daha sonra bunun sevinci ile dans edip mutlu olan kadın yolda giderken kaza yapıyor ve "Melek" olarak gördüğü, kutsal olduğunu düşündüğü kişinin ölümüne neden oluyor. Üç hikayede gariplikle başlıyor, pişmanlıkla ilerliyor ve birilerin ölümüne neden olarak bitiyor.
Lanthimos son derece farklı ama bir o kadar da karışık bir film yapmış. Müzikler sanki izleyiciye bıçak darbesi atar gibi, son derece keskin.. Sinematografi yavaş ve durağan. En önemlisi geniş formatta çekilmiş.
Üst ve alt insan üzerinden üç farklı hikaye ele almış. Bence özüne dönmek istemiş zira son iki filmi kendi filmografisinde sırıtıyordu. Bu Amerikan filmi olmasın rağmen Yunan yeni dalga'dan izler taşıyordu. Ve uykulu halimle yazabileceklerim bu kadar aklımda olan birkaç şey daha vardı ama unuttum. Gerçi unutmasam bile yazamam ellerim yoruldu.. Film üzerine konuşmak isteyenler varsa yazsın lütfen.