sütlü kahvenizi aldıysanız eğer başlıyoruz, almadıysanız da başlıyoruz siz bilirsiniz. zeki demirkubuz'un filmlerinin kesitlerine onlarca defa denk geldim ama bir türlü izlemek nasip olmadı. sanırım o gün bugünmüş. yaklaşık 1 aydır film izlemediğimi fark ettim yani sanırım içimden gelmiyordu bilmiyorum.…devamısütlü kahvenizi aldıysanız eğer başlıyoruz, almadıysanız da başlıyoruz siz bilirsiniz.
zeki demirkubuz'un filmlerinin kesitlerine onlarca defa denk geldim ama bir türlü izlemek nasip olmadı. sanırım o gün bugünmüş. yaklaşık 1 aydır film izlemediğimi fark ettim yani sanırım içimden gelmiyordu bilmiyorum. gerçi son zamanlarda içimden gelen bir şey yok zaten ama neyse o bambaşka bir mevzu. neyse ne diyorduk evet film. bugün de hava yağmurlu ve soğuk olunca bu kasvete uygun bir şeyler seçmek istedim. yani ya iran yapımı bir şeyler izleyecek ya da zeki ve nbc arasından seçim yapacaktım. tercihimi yazgı'dan yana kullandım. yabancı kitabından esinlenmesi belki beni etkileyen bir sebepti bilmiyorum.
bi kupa kahve alıp (filmin anlam ve önemine ithafen) başladım izlemeye. ağır ve sakin akan bir film ama beni kesinlikle rahatsız etmedi çünkü seviyorum ben bu tarz yapımları. sadece bir yerde odağımı kaybettim içim bunaldı ve kalkıp biraz dolaşma gereği hissettim. belki havanın etkisi belki filmin ağırlığı belki de içsel mevzular sebebiyle bilmiyorum. neyse sonrasında devam ettim. bittiğinde izlediğime bir gram dahi pişman olmadığımı fark ettim. kesinlikle her şeyiyle beni içine çeken bir filmdi.
daha ayrıntılı şekilde gelecek olursak filme ben hepimizin içinde biraz musa olduğunu düşünüyorum. garip bir sakinliği var ya da psikolojik sorunları. film izleyicileri ikiye ayrılmış. musa'yı haklı bulanlar ve musa'nın yüzüne bir iki defa vurup onu kendine getirmek isteyenler. öncelikle şunu kabul edelim ki musa ve musa gibilerin düzelmek gibi bir kaygısı yoktur. çünkü onlar kendilerini sorunlu olarak görmezler. sahiden belki de sorunlu değillerdir, bilemeyiz ki. olaya nerden ve kimin açısından baktığımıza bağlı her şey. filmi ben çok sevdim. görüntü kalitesi iyi olmasa da, bazı oyuncuların oyunculuğu zayıf olsa da sevdim. ama eğer siz karamsarlık sevmiyorsanız, yürüyen bir polyanna iseniz, hayatta hiç boşluğa düşmediyseniz, yalnız kalmadıysanız muhtemelen bu film size yavan gelecek ve sadece boş boş filme bakıp sonunda hiçbir sonuca varamamış hissedeceksiniz.
birçok replik hoşuma gitti filmde. savcı ile konuşması, polis ile konuşması, avukat ile konuşması. hepsinde öyle haklıydı ki bence musa. doğruları söylüyordu ve ahlaki normlara bir nevi başkaldırıyordu. belki de bu yüzden onun için içe kapanık diyorlardı. sonuçta bu toplum kendinden olmayanı kendinisi gibi düşünmeyeni dışlamayı pek seven bir toplum. :) tekrar izlemeyi çok sevmem filmleri ama sanırım yazgı için bu geçerli olmayacak. izlerken albert camus okuma isteğim kamçılandı. sanırım bu fikri değerlendireceğim. yeterince karamsar değilim gibi bir de bünyeme yoğun bir şekilde camus, demirkubuz yüklemesi yapayım da tamamen mahvolayım.
keyifsiz pazar günümü daha da keyifsizleştiren, hayatı haddinden fazla sorgulamama sebep olan filme ve kendime teşekkür ediyorum. içimdeki bu huzursuzluğu bir an önce yok etmek istiyorum. neyse bir kupa sütlü kahve tüm yaralarımızı saracak, sarmasa da olur. bi önemi yok sonuçta.
çevremde keşke şu tarz filmler izleyen birkaç kişi olsa... bizimkiler daha çok netflix, amazon, disney takılıyor. onlar da artık beni sarmıyor. :') ben şimdi kime bu filmden alıntılar yaparak konuşacağım? tabii ki aynaya.