bana iyi gelmeyen şeylerden birini daha tespit ettim, eski fotoğraflara bakmak ve HATIRLAMAK, ektnin görece olumlu gördüğüm tek yanı hafızama verdiği zarar sebebiyle eskisi kadar kendime acıyamamam ve gün içerisinde yaşadığım onca acı deneyimi bütünüyle unutmuş bir şekilde akışa kendimi…devamıbana iyi gelmeyen şeylerden birini daha tespit ettim, eski fotoğraflara bakmak ve HATIRLAMAK, ektnin görece olumlu gördüğüm tek yanı hafızama verdiği zarar sebebiyle eskisi kadar kendime acıyamamam ve gün içerisinde yaşadığım onca acı deneyimi bütünüyle unutmuş bir şekilde akışa kendimi bırakabilmem, meşguliyetlere kapılmam. Ama bir şeylerin yaşandığına dair kanıtlar ortaya çıktığında yıkılıyorum. Bazen bir şarkı, bir koku bile tetikleyici olabiliyor. O dönem çokça dinlediğim şarkıları açamıyorum, cesaret edemiyorum, galerimde muhafaza ettiğim şeylere silmek için dahi bile geri dönemiyorum. Kanıtları ebediyen yok etmenin mümkün bir yolu yok, sol kol içim de bunun güçlü bir örneği, aslında onu ilk etapta yapmamın sebebi de bir şeylerin izinin kalması gerektiğine dair öngörüm. Benden acımın ilaçlarla veya tedaviyle çalınacağını biliyor olmalıydım ki bunu sürekli hatırlanabilir kılmak istedim. Bilinçaltımda fiziksel acı istencinin ve dövmelerimin bile biraz da buna hizmet ettiğini düşünüyorum. Çünkü nedense içten içe çok özel görüyorum kendimi, çok bedbaht ama bu görüp geçirmişliğin ilahi bir yaratığa dönüştürdüğü biri gibi görünüyorum kendimi. Bazen amfide dissosiyatif bozukluk ortaya çıkıyor, orada değilmişim gibi kendi bedenimden çıkıyor sanki bir ruh olarak yükselip kendi bedenimi yukardan izleyip bunların arasında çok farklı çok acı tadı olan bir vizyonun var seni gidi zavallıcık diyorum kendime. Fiziksel hastalıklar son zamanlarda sinirlerimi gerdi, vücudun sağlıklı değilken zihnini güçlü tutmanın zorluğunu bilirsin. Yine bunun gibi gecelerin birinde yazdım hatta sana henüz evdeyken böyle devam edemem diye hatırlarsan. Gündelik stresler beni sardığında, mesela ödev yetiştirme kaygısı falan taşırken daha iyiyim. Ama an oluyor eski bir şiirin bir satırına rastlamak, veya eski arkadaşlarımdan birinin bana ulaşması beni götürüyor geçmişe. Sisli geçmişe. Birçok şeyi hatırlamıyorum derken çok ciddiyim, bunu öylesine veya dramatize etmeye yarayan bir unsur olarak sunmuyorum. Gerçekten neredeyse 5 yıllık bir anı heybesi çalındı benden. Belki de iyi oldu içeriği iyi olmadığı için bilmiyorum, hatırlamak iyi mi kötü mü ayrımına varamıyorum. Hem hatırlamamak istiyorum hem de hatırlamak istiyorum ve vücuduma iyileşme serüvenimin hikayesini kazıyorum mürekkeple. Bugün beni geçmişe götüren eski zamanlarda belki 50 kere sıkılmadan üst üste dinlediğim
bir şarkının
“beni taşıyan ayaklarım beni yüz üstü bırakma ve beni bitiş noktasına taşı” cümlesini duymak oldu.
Bu cümle geçtiğinde şarkıda içim titrerdi.
Birçok kez ‘take me to the finish line’ (beni bitiş noktasına götür) diye sesim titreyerek söylemişimdir bu şarkıyı. Birilerinin şahitliğini istiyorum aynı zamanda. Bunun için raf denen yerde yazıyorum, bunun için soran insanlara durmadan kendimi ve kendineliğimi anlatıyorum. Çünkü birileri bilsin istiyorum, bilsin ki boşunalığı ve anlamsızlığı azalsın. Tedx konuşması yapma fantezim de buradan türedi. Hikayemin birine ilham verip onun hayatta kalma rehberi olacağı ideali hayatta tuttu, tutuyor beni. Zaman zaman da tinayı düşünüp duygulanıyorum, bu yaşta anlattığım hemen her şeyi anlayabilmesine şaşıyorum ve bu bir lütuf mu lanet mi diye düşünüyorum onun için. Muhtemelen benim yüzümden şahit olduklarını hatırlamayacak, maruz bıraktığım travmatik sahneler o çok küçükken gerçekleşti. Ama bilinçaltı kayıt tutar ve benimkinden daha kötü bir enkaza sebebiyet verirse diye korkuyorum. O da çok olgun, özel bir çocuk. Bir keresinde nevşin kolumdaki izleri sorduğunda ben cevaplamak zorunda kalmayayım diye ben ağzımı açmaya fırsat tanımadan onlar ablamın egzama izleri ama geçiyorlar zamanla dedi. O an gözlerim doldu, beni zor bir durumu açıklamaktan bilerek kurtardı. Bu yalanı yemediğini de çok iyi biliyorum. Egzama izi olmadığının korkunç bir şekilde farkında, tazelerinin eklendiğinin de. Bazen böyle düşünceler üşüşüyor ama mesela sabah oluyor, okula yetişme kaygısı beni kurtarıyor ve unutmuş oluyorum sabahına. Ama oku bunları ve anla beni anne. Kafamdan geçenlerin izahını yapabilmeyi çok istiyorum. Hatırlamak hem çok romantik hem çok acı verici. Nostalji hem ne kadar güçlü olduğumun diktesi hem de ne kadar yaralı olduğumun göstergesi. Geçmiş hep içimde garip duygular uyandıran bir şey, nefret ve aşk iç içe. Kendimi taşımaktan yorulduğum oluyor, parçalarını bir arada tutmaktan bahseder ya depresif yazarlar onları çok iyi anlıyorum.
Hayatımda daha fazla ilaç daha fazla hastalık istemiyorum. Yapabileceğin tek şey bana dua etmek. Bana dua eder misin?