Sellam Dün gece uyku tutmayınca bari boş boş durmayım kitap okuyayım dedim. PDFine denk geldiğim bu eseri okumaya başladım. Gecenin bir vakti sabaha kadar o kan dondurucu olayları okudum. -Aklımdan zorum var galiba, bir saat öncesine kadar da dört beş…devamıSellam
Dün gece uyku tutmayınca bari boş boş durmayım kitap okuyayım dedim. PDFine denk geldiğim bu eseri okumaya başladım. Gecenin bir vakti sabaha kadar o kan dondurucu olayları okudum. -Aklımdan zorum var galiba, bir saat öncesine kadar da dört beş saatlik bir uykudan uyandım. Olanca olay rüyama girdi-
Türkiye de hep savunulan bir durum vardır ya; "Bizde seri katil yok." Bizde de gayet alaları varmış.
Okuduğum her katilin hayatı beni şoklara soktu. Yaptıkları şeyler dumur ediciydi. Mahkeme karşısında yaptıkları açıklamalar dumur ediciydi. En çok can yakan ve kan donduran şey ise çoğu insanın aftan yararlanarak dışarı çıkmasıydı...
Yani ne diyebilirim ki, ne söyleyebilirim...
Resmen kıyamet gibi olaylar yaşanıyor ve bu insanlar aftan yararlanıp dışarı çıkabiliyorlar.
Eser sadece katillerin yaptığı olayları ve cinayetleri anlatmıyor. Seri katil kavramı nedir? Kimlere denir? Onları bu duruma iten nedir? Davranış biçimleri nedir? Gibi gibi sorulara cevap veriyor ve bir çok psikolojik saptamaya ortak oluyoruz bunları okurken. Yani çok büyük bir farkındalığı beraberinde getiriyor.
Her bir katilin hikayesiyle birlikte ailenin önemini fark ettim. Bir ailede ve normal doğru bir ailede doğmanın önemi çok büyükken kurulan ailenin de sağlıklı ve doğru bir aile olması gerekiyor. Bir çoğu çocukluğunda ki olayların travmaları ile bu hâle gelmiş. Yani yine yeni yeniden eğitimin, ailenin ve çevrenin önemini görüyoruz.
Seri katil tanımına uyan kişiler ise şunlarmış; Anormal kişilik bozukluklar sonucu otuz günden daha fazla bir zaman diliminde üç veya daha fazla insanı öldüren kişiler.
Yani çok insan öldürdü diye o kişi seri katil sayılmıyormuş.
"Yıllardır, cinayet üzerine metinler yazıp programlar çekiyorum. İnanması zor ama yaptığım işe hâlâ alışamadım, alışamayacağım da. Başımın üstünde Demokles’in kılıcı gibi sallanan bir, “Özendirmemek için yok saymak mı gerekir?” sorusu var çünkü."
Sevinç hanım böyle söylemiş eserin başlarında. Zannımca çokta haklı. Zira katillerin bir çoğu dönemin filmlerini özenti kaynağı olarak alıp uygulamaya geçmişler. Veya dünyada ses getiren seri katilleri örnek almışlar.
Plansız cinayet işleyen insanlar olurken planlı bir şekilde cinayet işleyen insanlarda vardı. Zeki olmak kötü bir zihniyetteyken nelere nasıl yol açıyor onu da görmüş oldum bu eser sayesinde.
Katillerin açıklama ve duygu durumlarını okurken insan yine bir empati yapıyor anlamaya çalışıyor ama ne kadar bu sağlanabilir. Adamların ruhsal bozukluklar yaşadığı belli ama cezai ehliyeti yok diye çoğu salınmış. Ee ne olmuş. Ardı ardına bir çok insanı öldürmüş yetmemiş çoğuna tecavüz etmiş. Polisler alıyormuş adamı. Akıl hastası diye geri bırakıyormuş. Ulan madem durum bu tutup niye tedaviye götürmüyorsunuz? O kadar cana mâl oluyor o kişi.
"Psikiyatrinin amacı, kötüyü açıklamaktır. Ama sanırım bunu hiçbir zaman başaramayacak. Çünkü kötülük, bazen yalnızca salt kötülüktür." Empati sırasında bir yerde yazarın bu cümlesi geliyor önümüze. Kötülük bazen salt kötülüktür cidden. Çoğu öldürme amacı olmadan öldürmüş zaten.
Katillerin hikayeleriyle birlikte çok tuhaf bilgilere de tanık oluyoruz. Çatalhöyükde mesela penceresiz evler inşa etmişler ve girip çıkmak için tavandan bir delik bırakmışlar. Arazi sorununun yaşanmadığı bir dönem olmasına rağmen evlerini bataklık ortasına yapmışlar. Gözden uzak ve izbe bir yere...
Evlerini üst üste yaparken ölüleri ise evin temeline ya da içine gömüyorlarmış. İbadet odası diye bir odaları varmış ve bu odayı boyadıkları sıvıdan dolayı tek bir bakteri bulunamamış. Neyle boyadıklarıysa aradan onlarca yıl geçmesine rağmen hâlâ bulunamamış.
Bu konuyla ilgili birde kibelenin hadım edilme mevzusu var.
Zeus bir gün rüyasında Kibele'yi görür. Neden sonra Kibele Zeus'un karşısına çıkar. Rüyasında gördüğü kendisine hâkim olamayacak kadar etkileyici bir varlıktır. Tanrıça değildir. Çift cinsiyetlidir, yani iki cinsi de etkisi altında tutabilecek kadar cazibelidir.
Zeus Kibele'nin tehlikeli olduğunu bildiği için onu öldürme taraftarıdır ama Afrodit böyle güzellikteki bir varlığın öldürülmesine izin vermez. Sonuçta Kibele hadım edilir ve erkeklik organının düştüğü yerden badem ağacı çıkar. Efsaneye göre, burası Çatalhöyük'tür. Gerçekten de bilinen ilk Kibele heykelleri, Çatalhöyük kazılarında bulunmuştur.
Ve adam cinayetleri burada yapmış...
Tarihten mi, efsanelerden mi etkilendi bilinmez ama mahkeme salonunda kendisini pasif homoseksüel olarak adlandırmış. İşlediği ilk cinayeti baş aşağı gelecek şekilde yere gömmüş evin içine. Kalan kısmı duvar örerek birleştirmiş. Zaten üç tane evde oturmuş ve bu evleri kendi yapmış. Yani çatalhöyükle alakalı bu yaptığı uygulamalar cuk oturuyor.
Belgesel izlermiş havayı veren bu eseri psikoloji okuyan veya ilgisi olanlara öneririm. Eseri okuduktan sonra her insana acaba, her olaya olabilir mi gözüyle bakacaksınız. Şöyle bir devirde temkinli olmak iyidir diyerek sözlerimi sonlandırıyorum.
Adaletin sağlandığı günlere. ✨
SERİ KATİLLERİN 20 ORTAK ÖZELLİĞİ 1. Birden çok insan öldüren her katile “seri katil” denmiyor. Bir katilin “seri katil” kategorisine girmesi için birbirine benzer en az üç cinayet işlemesi gerekiyor. Ayrıca öldürme güdüsü ya da terör amaçlı toplu katliam yapanlar, suç örgütü adına adam öldürenler de seri katil değil.
2. Seri katiller öldürmeye başladıktan sonra durdurulmadıkları sürece cinayet işlemeye devam ediyorlar. Bilindiği kadarıyla bugüne kadar cinayetlerine kendiliğinden son veren olmadı. Karındeşen Jack bu genellemenin dışında kalmış olsa da, araştırmacılar, onun bir yerlerde kendiliğinden öldüğü için cinayetlerinin son bulduğunu düşünüyor.
3. Seri katil, cinayet işledikten sonra “cooling down” denen bir sakinleşme dönemine giriyor. Ne var ki bu dönemin süresini kestirmek imkânsız.
Yalnızca bir hafta sürdüğü gibi birkaç yılı da bulabiliyor.
4. Sakinleşme döneminde seri katil hafızasında cinayeti sürekli taze tutabilmek için öldürdüğü insanlardan mutlaka bir eşya ya da organ alıyor.
Bu da cinayetin sıkça soygunla karıştırılmasına neden oluyor.
5. Bazı istisnalar dışında cinayetlerini tek başlarına işliyorlar.
6. Hepsinde intihar eğilimi ve cinsel davranış bozukluğu, büyük çoğunluğunda da kronik alkol ya da uyuşturucu bağımlılığı var.
7. Hafızaları zayıf, gerçeklerle yüzleşmekten kaçan ve hayvanlara şiddet uygulamayı seven kişiler.
8. Kurbanlarını genellikle kendi yaş gruplarından seçiyor, sınıf ve ekonomik düzey farkı gözetmiyorlar.
9. Çoğu kurbanlarının etini yemekten ve ölüsevicilikten hoşlanıyor.
10. Hukuka göre cinayet işlerken ne yaptıklarının farkındalar. Yani cezai sorumlulukları var. Bugüne kadar çok az seri katil akıl hastası olduğu için ceza almaktan kurtulabildi.
11. Aşağılık duygusuna sahipler.
12. İktidar ve güç ihtiyaçlarını tatmin etmek için öldürüyorlar. Öldürme güdüsünü harekete geçiren, çoğunlukla cinsel problemlerin su yüzüne çıkması oluyor.
13. Yaşları 20-40 arasında. Her on seri katilden dokuzu erkek.
14. Çoğunluğu beyaz tenli, heteroseksüel ve dindar.
15. Çoğunlukla dış görünüm olarak cinayet işleyecek birine benzemiyorlar.
İlgi çekmeyen silik tipler ve düzenli bir işte çalışanların oranı yüzde 10’da.
16. Çoğu çok kötü bir çocukluk dönemi geçirmiş ya da cinsel saldırıya uğramış.
17. Zekâ seviyeleri ortalama. Yüzde 31’i oldukça zeki.
18. Yüzde 81’i pornografiye, yüzde 79’u mastürbasyona, yüzde 71’i röntgenciliğe ve yüzde 7’si fetişizme meraklı.
19. Her on seri katilden 8’i, 18 yaşına gelmeden önce kadınlara ya da erkeklere tecavüz etmeyi hayal ediyor.
20. Erkek seri katillerin birçoğuna çocukken kız kıyafetleri giydirilmiş ya da kız çocuğu gibi davranılmış.