"Başkaları ne yaparlarsa yapsınlar, ne söylerlerse söylesinler, ben kendi adıma iyi bir insan olmalıyım. Tıpkı zümrüt -ya da altın yahut erguvan-kendi kendine durmadan şöyle diyormuş gibi: "Başkaları ne yaparlarsa yapsınlar, ne söylerlerse söylesinler, kendi adıma ben zümrüt olarak kalacağım, rengimi…devamı"Başkaları ne yaparlarsa yapsınlar, ne söylerlerse söylesinler, ben kendi adıma iyi bir insan olmalıyım. Tıpkı zümrüt -ya da altın yahut erguvan-kendi kendine durmadan şöyle diyormuş gibi: "Başkaları ne yaparlarsa yapsınlar, ne söylerlerse söylesinler, kendi adıma ben zümrüt olarak kalacağım, rengimi koruyacağım."
"Zenon'a göre, erdem; bütünlüğe ve dinginliğe ulaşmış bir zihin durumu olarak her zaman yararlı, erdemsizlik ise parçaları arasında sağlam ilişkilerden yoksun, dolayısıyla huzursuz bir zihin durumu olarak her zaman zararlıdır."
"Erdemli insan mutlu olabilmenin bütün koşullarına sahiptir. Erdemsiz insan ise alışılmış anlamda nelere sahip olursa olsun, tümüyle mutsuzdur."
"Korku, tutku, üzüntü gibi duygusal çalkantılar erdemsizliğin göstergeleridir; çünkü güçsüz ve kendi içinde bölünmüş bir zihinden kaynaklanırlar. Oysa her zaman iyiye sahip olan erdemli insan, dengeli ve dingindir; sıradan insanları sarsan geçici olaylar onu erdemini etkilemez. Erdemli insan kendisinin ve başkalarının maddi koşullarını iyileştirmek için çalışır, ancak bu eylemlerinin değeri, dışarıdan bakıldığında görülen başarısıyla değil, yöneldiği amacın erdemliliği ile ölçülür."
"Stoacı ahlak, evreni olduğu gibi kabullenir; çünkü evrendeki uyumu kavrayan insan, kendisine "kötü" gelebilecek bazı olayların evrenin bütünü içinde gerekli ve zorunlu, dolayısıyla iyi olduğunu anlayacaktır."
"En yüce iyilik erdemdir. Erdem doğa'ya uygun olarak yaşamaktır. Doğaya uygun olarak yaşamaksa usa uygun olarak yaşamaktır. Erdem insanın kendi benliğinde uyum sağlamasıdır; benzerleriyle, giderek tüm doğayla uyum içinde yaşamasıdır. Ruh, us'ta güç harcar, gerilir, buna karşılık tutku da kendini bırakır. Bu nedenle, bilgi kişi tutkudan uzak durmalıdır; kendini tutmalı, bırakmamalıdır. "Katlan ve kendini tut", Epiktetos'un sık sık anladığı bir özdeyiştir."
"Duygular ruhun yanlış fikirlerden kaynaklanan düzensiz devinimlerinden başka bir şey değildirler: bu nedenle, biricik gerçek "iyi" olan erdem, aynı zamanda kayıtsızlıktır. Bir iki kişi, gerçekliğin karşısında özgür ve etkilenmezdir, yazgının ona getirdiğine dingince katlanır."
"Hiç kimseyi suçlamamalısın. Eğer elinden geliyorsa, insanı düzeltip; gelmiyorsa sorunun kendisine; onu da yapamıyorsan, suçlamak neye yarar? Çünkü hiçbir şey amaçsız yapılmamalı."
"Bedenin köle olmasına, ya da bir kukla gibi bencil dürtülerce oradan oraya sürüklenmesine izin verme."
"Bir şeyi açıklarken sabrını yitirmemeyi,
başkalarının iyiliğini istemeyi,
bilgisiz ve fikirleri bilimsel dayanaktan yoksun olanlara hoşgörü göstermeyi,
hiçbir zaman öfke ya da başka duyguların en küçük bir belirtisini bile göstermemeyi, ama aynı zamanda hem duygularını belli etmemeyi, hem sevgi dolu olmayı; gösterişe kaçmadan övmeye hazır olmayı ve böbürlenmeksizin engin bir kültüre sahip olmayı, kusur bulmamayı,
çok gerekmedikçe, sık sık sözle ya da mektupla çok meşgul olduğunu vurgulamamayı, böyle acele işleri bahane ederek, toplumsal ilişkilerimizin gerektirdiği görevlerden sürekli olarak kaçınmamayı, zaman zaman mantıksızca yapılmış olsa da bir dostun kınamasını gözardı etmemeyi, onunla her zamanki ilişkiyi yeniden kurmaya çalışmayı,
eşitliğe ve söz söyleme özgürlüğüne dayanan demokratik bir devlet fikrini,
eleştirdiği kişilere karşı açık yürekli olmayı, kendine egemen olmayı ve tam bir kararlılığı; her durumda, ama özellikle hastalıkta serinkanlı olmayı; ılımılığı, yumuşaklıkla ağırbaşlılığın uyumlu bir karışımının belirlediği bir karakter örneğini; görevini yakınmaksızın yerine getirmeye her zaman hazır olmayı; ne düşünüyorsa tas tamam onu söylediği ve bütün davranışlarının iyi niyetli olduğu konusunda herkeste güven uyandırmayı, hoşnutsuz olmamayı, hiçbir zaman aceleci olmamayı, cömertliğe, bağışlamaya, açıklığa eğilimli olmayı; zorla doğru yolda tutulan biri değil, doğruluktan ayrılmayan bir insan olduğu izlenime vermeyi; hiç kimsenin onun tarafından küçümsendiğini ya da kendisinin ondan üstün olduğunu sanmamasına, ne de onun zayıf olduğunu düşünmesine yol açacak biçimde davranmamayı, nerede ciddi, nerede bağışlayıcı olmak gerektiğini ayırt edebilme yeteneğini; başkalarına karşı anlayışlı olmayı.."
"Dostlarına özen göstermeyi, onları sıkmamayı, ne de onlara düşkünlük göstermeyi; her durumda kendi kendine yetmeyi ve dinginliği. İleriye bakmayı, her şeyi, en önemsiz ayrıntıları bile düzenlemeyi, ama bunu gösterişsizce yapmayı. Kişiliğine yönelik alkışları ve her türlü pohpohlamaları dizginlemeyi.."
"Birçoklarının karşı koymak için fazla zayıf, kendilerini bırakmak içinse aşırı düşkünlük gösterdikleri bir şeyin tadına varmak kadar onsuz yapabilme yeteneğine de sahipti. Güçlü olmak ve direnmeyi bilmek, her iki durumda da ılımılığı elden bırakmamak ruhsal dengesi yerinde ve yılmaz bir insanın belirgin özelliğidir."
"Mutluluğun başkalarının ruhlarında olup bitenlere bağımlı olmasına izin veriyorsun."
"3000 yılda bunun 10 katı bile yaşasan, hiç kimsenin yaşamakta olduğu yaşamdan başka bir yaşamı yitirmediğini, yitirmekte olduğu yaşamdan başka bir yaşam yaşamadığını aklından çıkarma; bu nedenle en uzun yaşamın da, en kısa yaşamında sonu aynı yere varır. Çünkü şimdiki zaman herkes için aynıdır bu nedenle geçmekte olan da aynıdır; bunun için de yitirilen, bir andan başka bir şey değildir. Aslında hiç kimse ne geçmişi ne de geleceği yitirir, çünkü sahip olmadığı şeyi kim alabilir ondan?"
"Hiç kimse sahip olmadığı bir şeyi yitiremez."
"Ne şanslıyım, çünkü başıma gelen utanç verici şeye karşın, yılgınlığa kapılmıyorum, ne şimdiki zaman eziyor beni, ne gelecek ürkütüyor."
"Bundan böyle, üzülmene yol açan her güçlük karşısında, şu ilkeyi uygulamayı unutma: bu bir şanssızlık değildir, ama ona yüreklice katlanmak şanslılıktır."
"Sabahları canın yataktan çıkmak istemediğinde, hemen şöyle düşün: "Bir insanın görevini yerine getirmek için kalkıyorum. Bunu yapmak için doğdum, bu dünyaya bunun için getirildim, peki ama neden yakınıyorum öyleyse? Yataktan çıkmayıp yorganı başıma çekmek için mi yaratıldım yoksa?" "Kuşkusuz çok daha hoş bir şey bu." "Bunun için mi geldin dünyaya öyleyse? Harekete geçmek için değil de, duyuları sınamak için mi? Ağaçları, kuşları, karıncaları, örümcekleri, arıları görmüyor musun? Onların her birinin evrenin akışı içinde kendine düşen görevi yerine getirdiğini, evrensel düzene küçük de olsa katkıda bulunduğunu görmüyor musun? Sense, kendi adına, bir insan olarak yapman gereken şeyi yapmayı red mi edeceksin? Kendi doğana uygun olanı yapmak için acele etmeyecek misin?" "Ama dinlenmek de gerek." Elbette; bence de öyle. Ama doğa yemeye içmeye olduğu gibi, buna da sınır koymuş; oysa sen bu sınırları aşıyorsun, gerekli olanın dışına çıkıyorsun. Sıra eyleme gelince de, yapabileceğinden azını yapıyorsun. Gerçek şu ki, sen kendini sevmiyorsun, kendini sevseydin, hem kendi doğanı, hem de onun istemlerini severdin."
"Başına ne gelirse gelsin, hoş olmasa da kabul et; çünkü, amacı; evrenin iyiliği, Zeus'un gönenci ve başarısıdır. Eğer bütünün yararına olmasaydı, insanın başına hiç bir şey gelmezdi; doğa da, nasıl bir doğa olursa olsun, yönettiği şeye uygun olmayan hiçbir şey üretmez."
"Her eyleminde doğruluk ilkelerine göre davranmayı başaramazsan canırı sıkma, gönül gücünü yitirme, öfkelenme; yanıldınsa baştan başla; davranışların, en azından çoğunlukla insana lâyık davranışlarsa memnun ol."
"Kente zararlı olmayan, yurttaşa da zararlı değildir. Ne zaman sana zarar verildiği fikrine kapılırsan, şu kuralı uygula: "Eğer bu, kente zarar vermiyorsa, bana da zarar vermez." Ama eğer kent bundan zarar görmüşse, bu zararı verene öfkelenme, ama gözünden kaçmış olanı göster ona."
"Koşullar seni kaygılandırıyorsa hemen kendi içine çekil; gereğinden çok ölçüyü kaçırma, çünkü uyumu koruduğun sürece daha çok egemen olursun ona."
"Bir şeyi başarmak sana zor geliyorsa, bunun insan yeteneğini aşan bir şey olduğunu düşünme hemen; tersine, bir şey olanaklı ve insanın yapalabileceği bir şeyse, senin de onu başarabileceğini düşün."
"Eğer birisi, fikirlerimin ve eylemlerimin yanlış olduğunu kanıtlayarak beni ikna ederse, seve seve değiştiririm onları, çünkü benim aradığım gerçekliktir, gerçeklikten kimse zarar görmez, yanılgılarında ve bilgisizliklerinde direnenlerden başka."
"Tanrılara saygı duy, insanlara hizmet et. Yaşam kısadır; yeryüzündeki varlığımızın biricik meyvesi, tanrısal yasaya uymak ve toplumun ortak yararına yönelik etkinliklerde bulunmaktır."
"İçinde bulunduğun duruma uyum sağla, aralarında yaşadığın insanları sev, ama gerçekten sev."
"İlkeler ölmezler. Onlara denk düşen düşünceler yokolmadıkça, nasıl ölebilirler? Ama onları sürekli olarak canlı tutmak sana bağlıdır. "Herhangi bir konuda oluşturmam gereken düşünceyi oluşturabilirim; bunu yapabiliyorsam, niçin kaygılanayım? Zihnimin dışında kalan şeyler, kendi başlarına hiçbir şey değildirler." Bunu anladığında her şey yoluna girecektir. Yaşamına yeniden başlamak senin elindedir: bunun için yaşadıklarını yeniden gözden geçir, çünkü yeniden yaşamak buna bağlıdır."
"Söylediğin her sözcüğü tart; attığın her adıma dikkat et. Verdiğin her kararın ne gibi sonuçları olacağını düşün. Bu ikinci durumda, amacın ne olduğunu daha başından gör; birinci durumda ise sözcüklerin ne anlama geldiğine dikkat et."
"Gelecek için kaygılanma; çünkü varman gerektiğinde, varacaksın oraya, şimdi yararlandığın usu da birlikte götürerek."
"Olmayan şeyleri, varmışlar gibi düşünme, var olan şeyler arasından en hoşuna gidenleri seç, eğer olmasalardı, onları nasıl isteyeceğini düşün. Ama sahip olmaktan mutluluk duyduğun şeyleri aşırı değerlendirmemeye alıştır kendini; yoksa bir gün onları yitirirsen sarsılırsın.
İnsansevmez birine karşı, onun insanlığa duyduğu duyguları duyma."
"Karakterin yetkinliği şurada yatar: her günü son günmüş gibi yaşamak, telaşsız, uyuşuk olmaksızın, yapmacıksız."