"Senin şairin yap beni, ey Gece, peçeli Gece! Gölgende çağlar boyu sessizce oturdu insanlar, şarkılarını söyleyeyim onların. Âlemden âleme sessizce koşan tekerleksiz arabana al beni, sen ki zamanın sarayında bir kraliçe, esrarengiz bir güzelsin! Sorular soran nice akıl, avluna gizlice…devamı"Senin şairin yap beni, ey Gece, peçeli Gece!
Gölgende çağlar boyu sessizce oturdu insanlar, şarkılarını söyleyeyim onların.
Âlemden âleme sessizce koşan tekerleksiz arabana al beni, sen ki zamanın sarayında bir kraliçe, esrarengiz bir güzelsin!
Sorular soran nice akıl, avluna gizlice girip cevaplar aradı senin lambasız evinde.
Bilinmeyen'in attığı neşe okuyla vurulmuş nice yürekten şen ilâhiler fışkırdı, altüst etti karanlığı.
Uyku nedir bilmeyen o ruhlar, buluverdikleri hazineye yıldızların ışığı altında hayretle bakıyorlar şimdi.
Beni onların şairi yap, ey Gece, erişilmez sükûtunun şairi yap!"
(Sayfa 27)
"Şairin zihni rüzgârın ve suyun sesleri arasında, hayatın dalgaları üstünde dans eder.
Ama mademki güneş batıp da göğün karanlığı denizin üzerine bitkin göz kapakları misali indi, şimdi şairin elinden kalemini alıp, düşüncelerini sessizliğin ebedi gizeminin ortasında derinlere gömülmeye bırakmanın zamanıdır."
(Sayfa 30)
"Karanlıktır gece; benliğimin sessizliğinde derindir senin uykun.
Uyan, ey Aşk Sancısı, bilmiyorum kapıyı nasıl açacağımı, dışarıda bekliyorum!
Saatler durgun; yıldızlar gözünü dikmiş; rüzgâr dinmiş; yüreğimde sessizlik kurşun gibi ağır...
Uyan, ey Aşk, uyan! Doldur boş kadehimi; şarkının soluğuyla geceyi dalgalandır!"
(Sayfa 31)
"Gözlerimle, ellerimle, ayaklarımla öptüm dünyayı; yüreğimle kat kat sardım onu; düşüncelerimle sellere boğdum onun günlerini ve gecelerini, nihayet yaşamım bir oldu onunla. Göğün ışığıyla böyle iç içe olduğumdan severim yaşamımı.
Dünyadan ayrılmak dünyayı sevmek kadar gerçekse eğer, bir mânâ olmalı yaşamın kavuşma ve ayrılığında.
Sevgiye ihanet edilseydi ölmekle, bu hain çürüme her şeyi yiyip bitirir, gökteki yıldızları bile soldururdu."
(Sayfa 66)
"Kaybolacağım," dedi Bulut. "Kızgın şafağın içine dalacağım," dedi Gece.
"Derin sessizlikte onun ayak izi olacağım,” dedi Istırap.
"Ölerek kemâle eriyorum," dedi yaşamım.
"Işığım senin düşüncelerini öpüyor her an," dedi Dünya.
“Günler geçiyor ama ben seni bekliyorum,” dedi
Aşk
"Senin yaşam teknenle aşıyorum denizi,” dedi Ölüm.
(Sayfa 67)
"Yaprakları ve çiçekleriyle geldi bahar bedenime. Arılar sabah boyu vızıldıyor içimde, rüzgâr tembelce oynuyor gölgelerle.
Tatlı bir pınar fışkırıyor yüreğimin özünden.
Çiylere bulanmış bir sabah misali sevince boğuluyor gözlerim; sazımın telleri gibi titriyor kollarımda ve bacaklarımda yaşam.
Ey sonu gelmeyen günlerimin sevgilisi! Medcezrin sele dönüştüğü hayat sahilimde sen misin bir başına gezinen?
Senin etrafında mı uçuşuyor rengarenk kanatlı pervaneler misali düşlerim?
Senin şarkıların mıdır benliğimin karanlık saçakları altında yankılanan?
Senden başka kim duyabilir, kalabalık saatlerin uğultusunun damarlarımda yankılanışını, göğsümde dans eden şen adımları, dur durak bilmeyen hayat hengâmesinin bedenimde kanat çırpışını?"
(Sayfa 87)
"Dünya uyurken kapına gelirim senin.
Yıldızlar sessizdir, şarkı söylemeye korkarım.
Durup öylece bakarım, ta ki gecenin balkonundan gölgen geçene dek; o zaman dopdolu bir yürekle geri dönerim.
Sonra, yol kenarında şarkı söylerim sabahleyin. Çalılıktaki çiçekler yanıt verir bana, sabahın havası kulak kesilir.
Ansızın durur yolcular, yüzüme bakarlar, adlarını söylediğimi sanırlar."
(Sayfa 97)
Hint edebiyatının büyük üstadı Rabindranath Tagore'un 1916'da yayımlanan mistik eseri. Hayatımda okuduğum en şiirsel dile sahip yazar olabilir. Kendisinden daha önce Gitanjali'yi okumuştum. Daha çok okumak istiyorum. Onun kaleminden güneşi, yıldızları, kadını ve tanrıyı okumak büyük bir zevk.