📌Sf. 52 "Ama benim en büyük sorunum, insanların duygularımı apaçık anlamalarından ölesiye korkmam değil mi?" Her insan illaki kendine dair bazı şeyleri diğer insanlardan saklayabilir. Bu gayet doğaldır ki bence herkesin her şeyi bilmesine de gerek yoktur zaten. (Bu cümle…devamı📌Sf. 52
"Ama benim en büyük sorunum, insanların duygularımı apaçık anlamalarından ölesiye korkmam değil mi?"
Her insan illaki kendine dair bazı şeyleri diğer insanlardan saklayabilir. Bu gayet doğaldır ki bence herkesin her şeyi bilmesine de gerek yoktur zaten. (Bu cümle biraz "Seni seviyorum ama bundan sanane" der gibi oldu, neyse... sjdkfgskdj) Yine de insanların bir çift kulağının olması ve iki hoş kelam duymak istemesi de gayet doğal değil midir?
Kitaba dönersek ana karakterimiz olan Kiyoaki'nin bu korkusu, duyguların apaçık dışa vurulmasının onaylanmadığı bir ülke için gayet yerinde bir korku olsa gerek.
Japon yazarımızın ustalıkla yazdığı kitabında kullandığı dil ve betimlemeler oldukça iyi ve akıcı lakin bazı yerlerde şiirsel dili bir miktarcık abartmış sanki. Okurken "Bu şimdi ne alâka..." demedim değil ama kültür böyleymiş deyip geçelim yine de biz 🙃
Kitabı, içeriği bakımından iki alanda ele alabiliriz:
✔ Birincisi; soylu bir samuray ailesine mensup ama narin, zarif ve yakışıklı olarak tasvir edilen Kiyoaki ile soylu bir ailenin saray zarafetiyle yetiştirilmiş güzel kızı Satoko'nun aşkını konu almasıyla bir aşk romanı...
✔ İkincisi ise; Japonyanın kültürünü, geleneklerini, inanışlarını büyük bir ustalıkla yansıtması ve bunların yavaş yavaş yerini batı hayranlığına doğru bırakmasını işlemesi bakımından kültürel bir roman.
Kitabın, benim ilgimi çeken asıl yanı ikincisiydi. Geleneksel Japon sanatları ve sporlarından tutun, Budizm'in mezheplerine kadar ve Şinto adetleri, ruh göçü, intihar inanışları, güzellik anlayışları, çeşitli günler ve törenler de dahil birçok konu işlenmiş kitapta.
Japon kültürüne ilgi duyanlar veya bu kültürü merak edenler için okunacak kitaplar listesinde yer hak eden bir kitaptır kendileri 🗻🍃👘
----------------------------------------------------------------------------
📌Sf. 25
"Bir şey, bir daha geri döndürülemez bir biçimde kayıp gitmekte."
📌Sf. 131
"Gerçek kan hiç dökmedim. Yürek dışında hiçbir şeyi yaralamadım." diye övündü ama içten içe hafif bir üzüntü de duymuyor değildi.
📌Sf. 182
"İçten içe, gerçekten kaybetmiş olmayı, kaybetme korkusuna yeğliyordu."
📌Sf. 267
"Hiçbir şeyin sonsuza kadar sürmeyeceğini bile bile, sürdürmeye hakkım var, diye tutturmak aptallık olmaz mı?"
📌Sf. 356
"Kimse Satoko'nun ruhuyla ilgilenmiyordu, ulusun çıkarını ilgilendiren tek şey saçlarıydı şimdi."
📌Sf. 372
"Vicdanını susturmak için onu hiçe sayması gerçekten de bir cesaret örneği miydi? Yoksa gerçek cesaret, şimdiki durumuna güçlü bir tutuklu gibi sessizce katlanmasını mı gerektirirdi?"