Tagore'u her geçen gün daha çok seviyorum. Kalemi o kadar güzel ki... Okumaya doyamıyorum. Mistik olmasından dolayı okurken, ruhani ve dingin yönünü hissetmemek imkansız. Eserde önce hayat hikayesi ardından şiirleri, aforizmaları ve son olarak iki öyküsü yer alıyor. Kalemini biraz…devamıTagore'u her geçen gün daha çok seviyorum. Kalemi o kadar güzel ki... Okumaya doyamıyorum. Mistik olmasından dolayı okurken, ruhani ve dingin yönünü hissetmemek imkansız. Eserde önce hayat hikayesi ardından şiirleri, aforizmaları ve son olarak iki öyküsü yer alıyor.
Kalemini biraz Halil Cibran'a benzetiyorum ama kişisel fikrimi soracak olursanız Tagore çok daha iyi bir şair.
Sırada büyük romanı "Gora" var. Sabırsızlıkla bekliyorum.
Hoşuma giden alıntılardan bazıları;
"Sen beni sonsuz kıldın, hoşlanıyorsun bundan. Durmadan boşaltıp taze yaşamlarla dolduruyorsun bu ince tasi. Bu sazdan kavalı derelerden tepelerden geçirdin; yeni, bitmeyen ezgiler çıkardın ondan.
Ellerinin ölümsüz dokunuşuyla kanatlanıyor küçük yüreğim, yitiriyor sınırlarını, anlatılmaz bir dil yaratıyor.
Tükenmez armağanların yalnız bu ufak ellerle geliyor bana. Çağlar geçiyor, sen hâlâ akıtıyorsun, dolacak yer var hâlâ."
(Sayfa 53)
"Senin çiçeğini kopardım, ey dünya!
Yüreğime bastırdım, dikeni battı.
Gün bitip kararınca, baktım çiçek de soldu; acısı kaldı ama.
Kokuyla, onurla çok çiçekler gelir sana, ey dünya!
Ama çiçek toplama zamanım geçti benim; yalnız acı var; gül yok artık karanlık gece boyunca."
(Sayfa 109)
"Yok olmuş günlerimin gençliğinden bir çağrı geldi bana: "Gülüşlerin gözyaşına döndüğü, saatlerin söylenmemiş şarkılarla sızladığı daha doğmayan mayısın titreyişleri arasında bekliyorum seni.
Yılların yıpranmış izlerinden, ölüm kapılarından geçip gel bana. Düşler solar çünkü, umutlar söner, çürür yılin koparılmış yemişleri; ben sonsuz gerçeğim ama, beni yeniden, yeniden göreceksin kıyıdan kıyıya ettiğin yaşam yolculuğunda."
(Sayfa 124)
"Ben gece gibiyim sana, küçük çiçek. Yalnız duruluk, yalnız karanlıkta gizlenen uyanık bir sessizlik verebilirim sana.
Gözlerini açınca sabahleyin, seni anılarla vızıldayan, kuşlarla öten bir dünyaya bırakacağım.
Gençliğinin derinliğine düşen bir damla yaş olacak son armağanım; gülüşünü daha da güzelleştirecek, günün duygusuz sevincinde sislendirecek görünüşünü."
(Sayfa 129)
"Yıldızlar, ateşböceği sanılmaktan korkmazlar."
(Sayfa 138)
"Al beni, sevgili Tanrım, artık al beni. Sona ersin sensiz geçen bu yetim günler. Ama uzat bu süreyi, kucağında tut beni, ışığında tut. Beni çeken, ama bir yere götürmeyen yollara saptım. Oturayım şimdi huzur içinde, ruhumda sözlerini duyayım sessizliğinin.
Yüreğimin karanlık gizlerinden çevirme yüzünü, onları ateşinle yak."
(Sayfa 145)