"Agtiyan inancında Umay Ene kadınların, hamile kadınların ve çocukların yardımcısıdır. Kadın kutsaldır. Düğünde, misafirlikte ikram kadından başlar. Her kadın saygıya layıktır." "Geceleri yemek yedikten sonra, ağzınızı silmeden, ateşe üflemeden çocukların dışarı çıkmasını ya da sofradan kalkmasını yasaklarlar. Çünkü 'Kötü ruhlar…devamı"Agtiyan inancında Umay Ene kadınların, hamile kadınların ve çocukların yardımcısıdır. Kadın kutsaldır. Düğünde, misafirlikte ikram kadından başlar. Her kadın saygıya layıktır."
"Geceleri yemek yedikten sonra, ağzınızı silmeden, ateşe üflemeden çocukların dışarı çıkmasını ya da sofradan kalkmasını yasaklarlar. Çünkü 'Kötü ruhlar dudaklarda kalan yağı, yemeği yalar ve ağzınızda uçuk çıkar derler. Ayrıca, geceleri tırnak kesmek yasaktır. Tırnak kesilip toplandıktan sonra yere gömülür. Kaybolan tırnakla insan ruhunun kaybolacağına inanırlar. Anadolu'da ise geceleri tırnak kesilmezmiş ve tırnaktan büyü malzemesi yapıldığına inanıp, insanların bulamayacağı yere atarlarmış.Yine Kamlık inancına göre eve girerken eşikte durulmaz; çünkü Erlikbiy'in kızları canı alıp götürebilir. Canı çalınan kişi hastalanır veya ölebilir."
"Doğa yaşayan bir varlıktır ve doğadaki tüm canlı ve cansız varlıkların ruhları vardır, doğanın insana düşman olmaması için bu ruhlara saygı gösterilmeli ve korunmalıdır. Kişi kendi eylemlerinden sorumludur, bu sorumluluk dürüst bir insan olmanın göstergesidir. Yaşamın amacı, dünya ile dengeli bir biçimde yaşamaktır. Denge, kişinin kendisiyle, toplumla ve doğayla uyumlu olabilmesi için önemlidir, kişi düzgün ve onurlu bir yaşam ile çevresini dengede tutarak kişiliğini ve kişisel gücünü yüceltir.
Bilim her şeyi sorgular, bağnaz dinlerde ise sorgulama yoktur. Bu açıdan bilim ilerledikçe insanoğlunun bağnaz dinlere olan inancı da azalıyor. Günümüzde eğitim düzeyi yüksek olan gelişmiş toplumlarda bağnaz dinlere inanma oranı çok düşüktür. Bilgili insan, bilgisiz insan gibi bir şeyi sorgulamadan kabul etmek istemiyor. Bu açıdan bilgi sahibi insanlar denizin sopayla vurulunca yarıldığı, Ay'ın parmakla işaret edilince ikiye bölün- düğü, kutsal kitapların gökten indirildiği, peygamberlerin Tanrı' nın en sevdiği kulları olduğu, Tanrı'nın bir oğlu olduğu, bir kadının kendi kendine gebe kaldığı ya da 7 yaşındaki kız çocuklarıyla evlenmenin Tanrı izni olduğu türünden bilim ve ahlak dışı şeylere inanmak istemiyor.
Bilgili insan günün ya da haftanın belli günlerinde tapınaklara gidip garip hareketler yaparak ibadet etmek ya da bağnaz bilgi düzeyini aşamamış din adamlarının verdiği vaazleri dinlemek istemiyor. Bilgili insan "kutsal" ilan edilen yerleri yılın belli gün- lerinde ziyaret edip anlamsız ritüeller yapmak istemiyor.
Bilgili insan Tanrı'nın hoşuna gitsin diye hayvanların hunharca katledildikleri kurban törenleri istemiyor. Bilgili insan acın halini anlamak için oruç tutmak istemiyor. Bilgili insan tüm zenginliklerin adaletle bölüşülmesini istiyor. İnsanlığın açlık ve sefalet içinde sürünmesini istemiyor. Sömürülmek, kullanılmak, baskı ve zulüm görmek istemiyor. İnsana layık bir düzen istiyor. Bilgili insan bilime inanmak istiyor. Bilgili insan, tüm insanların ortak bir bilinç içinde kabul edebileceği ahlak kurallarını kabul etmek istiyor.
Gök Tanrı Dini bağnaz olmadığı için, bilime ve sorgulamaya açık olduğu için, vazgeçilmez ve değiştirilemez öğretilere ve kurallara sahip olmadığı için, aklı başında insanların kabul etmekte zorlanmayacakları bir "dindir". Çünkü o, bilinen anlamda bir din değil, bir yaşam felsefesidir. Bilgili insan sorgulamanın yasak olduğu bir dini değil, düzgün bir yaşam felsefesini kabul etmek ister."