Spoiler içeriyor
Filmin çıkmasını hevesle beklediğim, çıktıktan sonra olumsuz yorum ve düşük IMDB puanı ile hevesimi kıran ey insanlar. Ayıp ayıp ! Sayenizde izlemeye düşük beklentiyle başladım ve film boyunca acaba neresi kusurlu diye diye sonuna kadar geldim. Beğenmeyenler ile aynı filmi…devamıFilmin çıkmasını hevesle beklediğim, çıktıktan sonra olumsuz yorum ve düşük IMDB puanı ile hevesimi kıran ey insanlar. Ayıp ayıp !
Sayenizde izlemeye düşük beklentiyle başladım ve film boyunca acaba neresi kusurlu diye diye sonuna kadar geldim. Beğenmeyenler ile aynı filmi mi izledik bilmiyorum ama ben çok beğendim. En azından bu senenin açık ara en iyi filmiydi benim için.
Genelde herkes orjinal filmin altında kaldığını söylemiş. Ancak şunu unutmamak lazım, bu aynı filmin uyarlaması değil. Gladyatör filminin devamı. Ne yapsınlar Maximus'u mu diriltsinler. Aynı senaryoyu en baştan mı oynasınlar. Bu küçük sitemden sonra filme geçiyorum.
Öncelikle film sinema için çekilmiş, netflix gibi platformlardan yüksek bedelli teklifler gelmesine rağmen ben bu ihtişamı, Roma'nın görkemini sinema salonlarında izleyici ile buluşturmak istiyorum demiş Ridley Scott. Bu bile adama ve filmine saygı duymak için önemli bir kriter. Eski Roma deyince insanın aklına, absürt derecede gösteriş, eğlence, abartılı kostümler geliyor. Filmde hiç bir masraftan kaçınılmamış.Bir önceki filme kıyasla aksiyon, savaş sahneleri daha yoğun. Arenadaki mücadeleler, kanlı sahneler, kılıç kalkan, kolezyumun görkemi sizi tatmin ediyor. Özellikle arenadaki deniz savaşı konsepti oldukça etkileyiciydi. Filme epik yönden 2,5 saat boyunca doyuyorsunuz.
Benim için en önemli unsur önceki film ile bu film arasında oluşturulacak bağ idi. Başrol Lucius'un Maximus'un oğlu olduğunu anladığımız, yerden eline kumları aynı onun gibi alıp fırlatması, babasının şiirini Roma imparatorluğuna okuması duygusal yönden vurucuydu. Aslında karaktersel olarak yaratılan giriş gelişme sonuç aynıydı. Fakat bu beni rahatsız etmedi. Karakterler arasında ki tek fark, Maximus' un özgür Roma ideali vardı. Evinden çok uzakta Afrika'da büyüyen Lucius' un ise Roma'ya karşı nefret ve öfkesi vardı. Generalin işgal sırasında karısını öldürdüğü sahne ile ailesiz kalması, babasının ailesine karşı yapılanlarla oldukça benzerdi. Kolezyumda ise Maximus'un kıyafetini giydiği, kılıcını eline aldığı sahnede, babasının ruhunu yaşaması, Roma'nın adaletsizliğine son verme isteği ile karakterin duygusal değişimi çok güzel bağlanmıştı.
Filmde değinilmesi gereken o kadar konu ve detay var ki. Bazı şeylerin yüzeysel anlatıldığı, üstünde kısa durulduğuna herkes gibi bende katılıyorum. Fakat yönetmenin röportajına göre aslında film 4 saatmiş. Ve bu 4 saatlik versiyonunu da sanırım Gladyatör 3 ten sonra seyirciye sunacak. Napolyon'da yaptığı gibi. Belki o zaman eksik bulduğumuz yerlerin altı daha da çizilebilir. Benim için en vurucu yeri final sahnesiydi. Babası gözünü kapatınca tarlada yürürdü ve kamera sadece elini gösterirdi. Lucius' un gözünü kapatıp göğe bakınca, aynı rüyayı, daha yaşlı bir el ve babasının yüzüğü ile görmesi çok duygusaldı. İlk filme yapılan göndermeler çok hoşuma gitti.
Denzel Washington'un performansına bayıldım. Olduğu tüm sahneleri izlemek aşırı keyifliydi. Pedro Pascal'ı da çok sevmeme rağmen, ona verilen sürenin kısıtlılığı yüzünden, adamı çok tanıyamadan öldü. Ama arenada ölürken sergilediği performans çok iyiydi. Başrole gelince ya ben bu çocuğu nerde izledim diye düşünürken bir baktım Normal People'da oynamış. Oradakine göre o kadar zıt bir karakterdi ki. Kim ne derse desin ben performansı çok çok iyi buldum. Maximus'a oğlu olarak benzerliği ve tam bir romalı görünüşü beni tatmin etti. Kimse bir Russel kopyası beklemiyor zaten.
Genel olarak ben filmi gerçekten beğendim. Yapılan kötü yorumlari haksız buluyorum. Benim gibi önyargıya kapılıp izlemekten vazgeçip erteleyenler varsa mutlaka izlesinler. Ridley Scott seni de tebrik ederim. Her şeye rağmen 3. Filmi çekeceğini söylemişsin. Umarım senden özgür romayı da izleme şansımız olur.
🎬"Bu hayatta yaptıklarımız, sonsuzlukta yankılanır."