İlk kez 1869 yılında yayınlanan ve Rus Edebiyatı'nın en önemli başyapıtlarından biri olan Savaş ve Barış, 1863 yılında yazılmaya başlanmış ve 1865-67 yıllarında ise "Rus Haberci" gazetesinde bölümler halinde "On yıl 1805" adı ile yayımlanmıştır. Ancak Tolstoy, eserin bu sürümünden…devamıİlk kez 1869 yılında yayınlanan ve Rus Edebiyatı'nın en önemli başyapıtlarından biri olan Savaş ve Barış, 1863 yılında yazılmaya başlanmış ve 1865-67 yıllarında ise "Rus Haberci" gazetesinde bölümler halinde "On yıl 1805" adı ile yayımlanmıştır. Ancak Tolstoy, eserin bu sürümünden çok hoşlanmayarak tekrar üzerinde titiz çalışmalar yapmış ve eseri bugünkü haline getirmiştir. Dört kitap ve bir sonsözden oluşan eser, dünyanın uzun romanları listesinde de onyedinci sırada yerini almıştır.
1828 yılında doğan Tolstoy, kendi doğumundan 20 yıl, romanı yazdığı tarihten ise yaklaşık 60 yıl öncesine Napolyon'un Avrupa’yı kasıp kavurduğu, "Dedelerimizin zamanı" dediği günlere gitmiş ve bu döneme ışık tutabilmek için bolca da araştırma yapmıştır. Başta Napolyon olmak üzere, romanda anlatılan birçok karaktere ait mektup, biyografi ve günlük gibi birçok metni hem Fransızca hem de Rusça'sından okumuştur ancak savaş esnasında çatışma alanındaki muhteşem betimlemelerine, 1854 yılında subay olarak katıldığı Kırım Savaşı'nda yaşadığı tecrübelerinin de katkısı yadsınamaz bir gerçektir.
Romana gelecek olursak, oldukça fazla karakterin yer aldığı eser, aslında temel olarak 5 aristokrat aile üzerinden dönmektedir. Romanın başlarında aristokrat ailelerin savaş öncesi gündelik yaşamlarına şahit olurken, savaşın patlak vermesi, sosyoekonomik ve politik değişimlerin de etkisiyle, ruhsal karmaşalar yaşayan ve hayatları alt üst olan karakterlerin birçoğunun çocukluğundan orta yaşa ya da orta yaştan yaşlılığa doğru gelişimleri ve değişimleriyle birlikte arka planda toplum üzerindeki etkilerine de şahit oluyoruz.
Tolstoy, sadece bir roman yazmakla kalmamış, savaşın hem bireyin hem de Rus toplumunun üzerindeki etkileri, karakterlerin iç monologlarıyla okuyucuya yansıttığı duygu, düşünce ve kendileriyle hesaplaşmaları, savaş sahnelerinin betimlemeleri ve savaş taktikleri, liderlik ve kahramanlık vasıflarıyla ilgili felsefî yaklaşımlarıyla gerçek ile kurguyu da muhteşem bir şekilde harmanlayarak adeta bir destan yaratmıştır.
Romanda, karakterlerin çok fazla olması (yaklaşık 600 karakter ve bunların 200'ü tarihi kişilik) çoğu okuru korkutsa da yaklaşık 1800 sayfa boyunca birlikte olduğumuz, gelişim ve değişimlerine şahit olduğumuz, bazen kızdığımız, bazen üzüldüğümüz, bazen de yargıladığımız, kendimizi adeta onlardan biri gibi gördüğümüz karakterlerden ayrılmak da bir o kadar zor oluyor. Tabii bu da Tolstoy'un
gözlem yeteneğini yazıya aktarma gücüyle birlikte karakterleri yaratmadaki başarısıyla ne kadar büyük bir yazar olduğunu bizlere bir kez daha kanıtlıyor. Kitapla kalın...
Notum : 10/10