🪷Ramazan boyunca her gün bir dini içerik tüketiyorum. 26. Gün🪷 "Her Ramazan'ın ayrı bir rengi, ayrı bir kokusu, ayrı bir biçimi vardır." Zorlu bir okuma deneyimiydi. Felsefik içeriklerle aramı daha sık tutmalıyım bunu anladım. Eser güzeldi, iyiydi, hoştu ama bilmediğim…devamı🪷Ramazan boyunca her gün bir dini içerik tüketiyorum. 26. Gün🪷
"Her Ramazan'ın ayrı bir rengi, ayrı bir kokusu, ayrı bir biçimi vardır."
Zorlu bir okuma deneyimiydi. Felsefik içeriklerle aramı daha sık tutmalıyım bunu anladım.
Eser güzeldi, iyiydi, hoştu ama bilmediğim çok fazla felsefi kelime vardı ve yazar dolu dolu bir anlatıma sahipken felsefik bir dille yazmış eseri. Yazarın bilgi donanımına, edebi gücüne, aklının işleyiş ve bunları kaleme alış biçimine hayran kaldım. Kendisiyle tanışma eserim oldu -evet zorluydu ama zorlu olan şey daima güzeldir- diğer eserlerini de aşırı merak etmeme yol açtı.
Eser sadece İslam dinini baz almıyor. Diğer dinleri de içine katarak karşılaştırmalar yaparak ilerliyor. Çeşitli yazarların dinlere, tanrıya ve tanrı ile diğer şeylerin aralarında ki bağlarına ve sözlerine değinmiş.
Sadece İslamı açıklamıyor aynı zamanda insanı durduruyor ve uzun uzun cidden düşündürüyor. Kendi varlığımızı, bu varlığın tabiat üzerinde ki yansımasını ve bunlara ek olarak tanrı karşılaştırmasını yapıyor. Tanrı bunlara bağlı olarak bize nasıl yansıyor? Veya ebedi gücüyle tanrı bunları bize nasıl yansıtıyor?
Yani sadece İslam'a dair şeyler okumuyorsunuz.
Bir toplulukla veya bir insanla oturup üzerine tartışmalar yapabileceğiniz derin bir eser.
-İnanıyorum bir gün bunları derin derin tartışacağım bir insana denk geleceğim.-
(Zira sen olmadan eserlerinde tadını pek alabildiğim söylenemez sevgili insan...)
İslam'a dair neler anlatıyor elif derseniz kısaca değineyim.
Kelime-i şehadetin önemini, ölümden sonra dirilmeyi, insanı ve diğer varlıkları, bu varlıkların ve insanın hangi mevkide olduğunu, mevkinin nasıl yükselip nasıl alçalabileceğine dair yazılar yazmış.
Tapınmayı, putperestliği, tapınmanın neden sadece Allah'a ait olması gerektiğini, oruca dair dört bölüm, iki yasak olan domuz eti ve içkinin insan ruhuna bedenine mizacına nasıl yansıdığına dair bilgiler de veriyor. Ve daha çok şey...
-Kadir gecesinin neden tam tarihle bilinmediğine dair de pek güzel bir bölümü var. En sevdiğim bölümlerden bir tanesiydi. Açıkçası İslam gibi bir dine mensupken neden bilinmediği de çok mantıklı açıklanmış. Daha sabah bunu düşünmüş akşamına tevafuk eseri bu bilgiyi edindim. Hoş bir denk gelişti. Dilerim hoş denk gelişlerimiz, kadir gecelerimiz devam eder.-
"Allah'ı inkar ediş, bence insanın kendinden uzaklaşmasından doğuyor." Demiş üstad.
Ve bence haklılık payı da var. Karşılaştığımız zorluklar bazen bizi çok zorlayabiliyor. Bu sırada kendi benliğimizden uzaklaşıyor ve o karşılaştığımız zorluk yüzünden de inkar edebiliyoruz.
İnanç meselesi bile psikolojiye, ruhsal dirence denk geliyor bir yerde...
Sanırım en önemli şeylerden birisi sağlıklı dinç bir vücutken aynı zamanda da huzurlu bir ruh hali. Zira bedeni etkileyen şey bile ruhani durumumuz çoğu zaman.
Gönlü darda olanların feraha çıkması dileğiyle aynı zamanda.
"Tarihe bakılırsa, Allah'tan ıraklaşma çağları eşyanın çoğaldığı insanın eşya yapan varlık olarak tanındığı çağlardır."
Yani ne zaman ki bu konuda geliştik ve yeni yeni icatlar bulduk o zamandan itibaren biraz biraz uzaklaştık diyor Sezai Karakoç.
Neyle fazla ilgilenir olduysak ona dönüştük, onu benimsedik, onu sevdik diyor.
Zamanımızı neye verdiysek o olduk, ona muhabbet besledik diyor.
Nefse karşı çıkamadık ve ürettiğimiz şeyler uğruna zamanı heba ettik ve yaradandan uzaklaştık diyor.
Daha neler neler diyor...
Okuyun, okutturun, tartışın, üzerine düşünün diyerek alıntılarımı veriyor hayırlı geceler diliyorum. ✨
📌İnsan bir taklit eseridir. Bu taklitten gerçeğe yükselmek Allah'ı bulmak demektir.
📌Bize verilen inkar gücü bile Allah'ın varlığını ve büyüklüğünü söylüyor. Farkında değiliz ki inkar ederken bile inkarımızın biraz ilerisinde o duruyor.
📌Allah var, öyleyse varım.
📌Kendi varlığı meselesine daha çözememiş bir varlığın (insanın) inkara hakkı yoktur.
📌Kelime-i Şehadet bir şimşek gibi insanın gönlündeki kara ağacı deviren, onu nurlara boğan, gönüllere aydınlık bir gökyüzü, billur'dan bir çeşme koyan ilahi kılıçtır.
Şehadet kelimesi müminlerin manevi zırhıdır. Ona hiçbir tank nüfuz edemez.
📌İnsanları bir kere yaratan bir kere daha yaratmaya yeterli değil midir?
📌Ölüler gün ışığında görünmeyen yıldızlar gibidirler.
📌Yerin altında yer kalmayınca ölüler dirilecektir.
📌İnsanın dünyaya açılan duygu yollarının en göze çarpana gözdür.
Bir insan ölürken, cennet ve cehennemin ilk çizgileri gözünün önünde yanar ve söner.
📌İnsan var oldukça ve yaşadığını idrak ettikçe, içindeki veya dışındaki akım ona acı veya tatlı geldikçe, daima alın yazısını düşünecektir. Ölüm, insanı alın yazısının kayalarının önüne götürüp bırakan dev dalgalı bir denizdir. Savaş, veba, kıtlık hep aynı dünya çölünden alın yazısının büyük rüzgarını geçiren, insanlığın önüne sık sık gelip sonsuzluğu ve derinliği düşündüğü büyük kımıldanışlardır. Bir karıncanın tuttuğu yoldan, bir çiçeğin gülüşünden, bir tabutun esrarına kadar insanların ilgilendiği her olayda, alın yazısının arka planda ellerini teşhis etmek mümkündür.
📌İslam ne kadar sade bir insanidir!
📌Oruç öyle bir ruh kalıbıdır ki her gün ortalığın ilk ağrıdığı vakitten ilk karardığı vakte kadar içimizi oraya yerleştiririz. Orada ruh bir biçim alacak, bir öz kazanacak, billurlaşacak, yıkanacak ve canlanacaktır. Gece dinlenecek, bir gün sonra yine aynı çerçeveye girecek, böyle böyle bir ay sonunda yepyeni ve taptazlı bir insan yüreği, ruhu ve vücudu olacaktır.
📌Oruç demek ki bir noktadan bakılınca ruhum ve vücudun dezenfekte edilmesi oluyor. Oruç tek başına belli başlı ibadetlerden olduğu gibi, bir de öbür ibadetlerin yatağı olmak gibi bir özellik taşıyor.
Oruç külü deşer, betonları kırar, eskiyen dünyayı tazeler, alışkanlıkları elastikleştirir, donmaları önler, içgüdüleri pırıl pırıl yapar, insana melankoliye düşmekten, yani eşya ile ilgiyi kesmekten korur, kainatı yeniden yaşanmaya değer bir yer haline getirir. İnsana yeni doğmuşçasına yaşamaya hevesli, iştahlı bir yeni insan yapar.