Spoiler içeriyor
2000-2015 aralığında çekilen animasyonların ayrı bir sıcaklığı olduğunu düşünüyorum. Sanki teknoloji ilerledikçe ve görüntü kalitesi arttıkça samimiyet de o derece azalıyor. Mesela geçen gün Sihirli Annem'in fragmanını izledim ve görüntü kalitesi o kadar netti ki sanki yapay zekanın oluşturduğu bir…devamı2000-2015 aralığında çekilen animasyonların ayrı bir sıcaklığı olduğunu düşünüyorum. Sanki teknoloji ilerledikçe ve görüntü kalitesi arttıkça samimiyet de o derece azalıyor. Mesela geçen gün Sihirli Annem'in fragmanını izledim ve görüntü kalitesi o kadar netti ki sanki yapay zekanın oluşturduğu bir fragmanı izliyormuş gibi hissettim. Ki zaten Eda karakterini yapay zeka ile oluşturmaları başlı başına saçmalık da neysee bu filmin yorumuna geçelim.
Bu filmi küçükken izlediğimi hatırlamıyorum ama Şimşek McQuenn'i seviyordum hatta arabalarla oynamayı da çok severdim. Hiç unutmadığım oyuncaklarımdan biri de pembe, üstü açık bir Jeep'ti. Sanırım o oyuncağımı özledim.
Bu animasyon da çok güzeldi, keyifle izledim. Nedense ekstra huzurlu hissettirdi ve sanki filmin çekildiği yıllara ışınlanmışım da 5-6 yaşlarındaki Beyza olarak izliyordum.
McQuenn'in çaylak olarak piston kupasını kazanma hayali ve sonunda kazanma ihtimali olmasına rağmen değerlerinin, kazanmanın önüne geçmesi çok güzel bir karakter gelişimi meydana getirmişti. İlk yarışta kendini beğenmiş, ukala biriyken Radiator kasabasından çok farklı biri olarak çıkmıştı.
Karakterlerdeki bu gelişimi görmek çok hoşuma gidiyor yaa bazen de acaba bizim değişmemize sebep olan olaylar, yerler var mıdır diye düşünüyorum. Keşke biz de hayatımızın bu dönüm noktalarını izleyebilseydik.
McQuenn ile Mater'in arkadaşlığı çok tatlıydı, sahnelerini sırıtarak izledim. Dostluk kavramına da güzel değinilmişti ve o en iyi tercih olduğunu söylediği sahneyi izlerken aklıma gelen arkadaşımın iyi ki hayatımda olduğunu ve gerçekten de iyi bir tercih olduğunu düşünmüştüm. Arkadaşlık konusunda çok zor zamanlardan geçtim ve bu süreçte bile hep yanımda oldu. Dostum sandığım kişinin hayatımdan çıkmasına üzülürken aslında dosttan öte bir kardeş kazanmıştım. Bu konuda biraz şanslıyım galiba. Umarım herkesin kardeşe dönüşen bir dostu olur.
"-Biliyordum, iyi bir tercih olduğunu biliyordum.
-Ne tercihi?
-En iyi dost ♡"
McQuenn yarışırken sadece kendi yeteneğine güveniyordu ve çok hızlı olursa kazanabileceğini düşünüyordu fakat bir ekibe, onu yönlendirecek bir lidere ihtiyacı vardı. Kasabada bunun da farkına varmıştı.
Yarışın son kısmında Kral'ı bitiş kısmına sürüklemesi beni neden bu kadar duygulandırdı bilmiyorum ama o anı her izleyişimde aynı şekilde duygulanırım bence. Ona Hudson'un kaderini yaşatmadı ve bu kazanmaktan daha değerliydi.
Zaten ne demiş tanıdığımız mızmız, yaşlı bir yarış arabası:
"Kupa dediğin boş bir kasedir."
Filmi düşündüğümden daha çok sevdim hatta bazı sahnelerini tekrar tekrar izlerim diye düşünüyorum. Sally ile aralarındaki ilişki de çok güzeldi. İlk kısımları kopuk kopuk izlediğim için çok odaklanamadım ama son kısımda hem güldüm hem duygulandım.
Özellikle de Guido'ya çok güldüm yaa lastikleri değişirirken çok komikti.
Mater zaten favorimdi ve eğer beş yaşındaki Beyza olsaydım Şimşek Mcquenn'e aşık olurdum muhtemelen.