Son zamanlarda sinema ve edebiyat adına düşüncelerim: 1- Geçen gün aklıma geliverdi. İyi ki de oyuncularla gerçekte tanışmıyoruz. Onları rolleri ile tanıyıp seviyoruz ve gerçek hayatta nasıl olduklarını tamamı ile bilemeyiz. Belki sohbeti bizi sarmayacak bir insan? Belki oturup kahve…devamıSon zamanlarda sinema ve edebiyat adına düşüncelerim:
1- Geçen gün aklıma geliverdi. İyi ki de oyuncularla gerçekte tanışmıyoruz. Onları rolleri ile tanıyıp seviyoruz ve gerçek hayatta nasıl olduklarını tamamı ile bilemeyiz. Belki sohbeti bizi sarmayacak bir insan? Belki oturup kahve içilse beş dakika sonra sıkılıp bunalacağız. Ne de olsa o da bir insan. Tabii çok hayranı olduğum yönetmen veya oyuncuyla oturup sohbet etmek istemezdim demeye de getirmiyorum; sadece bir dişünceydi, bir acabaydı.
2- Sinemaya çoğunlukla arkadaşlarımla gitmişimdir. Ancak artık fark ediyorum ki bazen sinemaya yalnız gidip, krallar gibi bir de patlamış mısır alıp, oturup keyiflice izlemek varmış. Son dönemde yaptığım bir şey bu. Özellikle gideceğiniz film hakkında hiç bilgisi olmayan veya ilgi duymayan bir arkadaş edindiyseniz yahut öyleyse.
3- Son dönemin en karizmatik oyuncusunun Tom Cruise olduğunu düşünmekteyim.(Son dönemin demek ironik oldu bu adam 40 yıldır aktif oyunculuk yapıyor...) Bu adam 63 yaşında; dublör kullanmıyor, film çekimleri sırasında büyük emek veriyor, koşuyor, zıplıyor, enerjisi tükenmek bilmiyor. Her şeyden öte, asla hafife alınmayacak harika bir kariyere sahip. İster bağımsız sanat filmi olsun (Eyes Wide Shut), ister hoş bir romantik komedi olsun (Jerry Maguire), ister etki bırakan bir drama olsun (Rain Man), ister uzak doğu olsun (Son Samuray), ister vampir temalı olsun (Interwiew the Vampire), ister gizem dolu bir bilim kurgu olsun (Edge Of Tomorrow ve Azınlık Raporu), ister heyecanın dorukta olduğu maceralı bir aksiyon olsun (Tüm Görevimiz Tehlike filmleri)... Hepsiyle de tüm türlerde de alkışı hak eden bir aktördür. Daha saymadığım ve harika olan o kadar fazla işi var ki... Şimdilerde Görevimiz Tehlike'nin final filmi vizyona girecek, sayılı gün kaldı.. Usta bir adam kısacası.
4- Japon edebiyatı sevgimden bahsetmek istiyorum. Art arda okumanın kesinlikle hatalı bir okuma olduğunu düşündüğümü belirteyim. Ama böyle sakin olduğunuz veya yorgunluğunuzu atmak istediğiniz anlarda çok uzun olmayan, benroman tekniği kullanılarak yazılmış (Sohbet havasında, mektup gibi) bir Japon Edebiyatı eseri okumak, farklı bir dinginlik veriyor. Herkeste aynı etkiyi yaratmayabilir elbette. Misal Osamu Dazai'nin Pandora'nın Kutusu kitabını çok seviyorum.
5- Müthiş bir diş ağrısı çekiyorum. Sebebini tam olarak bilmemekle birlikte yirmilik dişten kaynaklı olduğunu düşünüyorum. Okulda çalışma saatlerim dolayısıyla hastane randevusu almaya da eriniyorum. Dün gece başlayan ağrıyı, kuvvetli bir parasetamol ile durdurdum ancak tekrar geldi ağrı. Ya antibiyotik içmeyi deneyeceğim ya da artık doktora merhaba diyeceğim...
Son kısmı neden yazdım emin değilim ama sanırım biraz iç dökmek gibi oldu. Teşekkür ederim.