İngilizce argo ve kısaltmalar sözlüğü 1. slay anlam: harika görünmek, bir şeyi mükemmel şekilde yapmak, “parlamak”. kullanım: özellikle dış görünüm veya sahne performansları için kullanılır. örnek: “girl, you slayed that outfit!” – kızım, o kıyafeti resmen yıktın! 2. ghosting anlam:…devamıİngilizce argo ve kısaltmalar sözlüğü
1. slay
anlam: harika görünmek, bir şeyi mükemmel şekilde yapmak, “parlamak”.
kullanım: özellikle dış görünüm veya sahne performansları için kullanılır.
örnek: “girl, you slayed that outfit!” – kızım, o kıyafeti resmen yıktın!
2. ghosting
anlam: birine aniden mesaj atmayı ve aramayı kesmek, hiçbir açıklama yapmadan ortadan kaybolmak.
kullanım: flört ve arkadaşlık ilişkilerinde yaygındır.
örnek: “we were texting every day and then she ghosted me.” – her gün mesajlaşıyorduk, sonra bir anda kayboldu.
3. cap / no cap
anlam:
• cap = yalan, abartı
• no cap = gerçek, ciddi söylüyorum
kullanım: bir şeyin doğru ya da yanlış olduğunu vurgulamak için.
örnek: “that was the best pizza ever, no cap!” – bu şimdiye kadar yediğim en iyi pizzaydı, yemin ederim!
4. rizz
anlam: flört etme karizması, etkileme becerisi.
kullanım: genelde erkeklerin karşı cinsi etkileme kabiliyeti için kullanılır.
örnek: “he got zero rizz.” – en ufak karizması yok.
5. sus
anlam: suspicious (şüpheli) kelimesinin kısaltması. tuhaf, garip davranışlar için.
kullanım: özellikle oyun dünyasında popülerleşti (among us).
örnek: “he's acting kinda sus.” – biraz garip davranıyor.
6. flex
anlam: gösteriş yapmak, hava atmak
kullanım: genelde lüks şeylerle övünme anlamında.
örnek: “posting your new car on instagram is such a flex.” – yeni arabanı paylaşmak tam bir gösteriş.
7. vibe
anlam: ortamın veya kişinin yaydığı enerji, hissiyat
kullanım: rahatlık, duygusal uyum ya da estetik bağlamda kullanılır.
örnek: “this place has such a chill vibe.” – buranın çok huzurlu bir havası var.
8. stan
anlam: aşırı hayran, tutkulu destekçi
kullanım: eminem'in “stan” şarkısından türemiştir.
örnek: “i totally stan beyoncé.” – beyoncé'ye aşığım resmen!
9. main character
anlam: bir dizinin ya da filmin başrolü gibi hissetmek, hayatının merkezindeymiş gibi yaşamak
kullanım: kendine güvenli ve dramatik anları vurgularken.
örnek: “walking in the rain with sad music like a main character.” – yağmurda üzgün müzikle yürümek: tam başrol havası.
10. dry texter
anlam: kısa, soğuk, ilgisiz mesaj atan kişi
kullanım: mesajlaşmalarda heyecansız ya da tek kelimeyle cevap verenleri tanımlamak için.
örnek: “he always replies with 'k' or 'lol' — such a dry texter.” – hep 'k' ya da 'lol' yazıyor, tam bir ilgisiz mesajcı.
11. simp
anlam: aşırı ilgi gösteren, karşı tarafın umrunda olmasa bile abartılı şekilde hayranlık duyan kişi.
örnek: “stop simping over her, she doesn't even text you back.”
› “artık yalvarmayı bırak, sana bile dönmüyor.”
12. lit
anlam: harika, çok eğlenceli, olağanüstü.
örnek: “that party was lit!”
› “o parti efsaneydi!”
13. lowkey / highkey
• lowkey: sessizce, gizliden gizliye
• highkey: açıkça, alenen
örnek: “i lowkey miss him.” – “sessiz sessiz özlüyorum.”
“i highkey want to quit my job.” – “resmen istifa etmek istiyorum.”
14. ratio
anlam: twitter'da bir yorumun beğeniden çok yanıt alması › genelde kötü karşılanır.
örnek: “l opinion, you got ratioed.”
› “kötü fikir, herkes laf etmiş zaten.”
15. delulu (delusional)
anlam: gerçeklikten kopuk, kendi hayal dünyasında yaşayan
örnek: “she thinks he likes her? girl's delulu.”
› “çocuk onu seviyor sanıyor? hayal kuruyor kızcağız.”
16.glow up
anlam: zaman içinde fiziksel ya da ruhsal olarak daha iyi bir hâle gelmek, “açılmak”.
örnek: “she had such a glow up after high school.”
› “liseyi bitirince resmen açıldı.”
17. ick
anlam: karşındaki kişide aniden tiksinti uyandıran küçük davranış
örnek: “he said 'yum yum' before eating. instant ick.”
› “'mımm mımm' dedi yemeden önce… direkt soğudum.”
18. fomo (fear of missing out)
anlam: bir şeyleri kaçırma korkusu, geri kalma endişesi
örnek: “i said yes to the party just because of fomo.”
› “sırf geri kalmayayım diye partiye evet dedim.”
19. ceo of ___
anlam: bir konuda aşırı iyi olmak (ironik ya da gerçek)
örnek: “he's the ceo of making bad decisions.”
› “kötü kararlar verme uzmanı resmen.”
20. it's giving…
anlam: bir şey bir şeye benziyor havası veriyor
örnek: “it's giving main character energy.”
› “tam başrol havası var bunda.”
flört argo terimleri sözlüğü
1. crush
anlam: hoşlanılan kişi, platonik ilgi duyulan kimse
örnek: “i have a crush on my barista.”
› kahveciden hoşlanıyorum.
2. ship (to ship someone)
anlam: iki kişinin birlikte olmasını istemek, onları yakıştırmak
örnek: “i totally ship them!”
› onları kesinlikle yakıştırıyorum!
3. thirsty
anlam: aşırı ilgi isteyen, ilgi arsızı, dikkat çekmeye çalışan
örnek: “he keeps commenting heart emojis, so thirsty.”
› sürekli kalp atıyor, bayağı düşmüş.
4. thirst trap
anlam: ilgi çekmek için atılan seksi, çekici poz
örnek: “that gym selfie was a thirst trap.”
› o spor salonu selfiesi ilgi çekmek içindi belli.
5. slide into dms
anlam: özel mesajlara gizlice veya aniden girip flört başlatmak
örnek: “he slid into my dms after i posted that pic.”
› o fotoğrafı paylaştıktan sonra hemen mesaj attı.
6. talking stage
anlam: sevgili olmadan önceki tanışma ve flört etme dönemi
örnek: “we're still in the talking stage.”
› daha yeni konuşma aşamasındayız.
7. benching
anlam: birini yedekte tutmak, arada sırada ilgi gösterip oyalanmak
örnek: “he benches me. never commits but never disappears.”
› ne ciddi ne de uzaklaşıyor. yedekte bekletiyor.
8. breadcrumbing
anlam: umut verecek kadar mesaj atmak ama asla net olmamak
örnek: “she keeps breadcrumbing me — just enough to stay interested.”
› hep minik sinyaller atıyor ama hiçbir yere varmıyor.
9. cuffing season
anlam: kışa doğru yalnız kalmamak için bir ilişki arama dönemi
örnek: “it's cuffing season, everyone's looking for a boo.”
› kış geldi, herkes sevgili arıyor.
10. dtf (down to f*)**
anlam: cinsel ilişkiye açık/imalı şekilde ilgilenen
örnek: “that text sounded very dtf.”
› o mesaj bayağı niyetliydi gibi geldi.
11. situationship
anlam: adı konmamış ilişki, sevgili değil ama sadece arkadaş da değil
örnek: “we're in a situationship — it's complicated.”
› aramızda bir şeyler var ama ne olduğu belli değil.
12. ghosting
anlam: bir anda ortadan kaybolmak, mesajlara dönmemek
örnek: “he ghosted me after our third date.”
› üçüncü buluşmadan sonra yok oldu.
13. orbiting
anlam: seni takip edip stalklamaya devam etmek ama asla mesaj atmamak
örnek: “he won't text but still watches my stories. he's orbiting.”
› yazmıyor ama her hikâyeyi izliyor. çevremde dolanıyor.
14.love bombing
anlam: başta aşırı ilgi gösterip sonra ilgisini tamamen kesmek
örnek: “he love bombed me then vanished.”
› önce çok ilgilendi, sonra ortadan kayboldu.
15. green flags / red flags
• green flag: olumlu ilişki davranışı
• red flag: uyarı veren, kötü niyetli davranış
örnek: “he listens when i talk — total green flag.”
› dinliyor beni, kesin yeşil bayrak!