israil - iran savaşı: kurgulanmış bir kıyametin anatomisi ortadoğu'da savaşlar, sadece silahların değil; mezheplerin, ideolojilerin, enerji hatlarının ve küresel tahakküm arzularının da savaşıdır. iran ve israil arasında yıllardır süregelen düşmanlık, artık kontrollü gerilim eşiğini aşmak üzere. fakat mesele iki devletin…devamıisrail - iran savaşı: kurgulanmış bir kıyametin anatomisi
ortadoğu'da savaşlar, sadece silahların değil; mezheplerin, ideolojilerin, enerji hatlarının ve küresel tahakküm arzularının da savaşıdır. iran ve israil arasında yıllardır süregelen düşmanlık, artık kontrollü gerilim eşiğini aşmak üzere. fakat mesele iki devletin birbirini tehdit etmesinden ibaret değil. bu, ortadoğu'nun en kanlı domino senaryosunun fragmanıdır.
bu savaş neden şimdi?
iran yıllardır “direniş ekseni” adı altında hizbullah, şii milis grupları ve hamas ile kurduğu cepheyle israil'i kuşatma stratejisi yürütüyordu. israil ise buna “önleyici saldırı” politikasıyla yanıt verdi: şam'daki havaalanı vuruldu, iranlı bilim insanları öldürüldü, nükleer tesislere siber saldırılar düzenlendi. sonunda gazze'deki savaş, bu düşmanlığı doğrudan bir sıcak savaşa evriltecek kadar tırmandırdı.
ancak mesele sadece hamas'ı destekleyen iran'a gözdağı vermek değil. bu bir yeniden dizayn savaşı. tüm ortadoğu haritasını, iran'ın pasifize edildiği, israil'in askeri üstünlüğünün meşrulaştırıldığı ve abd hegemonyasının kalıcılaştırıldığı bir kıvama getirmek istiyorlar.
abd etkisi ve büyük resim
amerika, ortadoğu'da artık askerî olarak değil, vekil güçlerle var olmak istiyor. iran bu denklemde “sürekli tehdit” rolünde tutuluyor. çünkü israil'in bölgedeki varlığını meşrulaştırmanın en kolay yolu iran'ı şeytanlaştırmak.
abd, aynı zamanda iran'la yapılacak bir savaş üzerinden çin ve rusya'ya da mesaj vermek istiyor: “enerji hatlarınız bizim kurduğumuz istikrarsızlık üstünden geçiyor.” unutmayalım; iran sadece israil için değil, çin'in petrol rotası, rusya'nın güneyden açılan müttefikidir.
türkiye'nin duruşu: stratejik sıkışmışlık
türkiye bu savaşta açık bir taraf olmak istemiyor. bir yandan nato'nun parçası, öte yandan filistin halkının en açık destekçilerinden biri. ancak israil'le olan ticari ilişkiler, enerji transferi, amerikan üslerinin türkiye'de konuşlanmış olması gibi nedenlerle devlet dili, halkın duygusallığından hep birkaç adım geride.
eğer bu savaş genişlerse, türkiye hem ekonomik hem güvenlik hem de toplumsal istikrar anlamında sert biçimde etkilenecek. çünkü sınır hattı boyunca abd ve rusya'nın yığınakları var, içerde ise mezhepsel fay hatları giderek keskinleşiyor.
rusya, çin ve araplar
rusya, suriye'de iran'la birlikte hareket ediyor ama israil'le de kriz çıkarmamaya özen gösteriyor. putin için israil de, iran da pazarlık kozudur. iran savaşta zayıflatılırsa, rusya'nın nüfuz alanı genişler. ama tamamen çökmesi moskova'nın işine gelmez.
çin ise enerji kaynakları üzerinden iran'a yatırım yapıyor. olası bir savaşta, çin'in tedarik zinciri tehdit altına girecek. bu da pekin'i, diplomatik hamlelere zorlayacak. ancak doğrudan müdahale etmesi beklenmiyor.
arap dünyası ise sessiz. suudi arabistan, bae, bahreyn gibi ülkeler uzun süredir iran'a karşı israil'le örtülü iş birliği yapıyor. ürdün, mısır gibi ülkeler, iç istikrarsızlık nedeniyle ya sessiz ya da dolaylı destek konumunda. filistin ise yalnız. çünkü “arap sokağı” öfkeli ama liderler pasif.
nükleer risk ve radyasyon senaryosu
iran'ın nükleer programı her zaman savaşın kırmızı çizgisi oldu. israil'in en büyük korkusu, iran'ın nükleer silah geliştirmesi. bu yüzden israil, natanz gibi nükleer tesisleri defalarca siber saldırılarla sabote etti. ancak doğrudan bir saldırı olursa, bu yalnızca iran'ı değil, tüm bölgeyi etkileyecek.
olası bir nükleer tesis bombalaması, yalnızca iran topraklarında değil, komşu ülkelerde de radyasyon sızıntılarına neden olabilir. rüzgarın yönüne göre türkiye'nin doğusu, irak ve suriye sınırları bu sızıntıdan etkilenebilir. bu sadece bir savaş değil, potansiyel bir ekolojik felakettir.
israil'in elinde resmen açıklanmasa da nükleer silah bulunduğu biliniyor. eğer iran'ın tesislerine yönelik büyük çaplı bir saldırı olur ve karşılık verilirse, bölgede nükleer caydırıcılık değil, nükleer istikrarsızlık başlar. bu da israil'in istediği şey değil — ama abd silah lobileri için büyük kazanç.
asıl savaş: bilgi, algı ve sessizlik
bu savaş silahla değil, algıyla da yürütülüyor. batı medyası, iran'ı “deli”, israil'i “kendini savunan” gösteriyor. sosyal medya algoritmaları filistin'i susturuyor. savaş uçakları gökyüzünde, dezenformasyon uyduları internette geziyor.
müslümanlar, birbirlerini “şii-sünni” diye ayırmaya devam ettikçe, bu savaşta kimse kazanamayacak. çünkü iran düşerse sıra başkasına gelecek. parça parça yeniliyoruz. ve yenilirken düşmana değil, birbirimize bakıyoruz.
sonuç: kimin savaşı, kimin barışı?
bu savaş, ne sadece israil'in güvenliği ne sadece iran'ın egosu için. bu savaş, kontrolsüzleştirilmiş bir islam coğrafyasının yeniden dizayn edilme savaşı. bu savaşın sonunda kazananlar savaş baronları, silah lobileri ve stratejik derinlik illüzyonuna inananlardır.
ama kaybedenler…
filistinli çocuklar, iranlı sivil halk, lübnan'daki gariban aileler, türk lirasıyla markette sıkışan insanlar, düşmanlıkla büyüyen genç nesiller ve en önemlisi: umut.
ve belki de en acı olanı şu:
bu savaşı başlatacak olanlar bellidir.
ama durdurabilecek olanlar hâlâ susmaktadır.
ümmetin yalnızlığı
1990'ların sonunda, abd dışişleri'nden gelen birkaç gizli belge, daha sonra tüm ortadoğu'yu şekillendirecek bir haritanın temellerini atıyordu. adına “büyük ortadoğu projesi” (bop) deniyordu ama gerçekte bu, islam dünyasının sınırlarını, liderlerini ve halklarını yeniden biçimlendirme planıydı.
irak'ta başladı. “demokrasi getireceğiz” denilerek milyonlarca müslüman öldürüldü. saddam rejimi yıkıldı ama yerine gelen “özgürlük” değil, kaostu.
suriye'de devam etti. bir halk ayaklanması, vekalet savaşına dönüştü. iran, hizbullah, rusya, türkiye, abd, israil, hepsi bu alanda satranç taşı gibi dizildi.
ama garip olan şuydu:
hiçbir taş, filistin için oynamadı.
bop neden bir harita değil, bir zincir?
bop sadece irak'ı üçe bölmekle kalmadı, mezhep savaşlarını da kalıcılaştırdı.
sünni – şii, kürt – arap, laik – islamcı gibi ayrımların hepsi birer dosya gibi açıldı.
böl-parçala-yönet, bu defa haritalarla değil, kimliklerle yapıldı.
iran düşmanlaştırıldı, çünkü israil'in güvenliği için düşman lazım.
türkiye denetlendi, çünkü nato içinde olup halkı filistin için ayakta olan tek ülkeydi.
mısır susturuldu, çünkü gazze'nin nefes borusuydu.
lübnan karıştırıldı, çünkü hizbullah'ın susturulması gerekiyordu.
suudi arabistan satın alındı, çünkü mekke ve medine bir daha konuşmasın istendi.
bu yalnızlık, ümmetin siyasi yalnızlığı değil; manevi dağılmışlığıdır.
kudüs için dua ediyoruz ama şam yıkılırken susuyoruz.
bağdat bombalanırken öfkeliyiz ama tahran hedef gösterilince “mezhep” diyoruz.
bu, bop'un en büyük başarısıdır: zihinsel haritamızı parçalamak.