Japonca dinleme pratiği dizi 1 Hiç unutmuyorum, Japoncada acemiyken (öğrenmeye başladığım ilk yıllarda) altyazı olmadan izlediğim ilk anime (?) idi kendisi. (Japon yapımı olduğu için anime diyesim var, ama çizim tarzı bilindik animelere benzemediği için demeyesim de var 🤣) 2.…devamıJaponca dinleme pratiği dizi 1
Hiç unutmuyorum, Japoncada acemiyken (öğrenmeye başladığım ilk yıllarda) altyazı olmadan izlediğim ilk anime (?) idi kendisi. (Japon yapımı olduğu için anime diyesim var, ama çizim tarzı bilindik animelere benzemediği için demeyesim de var 🤣) 2. Sezonu altyazısız bulabilmiştim ve 3'er dakikalık 104 bölümü de bitirmiştim. Japon dilinin en basit halini görüyoruz bu animede. Buna rağmen zorlandığım kısımlar olmuştu, doğal olarak.
Velhasıl kelam, japon sesine alışıp anlamak için çaba sarf ettiğim ilk animeydi. Tabii sıkıldığım da olmuştu, ama emeklenmeden yürünmüyor maalesef, yabancı dil öğrenirken de bu böyle -hele ki Japonca gibi zor bir dilden bahsediyoruz, öğrenmekte olduğumu duyan insanların düşününce bile başına ağrı giriyordu. O kadar da zor değil yav 🤣 sevene işkence gibi gelmez ki öğrenmek, daha da, yavaş da olsa ilerledikçe mutlu olur. Ve dil öğrenmenin bir sonu yok, yani C1 olsanız da yine bilmediğiniz bazı şeyler çıkacak.
Bu yüzden bence asıl kilit nokta, süreçten zevk almak, ileriyi düşünmeden. İleriyi düşünmeden çalıştım ve Japonca N3 seviyesine ulaştım çok şükür. (B1 seviyesi yani) şu anda ilerlemeyi o kadar çok kafaya taktmışım ki keyif almayı bıraktım, Japoncaya da ara verdim, ama beni dilden soğutan yegane sebebi şu anda fark ediyorum, 'ileri seviye olmayı takıntı haline getirmek, hırs yapıp kendine yüklenmek ve sonra yorulup bu dilde ileri seviye olmak imkansız demek' halbuki istikrarla her şey mümkün, az ama düzenli çalışmak.
Bundan sonrası kendime not:
Herkesin öğrenim tarzı ve çalışma kapasitesi farklı. Kimileri aralıksız 2 saat çalışır, kimileri her gün 4 saat ayırır. Kendine yüklenme. Bu yüzden de kendini küçümseme, çaban ve birikimin takdire şayan. Üstelik 5 yıldır, herhangi bir öğretmen veya yönlendirme olmadan kendi saf çabanla çalışıyorsun, bu yolculuğunu daha da özel kılıyor. Artık dil öğrenirken hangi yöntemden hoşlanıp/hoşlanmadığını biliyorsun. İhtiyacın olan tek şey, bu dile seni bağlayan hevesi ve heyecanı hatırlamak ve düzen kurmak.
- Altyazısız anime izle ama ondan bilmediğin kelimeleri not etme. (Her defasında duvara tosladın. bu yöntem senin için değil 😬)
- Günlük düzenli kelime öğrenmen şart. her ne kadar zor gelse de. (Her dilde bu böyle. ne kadar çok kelime, o kadar çok özgüven. japoncada ise bu durum 2 katı.)
- Gramer baş ağrısıdır, özellikle ileri seviye için olan kurallar. ancak, az da olsa buna vakit ayırman gerek. en azından N2 (B2) seviyesinde orta derecede iyi olman lazım.
- Dinlemekten KAÇMA. Biliyorum bazen bir slice of life animesinde bile (en kolay tür) geçen bir pasajı anlamadığın oluyor, moralin bozuluyor ve bırakıyorsun bir süre. Ama korktuğunla YÜZLEŞMEN gerek. Zayıf noktanın üzerine gitmezsen GELİŞEMEZSİN.
- Bir şeyler okumaya BAŞLA ARTIK. çok zor şeyler olmak zorunda değil. Yeter ki oku yav. Neyi bekliyorsun.
(Günlük tutmak neden bu kadar sıkıcı 😮💨.. Belki de türkçede bile yapmadığım için. )
Konu Chi's Sweet Home'dan nerelere geldi. Uzun tuttuğum için kusura bakmayınız...iyi günler. Ve herhangi bir dili öğrenenlere başarılar dilerim (Türkiyede bu kesim maalesef çok az olsa da.)