Spoiler içeriyor
tıp antik çağ – hipokrat, “hastalıklar tanrıların değil bedenin ürünüdür” dedi; modern tıbbın temelini attı. – antik mısır'da beyin ameliyatları yapıldı. trepanasyon adı verilen yöntemle kafatası delinirdi. – antik yunan'da kadın doktorlar vardı ama sadece kadın hastalarla ilgilenebilirlerdi. – romalılar…devamıtıp
antik çağ
– hipokrat, “hastalıklar tanrıların değil bedenin ürünüdür” dedi; modern tıbbın temelini attı.
– antik mısır'da beyin ameliyatları yapıldı. trepanasyon adı verilen yöntemle kafatası delinirdi.
– antik yunan'da kadın doktorlar vardı ama sadece kadın hastalarla ilgilenebilirlerdi.
– romalılar idrarı diş beyazlatmak için kullanırdı; içinde amonyak olduğu için işe yarardı.
– yunanlılar hastalıkları “dört vücut sıvısının dengesizliği” ile açıklarlardı: kan, balgam, safra, kara safra.
– antik yunan'da histeri bir “kadın hastalığı” sayılırdı. rahmin vücutta dolaştığına inanılırdı.
– mısırlılar ilk protez ayakları ve diş köprülerini geliştirdi. estetik değil, işlev içindi.
– antik çin'de akupunktur binlerce yıl önce uygulanıyordu. enerji kanallarını dengelemek için iğne kullanılırdı.
– hipokrat, havanın ve suyun sağlığa etkisini fark etmişti. bulaşıcı hastalıklarda çevresel etkenleri suçladı.
– romalılar sıcak su, soğuk su ve buhar banyolarını tedavi aracı olarak kullandı. termal kültür yaygındı.
orta çağ
– tıp çoğunlukla dine bağlıydı. hastalıklar “günahın cezası” sayılırdı, tedavi yerine dua önerilirdi.
– kan aldırmak yaygındı. ne olursa olsun “fazla kan” zararlı sanılırdı, hatta sağlıklı insanlara da yapılırdı.
– veba için önerilen tedaviler arasında güvercinle sürtmek, kanlı bezleri koklamak bile vardı.
– cerrahlar genellikle berberdi. saç kesip diş çeker, kırıkları sarar, hatta amputasyon yaparlardı.
– anestezi yoktu. alkol içirilir, bağlanır, bazen sadece dua okunurdu.
– bazı hastalıkların şeytan tarafından gönderildiğine inanıldığı için, hastaya sopayla vurulurdu.
– “kanatlı hacı” denen sahte doktorlar, köy köy dolaşarak yılan yağı gibi sözde ilaçlar satarlardı.
– çürük dişleri çekmek yerine kurşunla kaplamak ya da iplikle sallamak yaygındı. ağrıya alkol dışında çare yoktu.
– veba doktorları kuş gagası maskesinin içine lavanta, nane, gül gibi kokular koyarak korunmaya çalışırdı.
– kutsal kemik parçaları, azizlerin saç telleri veya “şifa veren su” gibi şeyler hastalık tedavisinde kullanılırdı.
i n a n ç
antik çağ
– antik yunan'da tanrılar insan gibi kıskanır, aşık olur, hata yapardı. çok insaniydiler.
– mısır'da ölüm sonrası yaşam kesindi. bu yüzden ceset mumyalanır, mezara yemek ve eşyalar konurdu.
– antik roma'da her evin koruyucu tanrısı vardı. aileler evin içinde küçük tapınaklarda dua ederdi.
– zigguratlar tanrılara yakın olmak için yüksek yapılırdı. sümerler tanrılar gökyüzünde sanırdı.
– persler, karanlığın ve aydınlığın savaşı temelli zerdüştlük dinine inanırdı; tek tanrılıydı.
– antik roma'da imparatorlar tanrılaştırılırdı. ölümünden sonra bazılarına tapınak bile yapılırdı.
– delphi tapınağı'ndaki rahibe, kehanetlerini esrarengiz dumanlar eşliğinde verir, şifreli konuşurdu.
– hindistan'da reenkarnasyon inancı çok güçlüydü. iyi yaşam bir sonraki hayatta daha iyi beden demekti.
– mısır'da kalp terazide tartılırdı. ruh hafifse cennete, ağırsa canavar “ammit”e yem olurdu.
– antik tanrılar kıskanç, bencil ve zalim olabilirdi. insanlar sürekli onları memnun etmeye çalışırdı.
orta çağ
– avrupa'da hristiyanlık baskındı ve kilise tüm yaşamı yönlendirirdi. bilim, kiliseye ters düşemezdi.
– cennet-cehennem korkusu hayatın merkezindeydi. en küçük hata “ebedi ceza” anlamına gelebilirdi.
– din adamları “şeytan çıkarma” ayinleri yapardı. ruh hastalıkları, cin çarpması olarak görülürdü.
– incil halkın anlamaması için latince okunurdu. sorgulamak yasaktı.
– haçlı seferleri, “günahların affı” karşılığında savaş ilanıydı. tanrı adına topraklar yağmalandı.
– ruhban sınıfı dışında insanların incil okuması yasaktı. halk sadece din adamının söylediklerine güvenirdi.
– bazı keşişler hayatlarını sessizlik yeminiyle geçirirdi. konuşmak günah sayılırdı.
– inançla yapılan haçlı seferlerinde papalık, savaşçılara “direkt cennet bileti” sunduğunu söylerdi.
– ay tutulmaları, deprem veya göktaşları gibi olaylar “tanrı'nın gazabı” olarak yorumlanırdı.
– şeytan çıkarma ayinlerinde hasta bağlanır, üzerine haç tutulur, kutsal su serpilirdi.
c e z a l a r
antik çağ
– antik atina'da bazı suçlar için vatandaşlıktan çıkarma cezası vardı. sürgün edilen kişi ömür boyu dönemezdi.
– roma'da gladyatörlük bir ceza olabilirdi. bazı mahkumlar arenaya ölümüne gönderilirdi.
– hırsızlar kamuya açık şekilde kırbaçlanır ya da zincirlenirdi.
– mısır'da mezar soygunculuğu ölümle cezalandırılırdı; çünkü kutsal kabul edilirdi.
– persler, ihanet edenleri deriyle birlikte diri diri kazırdı. “ağaç cezası” diye bilinen korkunç yöntemleri vardı.
– antik çin'de “ölmeden önce yavaş yavaş kesilerek öldürülme” cezası vardı. yüz kesikle infaz yapılırdı.
– sparta'da disiplin o kadar sıkıydı ki, çocuğunu iyi eğitemeyen baba da cezalandırılırdı.
– roma'da ihanete uğrayan bir köle, efendisi ölünce tüm ev halkıyla birlikte öldürülürdü.
– bazı kentlerde zina cezası olarak kamusal aşağılanma yapılırdı: başa eşek maskesi takılır, şehirde gezdirilirdi.
– yunan şehirlerinde iftira atan ya da mahkemede yalan söyleyen kişi “ağır taş taşıma” cezasına çarptırılırdı.
orta çağ
– avrupa'da cadılıkla suçlanan kadınlar yakılarak ya da boğularak öldürülürdü. delil gerekmezdi.
– “demir bakire” gibi korkunç işkence aletleri vardı. ama çoğu sonradan uydurulmuş olabilir.
– işkenceyle itiraf alma yaygındı. suçlu olup olmaman önemli değildi, yeter ki itiraf et.
– kamuya açık infazlar halk eğlencesi sayılırdı. çocuklar bile izlemeye götürülürdü.
– “kafes cezası” denen yöntemle suçlular küçük demir kafeslere konur, günlerce aç bırakılırdı.
– kadınlara özel cezalar vardı: iffet suçunda “utangaç maskesi” denen metal yüz maskeleri taktırılırdı.
– kiliseye karşı gelenler diri diri yakılırdı; “aforoz” ise sosyal ölüm sayılırdı.
– hırsızlık yapanların kulakları kesilir ya da alınlarına sıcak demirle damga basılırdı.
– suçlular bazen şehrin girişinde kafeslere asılır, canlı canlı günlerce aç-susuz bırakılırdı.
– cadı sanılanlara “iğne testi” yapılırdı. derisine batırılan iğneye acı hissetmezse cadı sayılırdı.
c i n s e l l i k
antik çağ
– antik yunan'da erkekler arası aşk toplumsal olarak kabul görürdü. özellikle “öğrenci-eğitmen” ilişkileri yaygındı.
– roma'da fahişelik yasal ve vergilendirilen bir meslekti. fahişeler sarı peruk takmak zorundaydı.
– mısır'da doğum kontrolü uygulanırdı. kadınlar timsah gübresi ve balla yapılan fitiller kullanırdı.
– afrodit'e adanmış tapınaklarda “kutsal fahişelik” denen bir ritüel vardı. cinsellik ibadetin parçasıydı.
– antik hindistan'da kama sutra, sadece pozisyonlar değil, sosyal ilişkiler ve estetik hakkında da bilgiler içerir.
– antik roma'da evli erkeklerin metres tutması sıradan sayılırdı ama eşcinsel ilişkide pasif rolde olmak küçük düşürücü kabul edilirdi.
– etrüskler'de kadınlar cinsellikte erkeklerle eşitti, açık giyinir, içki içer, cinsel özgürlüklerini kullanırlardı. yunanlar bu durumu “ahlaksızlık” diye aşağılamıştı.
– antik yunan'da “sevgili erkek” (eromenos) kavramı vardı. genç erkekler yaşlı erkeklerle ilişkiye girer, bu durum sosyal eğitim gibi görülürdü.
– romalılar bazı seks kölelerini özel olarak yetiştirir, isimlerini dövme gibi vücutlarına yazarlardı.
– doğu akdeniz'de bazı tapınaklarda cinsellik tanrıçalara sunulan bir ibadet biçimi haline gelmişti. “kutsal fahişelik” bu yüzden ortaya çıktı.
– roma'da seks köleleri (gladyatörlere benzer şekilde) özel dövme ve işaretlerle tanımlanırdı; kaçmaları neredeyse imkânsızdı.
– antik yunan felsefesinde cinsellik bazen ruhun arınması için bir araç olarak görülürdü, ancak yine de kontrol altında tutulması gerekir denirdi.
– bazı tapınaklarda, tanrıçalara adak olarak cinsel hizmet sunan rahibeler vardı; bu ritüeller kutsal sayılırdı.
– kadınların hamile kalmamak için doğal yöntemleri kullandığı yazılı belgelerde geçer, ama çoğu kez doğum kontrolü yasaklanırdı.
– roma'da bazı erkekler eşcinsel ilişkiyi sıradan görse de, efendi konumundaki erkekler toplumda yüksek statüde sayılırdı; “pasif” olmak ise küçük düşürücüydü.
– bazı antik yunan şehirlerinde cinsel roller toplumsal hiyerarşinin göstergesiydi; “pasif” rol sosyal aşağılanmayla eşdeğerdi.
– roma'da fahişeler, tanrılara adanan tapınaklarda “kutsal hizmet” sunar, bu kutsal bir ritüel olarak görülürdü.
– doğum kontrolü için bal mumundan yapılmış tamponlar, çeşitli otlardan hazırlanan karışımlar kullanılırdı.
– efsanevi afrodit kültlerinde cinsellik mistik bir ibadet biçimiydi, doğurganlık ve bereketle ilişkilendirilirdi.