Devamı : pınar ülgen// Avrupa tarihi orta çağ – cinsellik yalnızca üreme amaçlı görülüyordu. zevk için yapılan her ilişki “günah” sayılırdı. – kilise, evlilik dışında cinsel ilişkiyi şeytani sayardı. mastürbasyon bile ölümcül günağındı. – bakirelik kutsaldı; kadınlar evlenmeden önce muayene…devamıDevamı : pınar ülgen// Avrupa tarihi
orta çağ
– cinsellik yalnızca üreme amaçlı görülüyordu. zevk için yapılan her ilişki “günah” sayılırdı.
– kilise, evlilik dışında cinsel ilişkiyi şeytani sayardı. mastürbasyon bile ölümcül günağındı.
– bakirelik kutsaldı; kadınlar evlenmeden önce muayene ettirilirdi. “bekâret kemeri” efsaneleri buradan türedi.
– rönesans öncesi birçok rahip, gayriresmî olarak metres tutar ya da çocuk tacizine karışırdı, ama bu genelde gizlenirdi.
– cinsellik konuşulmaz, yazılmaz, bastırılırdı; ama gizli günah defterlerinde papazlar tarafından kayıt tutulurdu.
– kilise, cinselliği sadece üreme amaçlı onaylardı; zevk ve arzu günah sayılırdı.
– mastürbasyon, homoseksüellik ve zina ağır günahlar olarak cezalandırılırdı.
– cinsel hayat genellikle gizli tutulur, evlilik dışında ilişki yaşam “şeytani etki” olarak görülürdü.
– rahiplerin gizli günah itirafları, dönemin cinsel tabularının ve ikiyüzlülüğünün kanıtıdır.
– cinsellik tamamen kilisenin kontrolündeydi; evlilik dışı ilişki cezaları ağırdı.
– mastürbasyon, sapkınlık ve şeytani etki olarak görülürdü; suçlu yakalanırsa cezalandırılırdı.
– kadınların çoğu cinsel bilgisizlikle büyür, evlendikten sonra bile seks bir tabu olarak kalırdı.
– seks sırasında zevk almak “günah” sayılırdı, ancak bu konuda halk arasında farklı uygulamalar ve inanışlar vardı.
– kutsal metinler cinsel hayata dair detaylar vermekten kaçınsa da, gizli günlüklerde ve manastır kayıtlarında itiraflar bulunurdu.
– kilise cinsel ilişki sırasında konuşmayı, gülmeyi, yüz yüze bakmayı bile günah sayardı.
– evli çiftler belli günlerde (örneğin pazar, bayramlar, oruç zamanları) seks yapamazdı. aksi halde cehennem tehdidi vardı.
– papazlar gizlice fahişelerle ilişki yaşar, sonra bunu “şeytani sınav” olarak açıklar, halka itirafta bulunurdu.
– bazı sapkın mezhepler, tüm cinselliği şeytan işi sayar, hadım olmayı erdem kabul ederdi.
– mastürbasyon için kilise kayıtlarında “şeytanın eliyle kendini kirletmek” ifadesi geçer. suçu itiraf edenlere domuz dışkısı yedirilirdi.
kadınlar
antik çağ
– antik mısır'da kadınlar mülk sahibi olabilir, boşanabilir ve ticaret yapabilirdi. görece özgür sayılırlardı.
– yunan'da kadınlar vatandaş sayılmazdı. oy kullanamaz, tiyatroya gidemez, evden tek başına çıkamazdı.
– roma'da bazı kadınlar kendi işlerini kurmuştu: bakkal, terzi, parfümcü… ama politikaya karışamazlardı.
– amazonlar, erkek egemenliğine karşı kurgulanan savaşçı kadınlar efsanesiydi. kaynağı hâlâ tartışılır.
– sparta'da kadınlar atletizm yapar, savaşçı doğumlar için güçlü olmaları istenirdi.
– antik roma'da zengin kadınlar parfüm, makyaj ve saç stilleriyle sosyal statülerini gösterirdi.
– kadınların siyasete doğrudan katılması yasaktı, ama güçlü kadınlar saray entrikalarında gizlice rol oynardı.
– doğum sırasında kadınların hayatını kurtarmak için özel rahip ve doktorlar vardı.
– bazı antik kültürlerde kadınların, büyü ve şifa sanatları konusunda bilgili olduğu ve toplumda saygı gördüğü bilinir.
– yunan mitolojisinde güçlü kadın figürler (medusa, artemis, athena) hem korkulan hem saygı duyulan figürlerdi.
– mısır'da kadınlar evlenmeden önce mülk sahibi olabilir, boşanabilir ve ticaret yapabilirdi.
– roma'da kadınlar kamuya açık alanlarda sınırlı haklara sahipti ama ev içi rollerine sıkı sıkıya bağlıydı.
– yunan kadınları sosyal hayattan büyük ölçüde dışlanmıştı; ev dışında görünmek nadirdi.
– sparta kadınları eğitimli, özgür ve fiziksel olarak güçlü yetiştirilirdi; bu onları toplumda farklı kılardı.
– atina'da kadınlar evlilik öncesi “korunacak varlık” sayılırdı, düğün gecesi bile kadının sesi duyulmazdı.
– antik mısır'da bazı kadın firavunlar erkek gibi giyinir, sakal takardı. çünkü iktidar sadece “erkek” formunda meşru sayılırdı.
– roma'da zengin kadınlar kürtaj yaptırabiliyor, düşük yapma ilaçları pazarda satılıyordu.
– bazı yunan kentlerinde kadınların tiyatro izlemesi bile yasaktı. komedilerde bile “kadınlar sadece evde kalmalı” esprisi yapılırdı.
– sparta'da kadınlar erkeklerle birlikte çıplak koşar, turnuvalara katılırdı. doğurganlık yarışması bile düzenlenirdi.
orta çağ
– kadınlar yasal olarak erkeğin malıydı. kocasının izni olmadan mahkemeye bile çıkamazlardı.
– “cadı” suçlamasıyla yakılanların çoğu dul, yalnız ya da bilgili kadınlardı.
– bazı kadınlar gizlice “erkek kılığına girerek” savaşlara katılırdı. kimlikleri yıllar sonra ortaya çıkardı.
– kraliçeler genelde evlilik yoluyla güce ulaşırdı ama istisnalar vardı: ingiltere'de matilda ve fransa'da jeanne d'arc gibi.
– doğum, kadınlar için büyük riskti. tıbbi bilgi az olduğundan doğumda ölüm oranı yüksekti.
– kadınların çoğu erkeğin gölgesinde yaşadı; yasal ve sosyal hakları çok kısıtlıydı.
– cadılık suçlamalarıyla binlerce kadın idam edildi; çoğu asılsız, siyasi ya da kişisel düşmanlık nedenliydi.
– bazı kraliçeler ve soylu kadınlar siyasette önemli rol aldı ama genel toplumda kadınlar ikinci sınıftı.
– doğum ve kadın sağlığı alanında bilgi eksikliği nedeniyle kadın ölümü oranları çok yüksekti.
– kadınların eğitim hakkı çok kısıtlıydı; okuma yazma genelde manastırlarda sınırlı sayıda kadına öğretilirdi.
– kadınların büyük bölümü ev işleri ve çocuk bakımıyla meşguldü; bağımsız mülk sahibi olmak nadirdi.
– cadılık suçlamaları çoğunlukla bağımsız düşünen, bilge ya da alışılmışın dışında kadınlara yöneltilirdi.
– kraliçeler ve soylu kadınlar bazen diplomasi ve savaş planlamalarında etkili olsalar da, genel olarak erkek egemen toplumdaydı.
– kadınlar çoğunlukla kocalarının ya da babalarının kararlarına tabi olurdu; boşanma neredeyse imkânsızdı.
– avrupa'da kadınlar “günahın kaynağı” olarak görülürdü. havva yüzünden tüm insanlık cezalandırılmıştı; bu inanç yüzyıllarca sürdü.
– dulluk, kadın için en tehlikeli statüydü. kocasız kadın her an “cadı” ilan edilip yakılabilirdi.
– evlilik sözleşmeleriyle kadın, erkeğin “malı” sayılırdı. dövme hakkı bile meşruydu.
– kadınlar bilimle ilgilendiğinde “büyücü” damgası yerdi. birçok kadın hekim ya yakıldı ya da susturuldu.
– kadınların sesini kısmak için “ağız kelepçesi” icat edildi. bağıran ya da çok konuşan eşlere uygulanırdı.
s a v a ş
antik çağ
– roma lejyonları milimetrik disiplinle hareket ederdi. birliğini terk eden asker diri diri gömülürdü.
– antik yunan'da savaş meydanlarında müzik çalınırdı. spartalılar flüt eşliğinde saldırırdı.
– pers orduları, filler ve savaş arabaları kullanırdı. kalabalık, renkli ve gösterişliydiler.
– savaş öncesi “kurban kesme” törenleri yaygındı. kehanetlere göre savaş stratejisi belirlenirdi.
– gladyatör dövüşleri bazen gerçek savaş taktiklerini halka göstermek için yapılırdı.
– savaşta esir düşmek, kölelikten başka bir kader getirirdi; çoğu zaman hayatları ancak dövüşerek kurtulabilirdi.
– roma ordusunda disiplin çok sertti; itaatsizlik ölümle cezalandırılır, grup cezaları uygulanırdı.
– yunan savaşlarında düşmanlar arasında “onur” ve “adab-ı muaşeret” gibi kavramlar vardı ama yine de acımasızlık görülürdü.
– kartaca'da çocuk kurban edilmesi, savaş sırasında tanrıları yatıştırma amacıyla yapılırdı.
– perslerin düşmanı korkutmak için savaş alanında dev gibi kuklalar ve hayvan kostümleri kullandığı biliniyor.
– roma'da asker kaçakları “decimatio” cezasına çarptırılırdı: 10 askerden biri kurayla seçilir, kendi arkadaşları tarafından öldürülürdü.
– spartalılar için savaşta ölmek kutsaldı; geri dönmek ise utançtı. “kalkanınla dön ya da kalkanın üstünde” sözü buradan gelir.
– kartaca'da çocuklar savaş tanrısına kurban edilirdi. tapınaklarda yüzlerce çocuk mezarı bulundu.
– gladyatör dövüşleri “halkı oyalamak” için sistematik olarak kullanılırdı: ekmek ve eğlence politikası (“panem et circenses”).
– antik ordularda askerlerin ailelerine savaşta ölmeleri halinde tazminat verilir, bu da sadakati artırırdı.
– savaşta esir alınanlar genellikle köle yapılır, pazarda satılırdı. bazıları gladyatör dövüşçüsü yapılmak üzere seçilirdi.
– savaş taktikleri arasında psikolojik savaş önemliydi: düşman kamplarına korkutucu sesler yaymak, hayvanları kullanmak yaygındı.
– antik yunan'da bazı savaşlarda şehirler haftalarca aç bırakılarak teslim olmaya zorlanırdı.
– roma'da lejyonların disiplini sertti; itaatsizlik veya kaçaklık ölüm cezası gerektirirdi.
orta çağ
– şövalyelik sadece savaş değil, aynı zamanda dini bir ideoloji ve davranış sistemiydi.
– haçlı seferleri'nde bazı ordular açlıktan, hastalıktan savaşmadan yok oldu. silah kullanamadan ölenlerin sayısı fazlaydı.
– kaleler hem savunma hem yaşam alanıydı. kuşatma aylar sürer, halk içeride kıtlıkla boğuşurdu.
– kutsal kılıçlar, azizlere ait eşyalar uğur getirir diye cephede taşınırdı.
– zırhlar çok ağırdı, at olmadan yürümek neredeyse imkânsızdı. düşen şövalyeyi kaldırmak için yardım gerekirdi.
– bazı şövalyeler düşman askerlerinin kafataslarından içki kadehi yaptırırdı. savaş ganimeti olarak alınırdı.
– savaşta ele geçirilen kadınlar “ganimet” sayılırdı. tecavüz ve köleleştirme neredeyse cezasızdı.
– ateşli silahların öncesinde savaşlar “kokuşmuş etler”, “kanlı çamurlar” ve “bağıran yaralılar”la doluydu. hayal edilenden çok daha vahşiydi.
– hac yolunda müslüman ya da hristiyan ayırmadan çapul yapan birçok haçlı, sadece zenginlik için savaşa katıldı.
– zırhlar o kadar ağırdı ki, bazı şövalyeler savaş alanında devrildiğinde ayağa kalkamayıp ezilerek öldü.
– savaşlarda kullanılan mancınık ve katapult gibi kuşatma makineleri, kaleleri birkaç hafta içinde yıkabilirdi.
– haçlı seferleri sırasında savaşçılar bazen açlıktan, hastalıktan ya da iç karışıklıklardan ölebiliyordu.
– savaş alanında “savaş ganimeti” elde etmek için esirlerin mal varlıkları yağmalanırdı.
– bazı şövalyeler düşmanlarına “adaletli savaş” kuralları çerçevesinde davranmaya çalışsa da, çoğu zaman vahşet had safhadaydı.
– kara ölüm salgını savaş kamplarında hızla yayılmış, savaşın seyrini değiştirmiştir.
pınar ülgen // avrupa tarihi .