polisiye // suç // macera filmleri (karanlık işler, kaçışlar, sokaklar, dedektifler, beklenmedik final) 1. memories of murder(2003) – bong joon-ho(güney kore) gerçek bir seri katil davası. iki dedektif, köylü cinayetlerinin izini sürer ama sistem, ipuçlarından daha karışıktır. güney kore sinemasının…devamıpolisiye // suç // macera filmleri
(karanlık işler, kaçışlar, sokaklar, dedektifler, beklenmedik final)
1. memories of murder(2003) – bong joon-ho(güney kore)
gerçek bir seri katil davası. iki dedektif, köylü cinayetlerinin izini sürer ama sistem, ipuçlarından daha karışıktır. güney kore sinemasının en keskin polisiye dramı.
2. wind river (2017) – taylor sheridan
karla kaplı kızılderili bölgesinde bir genç kızın ölümü. bir iz sürücü ve acemi fbi ajanı, sessiz bir vahşetin ortasında. sade, soğuk, etkili.
3. prisoners (2013) – denis villeneuve
çocukları kaybolan bir baba, adaleti kendi yöntemleriyle arar. karanlık, çamurlu ve çok katmanlı. suç filmi gibi başlar, vicdan testi gibi biter.
4. the place beyond the pines (2012) – derek cianfrance
bir motorcu banka soygununa başlar, bir polisle yolu kesişir. sonra çocukları devreye girer. üç parçalı, kuşaklar arası suç anlatısı.
5. sicario (2015) – denis villeneuve
meksika sınırında kartellere karşı savaş açan bir fbi ajanı. kurallar bulanık, herkes gri. gerilim, çatışma ve yozlaşma iç içe.
6. no country for old men (2007) – coen brothers
parayla kaçan bir adam, peşindeki psikopat katil ve yaşlı bir şerif. sessizlik içindeki vahşet. finaliyle kafanı kaşıttıran modern western suç klasiği.
7. nightcrawler (2014) – dan gilroy
gece haberciliği yapan bir adam, suç sahnelerine ilk ulaşmak için etik sınırları aşar. psikopat bir tırmanış hikâyesi. jake gyllenhaal döktürüyor.
8. the chaser (2008) – na hong-jin (güney kore)
eski polis, genelev patronu olmuş. kayıp kızlarını ararken bir seri katilin peşine düşer. zamanla yarış, toplum eleştirisi ve gerçeklik hissiyle sarsıcı.
9.a prophet / un prophète (2009) – jacques audiard (fransa)
genç bir arap mahkûm, fransız hapishanesinde yükselir. mafya, politika, kimlik… büyüme öyküsü gibi başlayıp yeraltı imparatorluğuna dönüşen bir suç destanı.
10. i saw the devil (2010) – kim jee-woon (güney kore)
katil, yanlış adamın nişanlısını öldürür. kurbanın sevgilisi ise eğitimli bir ajandır. intikam, sapkın bir kedi fare oyununa döner. şiddet dozu yüksek.
(yolsuzluk, kaçış, kimlik, intikam, batık sistemler)
11.cold in july (2014) – jim mickle
evine giren hırsızı öldüren bir adam, her şeyin bittiğini sanır ama… cinayetin ardında başka bir hikâye vardır. ters köşe üstüne ters köşe. texas noir!
12. victoria (2015) – sebastian schipper (almanya)
berlin gecesinde 2 saatlik gerçek zamanlı soygun hikâyesi. tek planda çekilmiş, nefes aldırmayan bir suç yolculuğu. bir gecede mahvolan hayat.
13. animal kingdom (2010) – david michôd (avustralya)
genç bir çocuk, suç imparatorluğu olan ailesinin içine çekilir. aile bağları, ihanet ve güç mücadelesi. sert, kirli ve sarsıcı.
14. elite squad (2007) – josé padilha (brezilya)
rio'da yozlaşmış polislerle, karteller arasında kalmış bope timi. devletin içinden karanlık bakış. kanlı, politik ve çarpıcı.
15. burning (2018) – lee chang-dong (güney kore)
kayıp bir kadının peşinde bir adam, bir gizemli zenginle karşı karşıya gelir. polisiye mi, psikolojik gerilim mi, sınıf alegorisi mi? hepsi var.
16. tell no one/ ne le dis à personne(2006) – guillaume canet (fransa)
karısını yıllar önce kaybetmiş bir adam, ondan e-posta alır: “beni arama, seni izliyorlar.” aşk, kaçış ve suç birbirine dolanıyor. fransız usulü hitchcock gerilimi.
17.blow out (1981) – brian de palma
bir ses teknisyeni, bir cinayeti yanlışlıkla kaydeder. olay derinleşir. cinayet + teknoloji + siyasi komplo + john travolta.görsel ve teknik şaheser.
18. before the devil knows you're dead (2007) – sidney lumet
iki kardeş, annelerinin kuyumcusunu soymaya karar verir. ama plan paramparça olur. dramatik suç anlatısında klasik yönetmenlik.
19. the counterfeiters (2007) – stefan ruzowitzky (avusturya)
naziler, sahte para basmak için yahudi mahkûmları görevlendirir. hayatta kalmak mı, ahlak mı? gerçek olaydan. sessiz ama güçlü.
20. gomorrah (2008) – matteo garrone (italya)
italyan mafyasının günümüz napoli'deki işleyişi. parça parça anlatılan beş hikâyede suçun gündelik hali gözler önünde. estetikten çok gerçeklik isteyenlere.
(cinayetler, kaçışlar, kadınlar,mafya, psikoz, entrika)
1. the guilty (2018 – danimarka)
bir 911 görevlisi, kaçırılmış bir kadınla telefonda konuşur ama olaylar seslerden ibaret değildir. tek mekânda geçen gerilim harikası. sesler her şeyden daha tehditkâr.
2. summer of 84 (2018 – kanada)
1980'lerin suburbiasında geçen, çocukların komşularının seri katil olmasından şüphelenmeleriyle başlayan retro bir gençlik–gerilim suç hikâyesi.
3. bound (1996 – wachowskis)
iki kadın, mafyadan çaldıkları parayla kaçmaya çalışır. seks, sadakat ve suç iç içe. neo-noir estetik, lezbiyen temalı, sürükleyici ve zeki.
4. la isla minima / marshland (2014 – ispanya)
1980'ler ispanya'sında franco sonrası travmalar, bataklıkta işlenen cinayetler ve yozlaşmış dedektifler… tetikte olunması gereken her sahnede sessizlik konuşur.
5. you were never really here(2017 – lynne ramsay)
kaybolan kızları kurtaran travmalı bir adam. sert ama neredeyse şiirsel bir intikam filmi. joaquin phoenix sessiz öfkeyi bedenle anlatıyor.
6.in order of disappearance (2014 – norveç)
kar fırtınası gibi ilerleyen, kara mizahla süslenmiş iskandinav intikam hikâyesi. bir adam, oğlunun ölümünü araştırırken yeraltı dünyasını tek tek temizliyor.
7. peppermint (2018 – pierre morel)
kızını ve kocasını kaybeden bir kadın, sistem çöktüğünde adaleti kendi verir. kadın john wick gibi ama daha dramatik. jennifer garner sertleşiyor.
8. pusher (1996 – nicolas winding refn)
danimarka sokaklarında bir uyuşturucu satıcısının batış hikâyesi. kirli, yoğun, gerçekçi ve tam bir avrupa suç portresi.
9. the night comes for us (2018 – endonezya)
suç örgütüne sırt çeviren bir tetikçi, ölüm makinesine dönüşür. bol kan, kemik kırma ve durmaksızın aksiyon. asya'nın john wick çarpanı gibi.
10. the silence (2010 – almanya)
eski bir çocuk cinayeti, yıllar sonra aynı bölgede yeniden hortlar. sessizlik, hafıza ve suçun zamanla dönüşümü üzerine soğuk bir avrupa polisiyesi.
(ateşli zeka, intikam, manipülasyon, şiddet, seks, koku)
1. the love crimes of gillian guess(2004 – kanada)
jüri üyesi kadın, yargıladığı suçluya âşık olur. medya skandalı, cinsellik ve suç arasında sarsıcı bir gerçek hikâye. kırmızı neonlar, sabah sonrası pişmanlık.
2. elle (2016 –paul verhoeven)
bir iş kadını tecavüze uğrar ama intikamı pasif agresif şekilde verir. kadın bakış açısıyla erkek şiddetine karşı psikolojik bir oyun. soğuk, rahatsız ve erotik.
3. la femme nikita (1990 – luc besson)
uyuşturucu bağımlısı bir kadın, devlet ajanına dönüştürülür. stilize aksiyon, kadın gücü, şiddet ve kimlik krizi. paris'in yeraltı kokusuyla.
4. the handmaiden(2016 – park chan-wook)
sahtekârlık, sınıf, lezbiyen erotizmi ve gotik atmosfer. bir japon leydisi ve hizmetçisinin entrikalarla örülü aşkı. estetik bir başyapıt.
5. basic instinct(1992 – paul verhoeven)
klasikleşmiş bir kadın-merkezli erotik gerilim. cinayet davası, buz kıracağı, sharon stone. hem suçlu hem cezbedici hem de akıllı.
6. body double (1984 – brian de palma)
röntgencilik, sahte cinayetler ve porno endüstrisi. hitchcock'un rear window'una seks, kan ve stil enjekte edilmiş hali. hem suç hem saplantı filmi.
7. l'humanité (1999 – bruno dumont)
kadın bedenine takıntılı, garip bir dedektif; kırsalda geçen, cinayet ve şehvet üzerine ultra-yavaş, rahatsız edici bir deneysel polisiye.
8. gone girl(2014 – david fincher)
kadın merkezli psikolojik suç anlatısı. kaybolan karısı üzerinden suçlanan bir adam, manipülasyonun tam ortasına düşer. kimin kurban olduğu muallak.
9. the killer inside me (2010 – michael winterbottom)
kibar bir kasaba şerifi, aslında bastırılmış bir sosyopat. kadınlara yönelttiği şiddet, gerçeği ve karanlığı ortaya çıkarıyor. sapkın ve stilize bir amerikan kabusu.
10. chloe (2009 – atom egoyan)
kocasını sınamak için bir eskort kiralayan kadın, zamanla onunla duygusal olarak saplantılı bir ilişkiye girer. arzular ve paranoyanın eriyişi.