#yorumperisi 🧚♀️ 📕 Etkinlik kitabı olarak Klasikler Dizisinden Victor Hugo'nun "Bir İdam Mahkumunun Son Günü" adlı eserini okuduk. Okuduk ama yorumu bir türl paylaşamadım. 🙈🙈 Bu eseri İzmir Lokmam Olga Söner seçti. Olga cana küçük bir sözüm var. Dikkatini çekti…devamı#yorumperisi 🧚♀️
📕 Etkinlik kitabı olarak Klasikler Dizisinden Victor Hugo'nun "Bir İdam Mahkumunun Son Günü" adlı eserini okuduk. Okuduk ama yorumu bir türl paylaşamadım. 🙈🙈 Bu eseri İzmir Lokmam Olga Söner seçti. Olga cana küçük bir sözüm var. Dikkatini çekti mi? 77 sayfalık kitap için 41 sayfalık önsöz var. Ben hoşuma giden 80 sayfalık kitaba 80 cümle yazınca: " Kitap kadar yorum yazdın." diyorsun. Yazar da kitap kadar önsöz yazmış, ona ne diyeceksin? (😂😂😂)
📕 Victor Hugo 1829 yılında bu romanıyla idam cezasına karşı çıkmış ama yeterli olmamış. Fransa'da halka açık son idam mahkumu, 6 cinayet işlemiş Eugene Weidmann'dı. 17 Haziran 1939'da şu an Adalet Sarayı olan, fakat o zaman hapishane olarak kullanılan bir binada kafası kesildi. Fransa'daki son idam mahkumu Hamida Djandoubi'dir ve 10 Eylül 1977'de cezası infaz edilmiştir. Fransa'da idam cezası 1981 yılında kaldırıldı. Bu da demektir ki Fransa'da idam cezasının kaldırılması için Hugo'nun yazdıklarından sonra 152 yıl geçmesi gerekti.
📕 Önsözün bir bölümünde; "Öznel sorunlar genel sorunları belirleyemez." diyor. Bu da bana Hukuka Giriş dersinde öğrendiğimiz "Kanun toplum içindir, bireysel değildir. Bir kişşi için kanun çıkarılmaz." bilgisini hatırlattı.
📕 İdam mahkumu bir bölümde; " Zavallı küçüğüm! Seni onca seven, güzel kokular yayan beyaz, küçük boynunu öpen, elleriyle hiç durmadan ipek gibi saçlarının buklelerini okşayan, yuvarlak güzel yüzünü ellerinin arasına alan, seni dizlerinin üzerinde zıplatan ve akşamları Tanrı'ya dua etmen için iki elini birleştiren baban ölecek! Seni kim sevecek? " diyerek çocuğunun geleceğini düşünen çaresiz bir baba olarak iç hesaplaşma yapıyor. Başka bir açıdan bakarsak: Baba olduğunu idam sehpasına giderken mi hatırladı? Suç işlerken baba değil miydi, sonucu bilmiyor muydu? Gerçekten sorumluluk sahibi, evladını düşünen bir baba olsaydı; otokontrolünü kaybedip, idama mahkum olacak bir suç işlemezdi. Ben çok mu acımasızım, çok mu objektifim? (🤔🤔)
📕 Mahkumun suçlu / suçsuz olduğu, idamı hak edip / etmediği, idam cezası uygulanmalı mı / uygulanmamalı mı? gibi sorular dışında benim asıl merak ettiğim, anlamadığım : seyirci toplum... Yani o meydanda toplanıp, idamı büyük bir keyif ve tezahüratla izleyerek eğlenen halk. Çocukluğumdan, tarihle ilgilenmeye başladığımdan beri anlamadığım konu bu. Aynı ( anlayamadığım ) psikoloji anfi tiyatroları doldurup; gladyatör dövüşlerini, matador - boğa dövüşleri gibi kanlı dövüşleri büyük bir zevkle izleyen halk içinde geçerli. Güç dengesi olmayan, herhangi zayıf bir canlının güçlü olan tarafından katledilmesini izlemek nasıl bir keyiftir?(😱😱)
📕 Bir İdam Mahkumunun Son Günü'nden son olarak alıntılar:
📌 Acaba kralın adamları uygarlık sözcüğünden ne anlıyorlar? Uygarlığın neresindeyiz? Adalet üçkağıtçılık ve düzenbazlık yapacak kadar, yasa yedek çözümler bulacak kadar alçaldı! Korkunç!
📌 Ölüm kararı verilene kadar, soluk aldığımı, hareket ettiğimi, diğer insanlarla aynı ortamda yaşadığımı hissetmiştim; şimdi dünyayla benim aramda bir sınır olduğunu kesin bir şekilde kavrıyordum.
📌 Kendi deyişleriyle bana 'ağır muhabbeti', argo konuşmayı öğretiyorlar. Bu, genel konuşma diline iğrenç bir tümör, bir siğil gibi eklenmiş bir dil. Bazen ilginç bir tutarlılığı, bazen de ürkütücü bir özgürlüğü var.
📌 Vasiyetnamemi yazdım. Neye yarar? Ben pahalıya mal olan bir mahkumum ve tüm mal varlığım masrafımı ancak karşılar. Giyotin çok lüks bir idam aracı.
📌 Güzel çocukluğum! Neşeli gençliğim! Ucu kana bulanan yaldızlı kumaş. O zamanla şu an arasında bir başkasının ve benim kanımın oluşturduğu bir ırmak var.
📌 Korkulacak bir şey olmadığını, acı çekilmediğini, sakin bir ölüm olduğunu, ölümün böylece kolaylaştırıldığını söylüyorlar. Özgün Onat