#yorumperisi 🧚♀️ 📕 Satranç, Zweig'in en çok okunan eserlerinden, bende okuyalı çok oluyor ama ancak yorumu yazabiliyorum. Popüler bir yazarın en çok okunan eseri hakkında yazacak ne kaldıysa artık? 📕 Satranç, Zweig'in Brezilya'daki sürgünde yazdığı ve en tanınmış eserlerindendir. İlk…devamı#yorumperisi 🧚♀️
📕 Satranç, Zweig'in en çok okunan eserlerinden, bende okuyalı çok oluyor ama ancak yorumu yazabiliyorum. Popüler bir yazarın en çok okunan eseri hakkında yazacak ne kaldıysa artık?
📕 Satranç, Zweig'in Brezilya'daki sürgünde yazdığı ve en tanınmış eserlerindendir. İlk baskısı 250 adet olarak 1942 yılında Buenos Aires'te çıkan hikayenin, İngilizce tercümesi 1944'te New York'ta yayımlandı. Satranç, Almanya 'da 1.200.000'den fazla sattı.
📕 Hikaye New York'tan Buenos Aires'e yolculuk yapan bir deniz vapurunda yaşanır. Bir grup yolcu gemideki kurgusal satranç şampiyonu Mirko Czentovic'i partiye davet eder. İlk partiyi beklendiği gibi rahatlıkla şampiyon kazanır. Yine kaybedilmekte olan rövanş partisinin ortasında, oyuna Dr. B. adında bir başka yolcu daha katılır ve bir beraberlik kurtarır. Bunun üzerine yolcular tarafından Czentovic ile Dr. B arasında bir müsabaka organize edilir. Müsabaka başlamadan Dr. B. kitapta hikayeyi anlatana satrancı nasıl öğrendiğini bildirir. Gestapo tarafından bir otel odasında aylarca hücre hapsine kapatılmışken, bir sorgulama öncesi bekletildiği odanın duvarında asılan montun cebindeki satranç kitabını çalmayı başarmıştır. Kitaptaki kaydedilmiş oyunları satranç tahtası olmadan kendi kafasında oynamaya başlar. Satranç hücrede sıkıntıdan çıldırmak üzere olan Dr. B'nin hayatını kurtarmıştır. Sonunda hapisten salıverilmiştir. Gemide satranç şampiyonuna karşı ilk müsabaka Czentovic'in yenilgisi ile biter. Dr. B zihninde kendiyle yaptığı binlerce oyunun verdiği yetkinlik sayesinde Czentovic'in oynayacağı oyunları önceden hesaplaya bilmekte ve çok hızlı bir şekilde hamle yapmaktadır.
📕 İlk sayfaları okumaya başlayınca gözümde önce Titanik, sonrasında diğer gemi filmleri ( Aşk gemisi dizisi dahil 🛳⛴) canlandı. Okumaya devam ettikçe aklıma Garri Kasparov geldi. 1985'te Anatoli Karpov'u yenerek dünya şampiyonu unvanını kazanmış, bu unvanı 2000 yılında yenildiği Vladimir Kramnik'e devretmiştir. Pek çok kişi kendisini tarihte görülmüş en güçlü oyuncu olarak değerlendirmektedir. Kasparov, dünya çapındaki ünü sayesinde bilgisayar üreticilerinin de ilgi odağı olmuştu. Kasparov Dünyaya Karşı oyunu yaratıldı. Bazı şirketler, teknolojinin ne kadar geliştiğini göstermek için onu yenebilecek bir bilgisayar geliştirmek istediler. IBM, Deep Blue (Derin Mavi) isimli bir bilgisayar yaparak Kasparov ile bir maç ayarladı. 1996'da yapılan 6 setlik ma çlar sonunda Kasparov, Deep Blue'yu 4-2 yendi. IBM, Deep Blue'yu geliştirdi; Kasparov, 1997'de tekrar maç yaptı. Yine 6 setten oluşan bu maç sonucunda Deep Blue Kasparov'u 2.5 a karşı 3.5 puanla yenmeyi başardı. Bu kadar şey aklıma daha ilk sayfada geldi, ikinci sayfaya geçtiğimde hikaye beni içine çekmişti zaten.
*Satranç, bildiğim ve bir dönem çok oynadığım bir oyundu. Çünkü orta okulda "Satranç Kolu"nda idim. Lisede ise fotoğrafçılık koluna geçtim. Benden sonra kardeşimde aynı okulda satranç koluna girince evde uzun süre onunla satranç oynadık. Öyle ki babam uzun yolculuklarımız için bize arabada oynayalım diye mıknatıslı satranç takımı almıştı. Büyüdükçe farklı branşlara yönelindi, oynayacak oyuncu da bulamayınca unutuldu. (♟)
📕 Zweig'in psikoloji bilgi ve ilgisi bu hikayede de devam ediyor. Zweig, bir Freud hayranı olarak tarzından şaşmıyor, psikolojik gözlemler ve söylemler yapıyor. Çok iyi analizler yapmış ve bunu sizi fazla bunaltmadan, hikayenin içine çekerek, düşündürterek, iç hesaplaşmalarla, empati yaptırarak, meraklandırarak okutturuyor. Maç sırasında psikolojik savaşların önemini daha iyi kavrıyorsunuz. Nazi zulümlerinden bir yenisini daha öğreniyorsunuz. Naziler her türlü savaş yöntemini çok iyi öğrenmişler ve acımasızca uygulamışlar.
📕 Satranç tahtasından kalan piyonlar:
♟ Sabit fikirli ve aklını tek bir düşünceye saplamış her türden insan, hayatım boyunca ilgimi çekmiştir, zira bir insan kendini ne ölçüde sınırlarsa, o denli sonsuza yakınlaşmış olur; işte, görünüşte dünyadan kopuk yaşayan bu tür insanlar, kendilerine has kişilikleri içerisinde bir karınca misali dünyanın garip ve eşi benzeri bulunmayan bir modelini kurarlar.
♟ İnsanoğlunun kafa yorarak icat ettiği oyunlar arasında, tesadüfün her türlü despotluğuna karşı duran ve zafer kupalarını yalnızca akla ya da daha çok zihinsel yeteneğin belirli bir biçimine veren tek oyun.
♟ Bize hiçbir şey yapmadılar, tümüyle bir hiçliğin içine yerleştirdiler, zira bilindiği üzere, yeryüzünde hiçbir şey insan ruhuna hiçlik kadar baskı yapamaz.
♟ Satrancın çekici yanı, temelde stratejisinin farklı beyinlerde farklı biçimlerde gelişmesinden kaynaklanır.
♟ Bu zihinsel savaşta siyah, beyazın o an hangi manevrayı yapacağını kestiremez ve sürekli tahminler yürütmeye ve çıkış yolları bulmaya çalışır. Özgün Onat