Spoiler içeriyor
-"Her birimiz yolumuza gitsek." -"Yolumuz..." -"Öyle" -"Birleşti biliyorum." -"Yok birleşecek gibi değil benim yolum başka, seni tanıdıktan sonra anladım bunu. Sevgide yetmiyormuş çok eskiden rastlaşacaktık..." Yeşilçam tarihinin unulmaz filmlerinden bir tanesini sonunda izleyebildim... Hem Türkan Şoray izlemeyi özlemişim hem de…devamı-"Her birimiz yolumuza gitsek."
-"Yolumuz..."
-"Öyle"
-"Birleşti biliyorum."
-"Yok birleşecek gibi değil benim yolum başka, seni tanıdıktan sonra anladım bunu. Sevgide yetmiyormuş çok eskiden rastlaşacaktık..."
Yeşilçam tarihinin unulmaz filmlerinden bir tanesini sonunda izleyebildim... Hem Türkan Şoray izlemeyi özlemişim hem de onu siyah beyaz hâlde izlemeyi. O eski zamanların verdiği duyguyu izlemeyi çok özlemişim. Sahnelerin arasına konan o parçaları çok özlemişim. Kısaca özlemişim.
Vesikalı yârim sadece bir aşk hikayesi sunmuyor bizlere.
Sınıf farkı ve toplumsal yargıları da sorgulatıyor. İzlerken acaba onların yerinde ben olsaydım ne yapardım diyorsunuz.
Davul bile dengi dengine sözünün cuk oturduğu bir yapımdı. Elbette sevgimiz uğruna çabalarız ama bizim dışımızda gelişen dış faktörler o sevgiye veya ilişkiye balta vurur.
Bir tarafta saygın ve kendi halinde bir yaşama sahip olan Halil. Öbür tarafta geçimini konsomatrislik yaparak elde eden Sabiha. Ve onların imkansız gibi görünen ama zaman paylaşımı yaptıkça artan sevgileri. Biraz incitici, biraz samimi, biraz da naif bir aşk. Ve sanırım onları imkansız kılan en büyük etken de yasak aşk yaşamaları.
Vesikalı yârim ayrılıkların, suskunlukların ve el mahkûm kabullenişlerin filmi olmuş.
Her Yeşilçam filmini beğenmem ama bunu cidden beğendim. İzzet Günay oyunculuğunu ilk izlediğim filmdi ve adam çok başarılıydı. Tüm varlığı ile "benim" diye bağırıyordu. -sanırım adamı biraz beğenmişim-
Türkan Şoray oyunculuğuna yorum bile yapmam, bilen biliyor. -gecen yıl yaptım.. ama sanırım orada oyunculuğa değil de filmin genel konusuna laf etmiştim herhalde-
"Sorar mıyım hiç, küstürür müyüm Halili"
Bu nasıl bir sevmektir Sabiha... İnsan nasıl mı sevmeliydi? İşte Sabiha gibi sevmeliydi.
"Başka kadın olsa belki savaşırım, mücadele ederim ama aileye karşı savaşamam."
Sanırım Sabiha da en çok sevdiğim şey ise karakteri oldu. Evet seviyordu, evet istiyordu da Halili. Ama Halil evliydi -buradan bir Gülden Karaböcek Sen Evlisin gönderelim-
O bunu göz ardı etmek yerine o ailenin çocuklarını düşündü. Bunu Halil bile düşünmedi ama o düşündü.
Öyle adamlar var ki Sabiha kadar onurlu değiller.
Diğer tarafta aldatılmasına rağmen boşanmayan belki de boşanamayan bir başka kadın daha var. Çocuklarına bir şey demeyip o adamı kendi elleriyle Sabihaya gönderdiler. -kayınvalide ve kayınbaba olacak şahsiyetlerden bahsediyorum-
Eyvallah aşk filmi falan ama cidden hayatın içinden o kadar çok detay var ki. Aradan 57 yıl geçmiş bazı şeyler hiç değişmemiş. Ve ben her filmde böyle bir detaya takılıp canımın sıkılmasından çok sıkıldım.
Bazen değişmeyeceğini bile bile umut ederiz ya hani. Bu konuda da gram umudum yok ama kadınlara karşı bu bakış ve tavır umuyorum değişir.
Muazzez Ersoy-Kahverengi Gözlerin
Muazzez Ersoy-Sokağın Ardındayım
Şükran Ay-Sana Olan Aşkımı İmkan Yok Bilemezsin
Müzeyyen Senar-Kimseye Etmem Şikayet
Şükran Ay-Kalbimi Kıra Kıra
Parçaları filmde çokça geçiyor ve dinlemenizi tavsiye ederim. Bazılarını önceden bilsem de favorim Kalbimi Kıra Kıra adlı parça oldu ve kalbimi bıraktım 🫠
Eskiden "vesikalı yârim" denince sevgi sözcüğü falan sanırdım. Çünkü çocuktum ve şu fotoğraf çektirdiğimiz yerlerde bastırılan fotoğraflar için kullanılıyor falan sanıyordum. Sevdiğimiz insanların fotoğraflarını cüzdan da taşıyoruz diye de sevgi sözcüğüymüş gibi bağdatırmıştım.
-benim hayaller-
Neyse o öyle değilmiş geçen günlerde annemle bu film hakkında konuşurken öğrendim. Genelev veya bu filmde ki yerlerde çalışabilmek için resmi makamların kadınlara verdiği bir belgeymiş. Allah'tan annem dışında kimseye sağda solda bu düşüncemi anlatmadım. Tam bir rezillik olurdu çünkü... -Raf bunun dışında ve artık o meselenin öyle olmadığını biliyorum. Yani bilgiliyim. O yüzden burada anlatabilirim. Bir mahsuru yok. Öhm, neyse devam edelim.-
Bir de geçen yıl Orhan Veli kaleminden şiirler okumuştum.
İçinde bu filme cuk oturan bir şiir var.
-Alnımdaki bıçak yarası
Senin yüzünden
Tabakam senin yadigârın
"İki elin kanda olsa gel" diyor
Telgrafın
Nasıl unuturum seni ben
Vesikalı yârim?-
~Orhan Veli~
Edip Akbayramın da bu şiire ait seslendirmesi var. Dinlemek isteyenlere duyurulur.
(Orhan Veli şiirlerin şarkı hâline gelmesine karşı aslında ama her önüne gelen adamın şiirlerini şarkı yapmış. Bu da böyle bir bilgidir.)
📌"Halil bu evi şimdi seviyorum. Ondan evvel bir barınaktı sadece, şimdi ev oldu..."
✍️Zira ev bir yer değil bir kişiydi...