sinemada kullanılan özel kavramlar 1. kitsch abartılı, yapay, ucuz ama eğlenceli estetik. örnek: double team (van damme – dennis rodman ikilisi) 2. camp kitsch'e benzer ama daha bilinçli şekilde yapılmış abartı. genelde ironi barındırır. “kendini ciddiye almayan” yapay estetik. örnek:…devamısinemada kullanılan özel kavramlar
1. kitsch
abartılı, yapay, ucuz ama eğlenceli estetik.
örnek: double team (van damme – dennis rodman ikilisi)
2. camp
kitsch'e benzer ama daha bilinçli şekilde yapılmış abartı. genelde ironi barındırır. “kendini ciddiye almayan” yapay estetik.
örnek: batman & robin (1997), lady gaga'nın birçok klibi.
3. noir (film noir)
kara film. 1940'lar–50'lerin karanlık, suç, dedektif filmleri. gölgeli siyah-beyaz görüntüler, umutsuz karakterler.
örnek: the maltese falcon (1941), chinatown (1974) (neo-noir).
4. pulp
ucuz dergi hikâyelerinden türemiş, kanlı, şiddetli, aşırı aksiyonlu ama eğlenceli filmler.
örnek: quentin tarantino'nun pulp fiction (1994) filmi.
5. grindhouse
70'lerin düşük bütçeli, şiddetli, erotik veya “ucuz görünen” sineması. seyirciyi şok etmek için yapılır.
örnek: tarantino & robert rodriguez'in grindhouse (2007) projesi.
6. arthouse
sanat sineması. daha deneysel, ticari kaygısı az, estetik ve fikir odaklı filmler.
örnek: andrei tarkovski'nin stalker (1979) filmi.
7. campy vs. cheesy
• campy - bilerek abartılı (ironik eğlence).
• cheesy -klişe, yapay, “ucuz duygusallık”.
örnek: romantik filmlerde “havalı müzik eşliğinde yağmur altında öpüşme” sahneleri- cheesy.
8. cult (kült film)
ilk çıktığında çok popüler olmasa da yıllar içinde özel bir hayran kitlesi kazanan filmler.
örnek: the rocky horror picture show (1975), fight club (1999).
9. b-movie
düşük bütçeli, çoğu zaman yan gösterim için yapılmış filmler. ucuz efektler, basit senaryolar ama samimi bir ruhu vardır.
örnek: plan 9 from outer space (1959), birçok eski van damme filmi de “b-action” sayılır.
10. sleazy
kirli, yoz, genelde erotizm + şiddet içeren “pis” görünümlü yapımlar için söylenir.
örnek: 70'lerin new york yeraltı polis/mafya filmleri.
niş & underground sinema terimleri
1. lo-fi aesthetic
düşük kaliteli görüntü, grenli kamera, amatör gibi duran ama bilinçli şekilde kullanılan “kusurlu estetik”. seyirciye ham ve gerçek his verir.
örnek: the blair witch project (1999), clerks (1994).
2. slow cinema
çok az diyalog, uzun planlar, sakin tempo. sabır isteyen ama derinlikli filmler. daha çok varoluşsal, felsefi konular işler.
örnek: bela tarr'ın satantango (1994), nuri bilge ceylan filmleri.
3. exploitation
ucuz, aşırı şiddet, seks ya da tabu konular üzerinden seyirciyi şok etmeye çalışan sinema. alt türleri de var:
• blaxploitation: siyah kültürü/karakterleri merkezine alır (shaft, 1971).
• sexploitation: erotik öğeler ağırlıklı.
• naziploitation: nazi kamplarındaki şok edici hikayelerin .
örnek: i spit on your grave (1978).
4. body horror
insanın bedeninin bozulması, mutasyona uğraması, iğrenç dönüşümleri konu alan korku türü.
örnek: david cronenberg'in the fly (1986), videodrome (1983).
5. underground cinema
ana akım dışında, bağımsız hatta çoğu kez yasaklı ve yeraltı dağıtımıyla yayılan filmler.
örnek: kenneth anger'ın deneysel filmleri, gaspar noe' nin irreversible. (2002).
6. afektif sinema (affective cinema)
seyircinin duygusal ve bedensel tepkilerini merkeze koyar. izleyiciye sadece “hikaye” değil, hissettirme amacı vardır.
örnek: claire denis'nin trouble every day (2001).
7. surrealist cinema (sürrealist / gerçeküstü sinema)
mantıksız olaylar, rüyamsı sahneler, bilinçaltı imgelerle örülü filmler.
örnek: luis bunuel'in un chien andalou (1929), alejandro jodorowsky'nin the holy mountain (1973).
8. psychedelic cinema
görsel olarak renkli, halüsinatif, bilinç değiştiren filmler. 60'ların hippie kültürüyle birlikte yükselmiştir.
örnek: easy rider (1969), enter the void (2009).
9. gonzo filmmaking
belgesel ya da deneysel işlerde, yönetmenin kendisini hikâyeye katması. “tarafsız gözlemci” yerine, olayların tam içinden anlatım.
örnek: fear and loathing in las vegas (1998) (hunter s. thompson'un gonzo gazeteciliğinden uyarlama).
10. postmodern cinema
kendiyle alay eden, türleri karıştıran, ironi ve pastiş (eski filmleri taklit etme) kullanan sinema.
örnek: quentin tarantino filmleri (kill bill, pulp fiction).
21. auteur
yönetmenin filmi kendi vizyonuna göre şekillendirmesi.
örnek: alfred hitchcock
22. mise-en-scene
sahnedeki tüm görsel öğelerin düzeni.
örnek: 2001: a space odyssey (1968)
23. diegesis
film dünyası içindeki hikâye evreni.
örnek: karakterin radyo dinlemesi diegetic sound'tur.
24. non-diegetic sound
karakterlerin duymadığı sesler, müzik veya anlatıcı sesi.
25. jump cut
zaman veya mekânda boşluk yaratmak için hızlı kesme.
örnek: breathless (1960)
26. match cut
iki sahne arasında görsel veya tematik bağlantı kuran kesme.
örnek: 2001: a space odyssey kemik - uzay aracı geçişi
27. long take
kesintisiz uzun plan.
örnek: children of men (2006) çatışma sahneleri
28. tracking / dolly shot
kameranın hareket ederek karakteri veya sahneyi takip etmesi.
29. chiaroscuro
işık ve gölge kontrastı, özellikle noir'da sık kullanılır.
30. fourth wall
izleyiciye doğrudan hitap veya farkındalık.
31. macguffin
hikâyede motivasyon yaratan ama kendisi çok önemli olmayan obje.
örnek: hitchcock'un north by northwest'te mikrofilm
32. red herring
seyirciyi yanıltan ipucu veya olay.
33. slow motion
zamanın dramatik veya görsel vurgu için yavaşlatılması.
34. montage
farklı sahnelerin yan yana getirilmesiyle anlam veya duygu yaratma.
örnek: battleship potemkin (1925) merdiven sahnesi
35. non-linear narrative
hikâyenin kronolojik sıraya uymadan anlatılması.
örnek: memento (2000)
36. fourth cinema
yerli veya marjinal kültürleri merkeze alan sinema akımı.
37. minimalist cinema
az diyalog, basit görsellik, sessiz sahnelerle dramatik etki.
örnek: jim jarmusch filmleri
38. hyperrealism
gerçeklikten daha gerçekçi, aşırı detaycı sinema estetiği.
39. dogme 95
doğal ışık, elde kamera, gerçek mekan kullanımı.
örnek: the celebration (1998)
40. found footage
“bulunmuş kayıt” formatında çekilmiş film.
örnek: the blair witch project (1999)
41. expressionism
abartılı ışık, gölge ve set tasarımı ile karakterin duygularını yansıtan sinema.
örnek: the cabinet of dr. caligari (1920)
42. german expressionism
almanya'da 1920'lerde ortaya çıkan abartılı gölge ve perspektif kullanımı.
43. italian neorealism
gerçek mekanlar ve amatör oyuncularla sosyal sorunları konu alan sinema.
örnek: bicycle thieves (1948)
44. french new wave
yaratıcı montaj, jump cut ve deneysel anlatım.
örnek: breathless (1960)
45. surreal horror
gerçeküstü, rüya gibi korku ögeleri.
örnek: suspiria (1977)
46. psychological thriller
zihin oyunları, gerilim ve karakter psikolojisi öne çıkar.
örnek: se7en (1995)
47. neo-noir
modern noir unsurlarını taşıyan film türü.
örnek: blade runner (1982)
48. spaghetti western
italya'da yapılan western filmler. daha sert ve stilize.
örnek: the good, the bad and the ugly (1966)
49. samurai cinema(chanbara)
japon samuray hikâyelerini konu alan sinema.
örnek: akira kurosawa – seven samurai (1954)
50. minimal horror
korku unsurları az ama atmosfer yoğun.
örnek: the witch (2015)
51. slow horror
sessiz, uzun sahnelerle gerilimi artıran korku.
örnek: hereditary (2018)
52. surrealist comedy
mantıksız ve rüya gibi öğelerle komedi.
örnek: the holy mountain (1973)
53. black comedy
kara mizah, ölüm, şiddet veya trajediyi komik şekilde işler.
örnek: dr. strangelove (1964)
54. dark comedy thriller
gerilim ve kara mizah bir arada.
örnek: fargo (1996)
55. absurdist cinema
mantıksız olay ve diyaloglarla varoluşsal temalar.
örnek: waiting for godot (uyarlamalar)
56. dystopian cinema
kıyamet sonrası, totaliter veya çöküş temalı distopik filmler.
örnek: children of men (2006)
57. post-apocalyptic
dünyanın çöküşünden sonra hayatta kalmayı konu alır.
örnek: mad max: fury road (2015)
58. cyberpunk
yüksek teknoloji, düşük yaşam koşulları, distopik gelecek.
örnek: blade runner (1982)
59. steampunk
19. yy estetiği, buhar ve retro-fütüristik ögeler.
örnek: the city of lost children (1995)