Devamı ; Sinema terimleri 60. biopic gerçek bir kişinin hayat hikâyesini anlatan film. örnek: bohemian rhapsody (2018) 61. historical drama tarihi olayları veya dönemleri konu alan drama. örnek: gladiator (2000) 62. period drama belirli bir dönemi yansıtan film. örnek: pride…devamıDevamı ;
Sinema terimleri
60. biopic
gerçek bir kişinin hayat hikâyesini anlatan film.
örnek: bohemian rhapsody (2018)
61. historical drama
tarihi olayları veya dönemleri konu alan drama.
örnek: gladiator (2000)
62. period drama
belirli bir dönemi yansıtan film.
örnek: pride and prejudice (2005)
63. neo-realism
güncel toplumsal sorunları gerçekçi şekilde işleyen sinema.
örnek: roma (2018)
64. found footage horror
bulunmuş kayıt tarzı korku.
örnek: paranormal activity (2007)
65. slasher
bir seri katilin karakterleri teker teker öldürdüğü korku türü.
örnek: halloween (1978)
66. giallo
italyan gerilim-korku türü; cinayet, gizem, stilize görsellik.
örnek: deep red (1975)
67. exploitation horror
şok, kan ve cinsellik üzerine kurulmuş korku filmleri.
örnek: cannibal holocaust (1980)
68. body horror comedy
bedenin bozulması ile kara mizah birleşimi.
örnek: tusk (2014)
69. erotic thriller
erotizm ve gerilimin birleşimi.
örnek: basic instinct (1992)
70. road movie
karakterlerin yolculuk üzerinden geliştiği film türü.
örnek: easy rider (1969)
71. coming-of-age
gençlik, büyüme ve olgunlaşmayı konu alır.
örnek: stand by me (1986)
72. bildungsroman
roman uyarlamaları veya karakterin psikolojik olgunlaşması.
örnek: call me by your name (2017)
73. slice of life
gündelik hayatı, sıradan insanları anlatır.
örnek: boyhood (2014)
74. experimental cinema
deneysel teknikler, soyut görsellik.
örnek: maya deren – meshes of the afternoon (1943)
75. avant-garde cinema
yenilikçi, kural tanımayan ve deneysel sinema.
örnek: kenneth anger filmleri
76. abstract cinema
kurmaca veya figüratif olmayan görsellerle anlatım.
örnek: oskar fischinger'in animasyonları
77. psychotropic cinema
izleyiciye zihinsel veya algısal değişim yaratan film deneyimi.
78. dream logic
rüya mantığıyla işleyen anlatım, mantıksal bağ yok.
79. anti-narrative
klasik hikâye örgüsü yerine rastgele veya parçalı anlatım.
80. post-structuralist cinema
film dili ve anlamı sorgulayan, yapısalcılığın ötesinde sinema.
81. meta-cinema
filmin kendi yapım süreci veya sinema kavramını konu alması.
örnek: adaptation (2002)
82. self-reflexive cinema
film içinde film yapımı veya karakterlerin farkındalığı gösterilir.
örnek: 8½ (1963)
83. diegetic sound
karakterler tarafından duyulan film içi ses.
örnek: karakterin radyodan müzik dinlemesi
84. non-linear editing
kurguda zaman çizelgesinin lineer olmaması.
örnek: memento (2000)
85. elliptical editing
hikâyede olayların bazı kısımlarını atlayarak anlatım.
86. cross-cutting
farklı sahnelerin birbirine paralel olarak gösterilmesi.
örnek: the godfather (1972) vaftiz sahnesi
87. parallel editing
cross-cutting ile benzer; iki veya daha fazla olayı eş zamanlı göstermek.
88. jump scare
korku filmlerinde ani şok etkisi yaratma tekniği.
örnek: insidious (2010)
89. slow burn
yavaş gelişen gerilim.
örnek: the shining (1980)
90. tension building
gerilimi artırmak için sahnelerin uzun tutulması veya müzik kullanımı.
91. suspense
seyirciyi merak ve endişe içinde tutma.
örnek: hitchcock filmleri
92. macabre
korkunç, ölüm ve bozulma temalı görsellik.
örnek: the cabinet of dr. caligari (1920)
93. gothic cinema
kara gotik atmosfer, kaleler, sis ve dram.
örnek: crimson peak (2015)
94. melodrama
duygusal abartı ve dramatik çatışma.
örnek: douglas sirk filmleri
95. expressionistic lighting
duyguları vurgulamak için ışık ve gölge kullanımı.
96. visual motif
tekrar eden görsel öge, tema veya sembol.
örnek: hitchcock – kuş motifleri
97. symbolic imagery
sembol ve metaforlarla anlam yaratma.
örnek: tarkovski – su ve ateş imgeleri
98. cinematic language
filmde anlatımı sağlayan tüm görsel ve işitsel araçlar.
99. slow reveal
bilgi veya karakterin kademeli açığa çıkışı.
örnek: se7en (1995)
100. longitudinal tracking
karakterin mekanda uzun mesafe boyunca takip edilmesi.
örnek: children of men (2006) – doğum sahnesi
ek sinema terimleri ve estetikler
• chamber drama / chamber film: az karakter ve sınırlı mekân kullanımıyla yoğun dramatik etki yaratır.
örnek: 12 angry men (1957)
• neo-expressionism: 1980'ler-90'larda ortaya çıkan, abartılı görsellik ve duygusal yoğunlukla karakterize edilmiş stil.
örnek: the cook, the thief, his wife & her lover (1989)
• hyperlink cinema: farklı karakter ve hikâyelerin birbirine kesiştiği, paralel anlatım tekniği.
örnek: babel (2006), traffic (2000)
• transgressive cinema: toplumsal normlara ve tabu konulara karşı çıkan, provokatif filmler.
örnek: a clockwork orange (1971)
• mumblecore: düşük bütçeli, doğal diyalog ve sıradan yaşamı konu alan indie tarz.
örnek: frances ha (2012)
• psychological realism: karakterlerin zihinsel ve duygusal süreçlerini gerçekçi şekilde işler.
örnek: revolutionary road (2008)
• anthology film: birden fazla kısa hikâyenin tek filmde birleştiği yapı.
örnek: paris, je t'aime (2006)
• mockumentary: belgesel tarzında kurgusal ve genellikle komik yapım.
örnek: this is spinal tap (1984)
• vignette cinema: kısa, izole sahnelerle bütün anlatımı oluşturan film yapısı.
örnek: coffee and cigarettes (2003)
• elliptical narrative: olayları doğrudan göstermeden, boşluk bırakacak şekilde anlatan hikâye.
örnek: lost highway (1997)
• rotoscoping: animasyon veya görsel efekt için sahne üzerine çizim tekniği.
örnek: a scanner darkly (2006)
• tropes: sinemada tekrar eden klişe temalar veya motifler.
örnek: “final girl” trope – slasher filmlerinde kadın karakterin hayatta kalması.
• diegetic music: karakterlerin dünyasında var olan, filmde duyulan müzik.
örnek: guardians of the galaxy (2014) – karakterlerin çaldığı müzikler.
• non-diegetic music: karakterlerin duymadığı, yalnızca seyirciye yönelik eklenen müzik.
örnek: jaws (1975) – köpekbalığı teması
• temporal distortion: zamanın bilinçli olarak değiştirilmesi veya parçalanması.
örnek: 21 grams (2003)
• hyperlink editing: paralel hikâyelerin, eşzamanlı sahnelerle kurgulanması.
örnek: amores perros (2000)
• faux documentary: gerçek belgeselmiş gibi sunulan kurgu film.
örnek: the blair witch project (1999)
• cine-poetry: sinema ve şiirselliğin birleşimi, görsellik ve ritim ön planda.
örnek: the tree of life (2011)
• visual allegory: görsellikle yapılan metaforik veya alegorik anlatım.
örnek: pan's labyrinth (2006)
• polyphonic cinema: birden fazla bakış açısı ve hikâyenin eşzamanlı işlenmesi.
örnek: magnolia (1999)