sinema terimleri ve estetikler katalogu 1. klasik ve dramatik sinema chamber film – az sayıda karakter ve sınırlı mekânla geçen dramatik film. örnek: 12 angry men (1957) chamber horror – sınırlı mekân ve karakterlerle korku yaratan film. örnek: the lighthouse…devamısinema terimleri ve estetikler katalogu
1. klasik ve dramatik sinema
chamber film – az sayıda karakter ve sınırlı mekânla geçen dramatik film.
örnek: 12 angry men (1957)
chamber horror – sınırlı mekân ve karakterlerle korku yaratan film.
örnek: the lighthouse (2019)
historical drama – tarihi olay veya dönemi konu alan drama.
örnek: gladiator (2000)
period drama – belirli bir dönemi yansıtan film.
örnek: pride and prejudice (2005)
melodrama – duygusal abartı ve dramatik çatışma ön planda.
örnek: douglas sirk filmleri
psychological realism – karakterlerin zihinsel ve duygusal süreçlerini gerçekçi şekilde işler.
örnek: revolutionary road (2008)
coming-of-age – gençlik, büyüme ve olgunlaşmayı konu alan film.
örnek: stand by me (1986)
bildungsroman – karakterin psikolojik olgunlaşmasını anlatan film.
örnek: call me by your name (2017)
slice of life – gündelik hayatı, sıradan insanları konu alır.
örnek: boyhood (2014)
2. noir ve suç sineması
neo-noir – modern noir unsurlarını taşıyan, karanlık ve stilize filmler.
örnek: sin city (2005)
hyperlink cinema – paralel hikâyelerin kesiştiği anlatım tekniği.
örnek: babel (2006)
polyphonic cinema– birden fazla bakış açısı ve hikâyeyi eş zamanlı işleme.
örnek: magnolia (1999)
transgressive cinema – toplumsal tabu ve normlara karşı çıkan, provokatif filmler.
örnek: a clockwork orange (1971)
dark comedy thriller – gerilim ve kara mizahın birleşimi.
örnek: fargo (1996)
tropes – sinemada tekrar eden klişe temalar veya motifler.
örnek: “final girl” trope – slasher filmleri
neo-pulp– modern pulp estetiği ve hızlı tempolu hikâyeler.
örnek: sin city (2005)
3. korku ve gerilim
slow horror– uzun sahneler ve yavaş tempoyla gerilim yaratan korku.
örnek: hereditary (2018)
minimal horror – sade anlatım, az korku öğesi ama yoğun atmosfer.
örnek: the witch (2015)
found footage horror – bulunmuş kayıt tarzı korku.
örnek: paranormal activity (2007)
slasher – seri katilin karakterleri teker teker öldürdüğü korku türü.
örnek: halloween (1978)
giallo – italyan gerilim-korku türü; stilize cinayet sahneleri.
örnek: deep red (1975)
exploitation horror – şok, kan ve cinsellik üzerine kurulmuş korku filmleri.
örnek: cannibal holocaust (1980)
body horror – insan bedeninin deformasyonu veya mutasyonu üzerinden korku ve rahatsızlık yaratma.
örnek: the fly (1986)
underground horror – ana akım dışında kalan, şok edici ve deneysel korku.
örnek: begotten (1990)
digital horror– dijital efektler ve teknolojik korku ögeleri.
örnek: unfriended (2014)
slow burn– yavaş gelişen gerilim.
örnek: the shining (1980)
tension building – gerilimi artırmak için sahneleri uzun tutma veya müzik kullanma.
jump scare– ani şok ile gerilim yaratma.
örnek: insidious (2010)
macabre – ölüm ve bozulma temalı korku.
örnek: the cabinet of dr. caligari (1920)
gothic cinema – kara gotik atmosfer, kaleler ve sis.
örnek: crimson peak (2015)
postmodern horror – kendi türünü sorgulayan veya ironik korku.
örnek: scream (1996)
surreal horror – rüya ve korkuyu birleştiren stil.
örnek: suspiria (1977)
4. deneysel ve avant-garde sinema
avant-garde cinema – yenilikçi, kural tanımayan ve deneysel sinema.
örnek: kenneth anger filmleri
experimental cinema – deneysel teknikler, soyut görsellik.
örnek: meshes of the afternoon (1943)
abstract cinema– kurmaca veya figüratif olmayan görsellerle anlatım.
örnek: oskar fischinger'in animasyonları
psychotropic cinema – izleyicide zihinsel veya algısal değişim yaratan filmler.
örnek: enter the void (2009)
dream logic– rüya mantığıyla işleyen anlatım; mantıksal bağ yok.
örnek: eraserhead (1977)
anti-narrative – klasik hikâye örgüsü yerine rastgele veya parçalı anlatım.
örnek: last year at marienbad (1961)
post-structuralist cinema – film dili ve anlamını sorgulayan sinema.
örnek: synecdoche, new york (2008)
meta-cinema– filmin kendi yapım süreci veya sinema kavramını konu alması.
örnek: adaptation (2002)
self-reflexive cinema – film içinde film yapımı veya karakter farkındalığı.
örnek: 8½ (1963)
cine-poetry– sinema ve şiirselliğin birleşimi, sembolik ve görsel yoğun.
örnek: the tree of life (2011)
cine-essay– deneysel ve felsefi deneme tarzında film.
örnek: chris marker – la jetée (1962)
found footage erotic– bulunmuş kayıt tarzında erotik içerik.
transgressive experimental cinema – tabu ve normları kıran deneysel sinema.
noise cinema – ses ve görsel kaos ile deneysel film yapımı.
handheld cinema– elde kamera kullanımı; gerçekçilik ve samimiyet sağlar.
slow cinema– uzun sahneler, yavaş tempo, minimal diyalog.
örnek: the turin horse (2011)
long take/ one-take cinema – kesintisiz uzun sahne kullanımı.
örnek: russian ark (2002)
5. erotik ve kadın/queer perspektifi
erotic art cinema– erotik ögelerle estetik ve sanatsal anlatım.
örnek: the dreamers (2003)
soft-core erotic cinema – hafif erotik içerik, şiddet veya pornografi içermez.
örnek: emmanuelle (1974)
hard-core erotic cinema– açık cinsel içerikli filmler.
örnek: deep throat (1972)
feminist cinema – kadın bakış açısını ve toplumsal cinsiyet sorunlarını işleyen sinema.
örnek: portrait of a lady on fire (2019)
queer cinema – lgbt+ temalarını işleyen filmler.
örnek: call me by your name (2017)
transgressive erotic cinema – tabu ve sınırları zorlayan erotik anlatım.
post-apocalyptic erotic cinema – kıyamet sonrası dünyada erotik temalar.
örnek: tank girl (1995)
neo-noir erotic cinema– modern noir ve erotizmin birleşimi.
örnek: basic instinct (1992)
feminist experimental cinema – kadın perspektifi ve deneysel anlatım.
queer experimental cinema – lgbt+ temalarını deneysel olarak işleyen film.
6. bilim kurgu ve distopya
cyberpunk – yüksek teknoloji, düşük yaşam, distopik gelecek.
örnek: blade runner (1982)
dystopian cinema– totaliter veya çöküş temalı distopik filmler.
örnek: children of men (2006)
post-apocalyptic cinema– dünyanın çöküşünden sonra hayatta kalmayı konu alır.
örnek: mad max: fury road (2015)
sci-fi horror – bilim kurgu ve korku karışımı.
örnek: alien (1979)
neo-noir erotic cinema – modern noir ve erotizmin birleşimi.
örnek: basic instinct (1992)
virtual cinema – vr ve dijital ortamlarda deneyimlenen sinema.
interactive cinema – izleyicinin seçimleriyle değişen anlatım.
örnek: black mirror: bandersnatch (2018)
eco-cinema – çevre ve doğa temalı film estetiği.
örnek: the new world (2005)
cine-ritual– ritüel veya dini tören estetiğini kullanan film.
sensory cinema – seyircinin duyularına hitap eden görsel ve işitsel yoğun film.
7. sinema teknikleri ve ses/müzik
diegetic music – karakterler tarafından duyulan film içi müzik.
örnek: karakterin radyodan müzik dinlemesi.
non-diegetic music– karakterlerin duymadığı film müziği.
örnek: jaws (1975)
elliptical narrative/ editing – olayları doğrudan göstermeden, boşluk bırakarak anlatım.
örnek: lost highway (1997)
cross-cutting / parallel editing – farklı sahneleri paralel gösterme.
örnek: the godfather (1972)
non-linear editing – zaman çizelgesinin lineer olmaması.
örnek: memento (2000)
rotoscoping – animasyon ve efekt için sahne üzerine çizim.
örnek: a scanner darkly (2006)
jump scare– ani şok ile gerilim yaratma.
slow reveal – bilgi veya karakterin kademeli açığa çıkışı.
örnek: se7en (1995)
longitudinal tracking/ long take – karakterin mekandan uzun mesafe boyunca takip edilmesi.
8. underground , cult ve deneysel sinema
guerilla filmmaking – düşük bütçe, hızlı ve çoğunlukla yasadışı çekim teknikleri.
örnek: el mariachi (1992)
handheld cinema – elde kamera kullanımı; gerçekçilik ve samimiyet sağlar.
örnek: the blair witch project (1999)
micro-budget cinema – çok düşük bütçeyle yapılan bağımsız sinema.
örnek: clerks (1994)
diy cinema – kendi imkanlarıyla yapılan amatör ve yaratıcı film.
örnek: john waters'in erken filmleri
cult exploitation – kült haline gelmiş düşük bütçeli, şok edici filmler.
örnek: pink flamingos (1972)
neo-expressionism – 80'ler-90'larda tekrar ortaya çıkan abartılı görsellik ve duygusal vurgular.
örnek: the cook, the thief, his wife & her lover (1989)
mumblecore – düşük bütçeli, doğal diyalog ve gündelik hayatı işleyen indie tarzı.
örnek: frances ha (2012)
vignette cinema – kısa, izole sahnelerle bütün anlatımı oluşturan film.
örnek: coffee and cigarettes (2003)
elliptical narrative– olayları doğrudan göstermeden anlatan, boşluk bırakan hikâye yapısı.
örnek: lost highway (1997)
cine-allegory / visual allegory – görsellikle yapılan alegorik anlatım.
örnek: pan's labyrinth (2006)
polyphonic cinema– birden fazla bakış açısı ve hikâyeyi eş zamanlı işleme.
örnek: babel (2006)
hyperlink editing– farklı hikâyelerin paralel şekilde kesilerek anlatılması.
örnek: traffic (2000)
temporal distortion – zamanın bilinçli olarak değiştirilmesi veya karıştırılması.
örnek: 21 grams (2003)
chamber film– az sayıda karakter ve sınırlı mekânla geçen dramatik film.
örnek: 12 angry men (1957)