/23 Ağustos Cumartesi/5. Belgesel/ "Bu bir Ankara hatırasıdır, Ankara işidir." -Erkin Koray- Bu hafta ki belgesel seçimim Ankara Havası oldu. 4 bölüm ve her biri yaklaşık 25 dakikadan oluşan bu yapımı öncelikle @b12madeni'ne sonra da Ankaralı olan, Ankaralı olmayıp Ankaralı…devamı/23 Ağustos Cumartesi/5. Belgesel/
"Bu bir Ankara hatırasıdır, Ankara işidir."
-Erkin Koray-
Bu hafta ki belgesel seçimim Ankara Havası oldu.
4 bölüm ve her biri yaklaşık 25 dakikadan oluşan bu yapımı öncelikle @b12madeni'ne sonra da Ankaralı olan, Ankaralı olmayıp Ankaralı hisseden herkese ithaf ediyorum. Yani kendime de.
Öhm şimdi gelelim belgesele.
İlk bölümde Atatürk ile giriş yapıyorlar belgesele. Ulus çevresinde denk gelinen esnaf ve taksi şoförleri Atatürk'e karşı olan sevgilerini anlatıyorlar. 26 yıldır Atatürk'ün resmini bulunduran mı dersin, Ulus semtinin önceki isimlerini bilen tarih sever vatandaşlarını mı dersin, yoksa ücretsiz Atatürk dövmesi yapan dövmeci abiyi mi dersin... Bayağı bayağı Ankara'nın içinden sahnelerdi. Sadece ilk bölümü atam ile harmanlamışlar. Pek de güzel olmuş.
İlk bölümün sonlarına doğru bir abi konuşma yapıyor.
Atatürk'ün vatanın evimiz olduğuna dair söylediği söylemleri aktarıyor. Bu beni bir on yıl öncesine falan götürdü. Bir akşam yemeğinde babam durup dururken "Elif sence anne baba mı yoksa vatan mı?" Diye bir soru sormuştu. Yemek yerken bunun ne alaka olduğunu anlayamamıştım tabi. Anne ve baba kaybının ben de oluşturacağı hüznü düşünüp onları seçtiğimi söylemiştim. Babamsa bana hâlâ bugün bile hatırladığım bir cümle kurdu. "Vatanı olmayanın ana babası da olmaz kızım. Önce vatan, sonra aile" demişti... O abinin sözleri tekrar beni o güne ve o anın duygusuna götürdü. Belgeselde de dendiği gibi "vatan evdir ve evi ne olursa olsun korumamız gerekir" diyerek sahip çıkmalıyız.
İlk bölümü ne kadar ilgiyle izlediysem ikinci bölümü bir o kadar zor izledim. Konu futbol falan olduğu için öyle oldu tabi. Ankara gücü taraftarlarının kameraya alındığı bir bölüm ve bolca ama bolllllca Ankara ağzına maruz kalıyorsunuz. Yalan yok bazı yerlerde dudaklarım kocaman kocaman güldü. Çünkü aşinayız...
Üçüncü bölümde ODTÜ üniversitesini görüyoruz. Öğrencileri ve akademisyenleri tarafından bizlere aktarılıyor. Dördüncü bölümde ise çinçin mahallesi'nin insanlarını ele alıyor. -b12madeni hiç çinçine gidip gitmediğimi sormuştu. Ben de gitmediğimi söylemiştim lakin bu belgeselle beraber çinçine bir nebze olsun aşinayım artık-
Ankara aslında o kadar garip bir yer ki... Altındağ diyoruz ama bir tarafı Hamamönü, bir tarafı ulus, bir tarafı Çinçin fjsjxjsj
Neyseciğime. Bana en çok dokunan bölüm de dördüncü bölüm oldu. İlk bölümde de atam falan vardı eyvallah ama dördüncü bölüm direkt empatiye yönlendiriyor sizi.
Bu belgesel bilgi birikimi veya tarihsel doğruluk vermekten daha çok halkı göz önüne almış. Onları konuşturmuş ve bizlere sunmuş. Aslında böyle olması daha iyi bile olmuş diyebilirim. İnsan izlerken biraz eksik kalıyor, tam olarak belgeselin içine giremiyor gibi hissediyor ama aslında durum böyle değil. En azından benim için. Zira araştırmak istediğimiz konuyu internete girip de araştırabiliriz. Lakin bu belgeselin içinde her bir semti kendi yaşamı içinde görüyoruz. Bir tarafta odtülü öğrenciler diğer taraftan Çinçin gençleri ve bu ikisi arasında ki farklar gibi gibi. He bölüm sayısı dört ile sınırlı kalmayıp daha fazla olabilirdi orası ayrı bir mevzu.
"Ankara" kavramı toplumda nasıl algılanıyor buna ışık tutuyor biraz. İlk akla gelenlerde "Ankaragücü, ODTÜ, ÇinÇin ve Atatürk" oluyor. Canım Ankaramın nevi şahsına münhasır alt kültürlerini inceliyor yani.
Üstte de bahsettiğim gibi tarihsel bir bilgi verilmediği için insan bir eksiklik hissetse bile halkın yaşamını onların ağzından dinlemek ve görmek çok daha iyi. Tabi bu herkes için böyle olacak diye bir kural yok. Gelelim şimdi kimlere öneririm? Ankarayı seven, Ankara'yı merak eden herkesin izlemesini tavsiye ederim. Sitcomkar ve Ankara sevdalısı olan bacım sana da öneriyorum. Özellikle dördüncü bölümü izliyorsun ve üzerine konuşuyoruz. -müsait olduğun bir ara -