Ruh,bedene girerken karanlık ve boğucu bir ortama girdiği için zorlandığı aktarılır.Zorlanarak girdiği bu bedene alıştığı için de çıkarken zorlanarak çıkacak.Felevla iza belagatil hulkum ayeti kendi bedenimiz için tahakkuk ettiği zaman geride ya çok büyük bir pişmanlık ya da büyük bir…devamıRuh,bedene girerken karanlık ve boğucu bir ortama girdiği için zorlandığı aktarılır.Zorlanarak girdiği bu bedene alıştığı için de çıkarken zorlanarak çıkacak.Felevla iza belagatil hulkum ayeti kendi bedenimiz için tahakkuk ettiği zaman geride ya çok büyük bir pişmanlık ya da büyük bir sevinç yaşayacağız.
Her insanın bedeninde vazifeli 384 Melaike-i Kiram görevli.Hz. Allah herşeyi bir sebebe rapt ettiği için (Dilese sebepsiz hâlk ederdi.) bu meleklerden biri görevini bıraktığında buna tıbben felç diyoruz.Bu bedende sadece biz yaşamıyoruz yani.Kendi nefsimiz dahil,vazifeli melekler bu bedendeler.Vazifeli melekleri günümüz teknolojisiyle kıyasladığımızda teşbihte hata olmasın.Tesla bir aracı düşünelim,araçta kör nokta kavramı neredeyse hiç yok tüm sensörler tarafından çevre kontrolü yapılıyor ve aracı süren şöfor bunu idare ediyor.İnsan nefsi ve meleklerde adeta bunun gibi,yapılan ve düşünülen akıldan geçen her şey ama her şey kaydediliyor.Bir pıhtı ve sudan insanı yaratan Kadiri Mutlak Cenabı Hâkk'ın 'Ol' emriyle bunların mümkün olmadığını düşünmek imansızlıktır.
Nefsin tam 72 şeytan gücünde olduğu bilinir.Bu nefsin dizginlerini ele almak için hayat sürüyoruz.Eğer dizginler bizim elimizde değilde nefsin elindeyse işte o zaman nefsi emmare makamındayız demektir ki bu da insanı cehenneme sevk eder.Nefsin 7 mertebesi vardır.Cennet ve Cemali İlahi ile müşerref olma saadetine ulaşmak için 4. Sıradaki Nefsi Mutmainne makamına çıkmamız gerekiyor.Bunun ne denli zor bir şey olduğunu İhyâu Ulûmi'd-Dîn'den bir cüz olan bu güzel eseri okuyarak anlayabilirsiniz.
Evliyaullah'ın tamamı son nefeste iman ile gidebilmek için tazarru halinde Hz. Allah'a ömürlerinin nihayetine kadar dua etmişlerdir.Son nefeste imanla gidebilmenin ne kadar zor olduğunu bilecek ilmi bilgiye sahiptiler çünkü,ilk ayet olan oku emrini,hıfz edip ilimle meşgul oldular.
Son nefesimizi verene kadar,imanın hiçbir şekilde garantisi yoktur.Tefsirlerde geçen Bel'am Bin Baura adında bir zat vardır.Nakledilen tefsirlerde öyle bir ilmi kuvvete sahip olduğu aktarılır ki kendi talebelerinin dahi keramet gösterdiği söylenir.Bu kadar insanın kurtuluşuna vesile olmuş bu zatın son nefeste imansız bir şekilde öldüğü yazar.İman dediğimiz kavram öyle basite alınacak ve küçümsenecek bir konumda değildir.Şeytanın da şeytan olmadan önce tüm meleklerin hocası olduğunu genel ekseriyet bilir.O sebeple Ehli Sünnet yolunda ilimle birlikte edep aşılanır ki,insan nefsine uyupta kibirlenmesin.
Ölüm anında perde gözden kaldırılınca seker halinde yaşanacak dehşetli pişmanlığı tefsirlerde okuyun lütfen.Aramızda anne karnında olduğu günleri hatırlayan var mı ? Hz. Allah dilese onu da hatırlatabilirdi,çok şükür ki böyle bir imtihana tabi tutulmamışız.Hatırlıyor olsaydık diyelim,biz o sırada annemizin kordonuyla hayata bağlıydık.El,ayak,kulak,burun,göz bunların hiçbirşeye yaradığı yoktu,kordon beslenmemize yetiyordu zaten.O sırada bilinç olsa kordon olmadan hayatın hiçbir şekilde yürümeyeceğini düşünürdük ve uzuvları anlamlandıramazdık.İşte orada ki hiçbir anı hatırlayıp idrak edemediğimiz gibi şuan perde olduğu için ölüm sanki yok,ahiret yok,abdest neymiş namaz neymiş,oruç neymiş gibi bir düşünce tarzıyla yaşıyor insanların büyük çoğunluğu,bunu yaptıranda nefsi emmare.Asrı saadette ve İslamın hüküm sürdüğü asırlarda insanlar bu kadar inançsız ve adeta hayvan gibi sadece yeme ve içmeden ibaret bir hayat yaşamıyordu.Küfür zamanında olduğumuz için bunlar insanların genelinde o kadar uç gelmeye başladı ki,insan neyi anlatacağını şaşırıyor.
Bu güzel eseri lütfen okuyun,belki hayatınızda bir şeylerin değişmesine sebep olur.Şu son paragrafla yazıyı bitireyim.
Hz.Ebu Bekir efendimiz,peygamber efendimize öyle bir iman etmiş ki, "Eğer Ebu Bekir'in imanı,bütün insanların imanı ile karşılaştırılsa,Ebu Bekir'in imanı daha ağır gelecektir."
Bunun sebeplerinden biri de şudur,Hz. Ebu Bekir efendimiz,kâfirler gibi mucize istememiştir,keramet istememiştir,tüm kalbiyle iman etmiştir.Miraç hadisesinden sonra da "Sıddık" ünvanını almıştır.
Mekke halkı Miraç hadisesine anlam veremezken,"Vallahi o söylediyse şeksiz şüphesiz doğrudur."diyerek,perdenin kalkmasını beklememiş,ayın ikiye yarılmasını beklememiş.Kerâmet ve mucizelerin ekserisi,Gayri Müslimler içindir.
İman,kalp meselesidir.Hiç mucize görüp iman eden ile görmeden edenin hali bir olur mu ? Nefis tüm gücüyle bunu engelleme gayretinde.Çünkü şeytan o gün bir söz aldı."Senin halis kulların hariç hepsini saptıracağım." Nefis en büyük düşmandır. Kişi,düşmanını bilirse ona karşı savaş açabilir.Bu kitap size o düşmanın zaaflarını ve nasıl yenmeniz gerektiğini anlatıyor.Teçhizatsız savaşa gidilmediği gibi ilimsizde,nefis yenilemez.