#yorumperisi 🧚♀️ 📘 Yaz 2005. İstanbul Atatürk Hava limanı. Modernitenin ve şehrin sınırında genetik bilimciden gurbetçi işçiye, taksi şoföründen ünlü bir heykeltıraşa, tuvalet temizlikçisinden mimarlar odası eski başkanına kadar İstanbullu 15 kişinin yolları kesiştiğinde yüzyılımızın göçlerle genişlemiş İstanbul’undan, dolayısıyla Türkiye’sinden…devamı#yorumperisi 🧚♀️
📘 Yaz 2005. İstanbul Atatürk Hava limanı. Modernitenin ve şehrin sınırında genetik bilimciden gurbetçi işçiye, taksi şoföründen ünlü bir heykeltıraşa, tuvalet temizlikçisinden mimarlar odası eski başkanına kadar İstanbullu 15 kişinin yolları kesiştiğinde yüzyılımızın göçlerle genişlemiş İstanbul’undan, dolayısıyla Türkiye’sinden bir kesit ortaya çıkıyor. Bir İstanbul romanının olmazsa olmazı aşk elbette baş köşede yer alıyor. Büyük bir tehdit altında başlayan gerilim dolu dört saat boyunca İstanbul, Belgin ile Ayhan’ı kendisiyle ve aşkla hesaplaşmaya zorluyor. ( arka kapak - tanıtım yazısı)
📘 İlk sayfada; "Ben İstanbul'um, şehirler şehri, metropoller kraliçesi, şairler beldesi, imparatorlar gözdesi, sultanlar diyarı, yeryüzü incisiyim!"" Denizler tanrısı Poseidon'un kızıyım, altın postu arayan Argonatların mucizesi, orta çağ şehirlerinin imparatoriçesi, yeni çağ ve yakın çağın müjdecisiyim." diyor. Burada ve daha önce İstanbul ile ilgili okuduğum birçok yazı ve şiirde İstanbul hep dişi olarak tanımlanıyor! (????)
📘 İstanbullu olmak nedir? Sadece İstanbul'da doğmak yeter mi? Ekmek parası için gelip, 'vatan doyduğun yerdir' diyerek İstanbullu olunur mu? Ya da 6 - 7 kuşaktır İstanbul'da doğup, onu her hücrende hissetmek midir İstanbulluluk? Başka bir yerde doğsanız da İstanbul'a aşık olup, onu korumak, kollamak, ona değer katmak mı İstanbullu olmak? Kim, İstanbul için çalışmış, emek vermiş, hakkında kitaplar yazmış, ömrünü İstanbul'a adamış Çelik Gülersoy kadar İstanbullu olabilir?
📘 İstanbul / İstanbullu olmak denilince aklıma bir dönem sıkı takip ettiğim Hıncal Uluç'un bir sözü gelir:" Hangi sebeple olursa olsun; ister yurt içi, ister yurt dışı seyahatine çıkmanın en güzel yönü nedir bilir misiniz? İSTANBUL'A DÖNMEK!!!" Tamamen aynı fikirdeyim :))))))
📘 Bir bölümde: "İstanbul vatansa, çocukluk arkadaşım Tasos Atina'ya, Nikos Selanik'e, Silva Amerika'ya, Varujan Paris'e göçmüşken, Akarca Yokuşu'nun parke taşları sökülüp asfalt yapılmışken, Yeni Atlas Sineması kapanmışken bana ne kalmıştı geriye?" diyor. Bunu okuduğum dönemde tesadüfen sosyal medyada bizim için acıklı bir haber yer aldı: "Tarihi Kadıköy Rexx sineması kapanıyor." Bir Kadıköylü olarak birçok anımızın olduğu, aynı binadaki Yıldz Alpar Bale Okuluna 3 sene gittiğim için Rexx'in yeri bende başkadır. Tabii zamanla şehir- kültür değişecek çağa uyulacak ama bu hiç bir binanın, işletmenin, markanın kalmayacağı, tüm anıların silineceği anlamına mı gelmeli? O zaman bize ne kalacak?
📘 Bir bölümde:" O zamanlar bütün İstanbul'u yalnızca bizim yaşadığımız Bebek, bütün İstanbulluları bizim gibi varlıklı, eğitimli, Avrupalı ve olanaklı insanlar sanıyor oluşum yalnızca çocukluğuma verilecek bir saflık değildi elbette." diyor. Aynı saflığın bizde olmaması için babam bizi her semte götürür, gezdirir; farklı kesimlerle tanışmamızı sağlardı. Tatillerde Türkiye'nin değişik illerine götürür, farklı yaşam koşulları olduğunu öğretirdi. Geçen ay okuduğum Caz çağı Öyküleri adlı kitabında F. Scott Fitzgerald, babasının, “Birini eleştirmeye kalktığında, herkesin seninle aynı imkanlarda dünyaya gelmemiş olduğunu aklına getir!” sözünü hiçbir zaman unutmadığından bahsediyor.
📘 Bir yerde:"İstanbul'da yaşadığım acı, ihanet ve yalnızlık İstanbul'un zehir zemberek yalnızlığı." diyor. Birçok film ve dizi adı da İstanbul'u sorumlu tutuyor yaşananlardan; son örneği: Zalim İstanbul. Bu yaşananların, acıların, ihanetin, kötülüklerin sebebi İstanbul mu? Bunları yapan, yaşatan insanların hiç mi suçu yok? İnsanların zalimliğinin faturası neden İstanbul'a kesiliyor?
📘 İstanbulular'dan alıntılar:
📌 "İstanbul'um ben, şehirlerin en büyülüsü, en büyücüsüyüm; Dünyanın en çok arzulanan şehriyim, İstanbul'um; binlerce yıldır tek bir fani tarafından gerçekten terk edilemedim, asla ve asla terk edilemem! Benim adım İstanbul."
📌 "Yalnızca ekmek parasına göçülmüyor bu şirret İstanbul'a. Taşındaki toprağındaki altının güzelliğine, bereketine, ışığına koşuyoruz be hocam! İstanbul'a geliyoruz, çünkü cesareti ve şansı olanlara kendi tercihlerini yapabilmek, kendisi gibi yaşayabilmek rüyasını bazen yaşatıyor bu muhteşem, bu sihirbaz İstanbul! Aslında bizler bir 'İstanbul rüyası' görmek için koşuyoruz buraya."
📌 Cesaret zamanında kullanılmazsa bir intihar silahına dönüşür.
📌 İstanbul'un rengarenk, cıvıl cıvıl kaosu ve büyüleyici neşesinin içinde insanı yapayalnız, küçücük, kimsesiz bırakışında iliklerine kadar işleyen yalnızlık acısı, ne New York'la ne Kopenhag'la kıyaslanır, yan yana düşünülebilir...
📌 Faniler gelir ve giderler. Ben binlerce yıldır buradayım. delilerin ve akıllıların, zekilerin ve kurnazların, idealistlerin ve fırsatçıların, safların ve romantiklerin ruhuyum Ben. Bir bacağımı Avrupa'ya, öbürünü Asya'ya atmış, içinden deniz geçen en eşsiz şehrim Ben!
İstanbul'um Ben, geçmişin ve geleceğin dengesi, yeryüzünün 2700 yıldır menapoza girmeyen tek dişisiyim!
Benim adım İstanbul! Özgün Onat