#yorumperisi🧚♀️ 📘 Daha önce Atay’ın “Zeytindağı” ve “Çankaya” adlı eserlerini okudum. Bu üçüncü kitap oldu, fırsat buldukça okumaya devam edeceğim, hem rahat okunuyor, hem de bir döneme ilk ağızdan tanıklık ediyorsunuz. 📘 Kitabımızın ilk sayfasında Tuna / Balkanlar haritası var.…devamı#yorumperisi🧚♀️
📘 Daha önce Atay’ın “Zeytindağı” ve “Çankaya” adlı eserlerini okudum. Bu üçüncü kitap oldu, fırsat buldukça okumaya devam edeceğim, hem rahat okunuyor, hem de bir döneme ilk ağızdan tanıklık ediyorsunuz.
📘 Kitabımızın ilk sayfasında Tuna / Balkanlar haritası var. 1922 yılında Atatürk’ün Balkanlar ile ilgili yazdığı bir paragraf ve Atay’ın 1938’de yazdığı önsöz ile kitabımız başlıyor. Bir solukta okunup bitiyor. Kısa, hızlı okunan bir kitap olmasına rağmen bilgi yüklü bir kitap.
📘 Tuna Nehrinin ne zaman, nerede adı geçerse geçsin ilk aklıma gelen ortaokulda edebiyat dersinde ezberlediğimiz “Plevne Marşı” dır. Osman Paşa Marşı diye de bilinir. Plevne Savunmasında Osmanlı birliklerinin komutanlığını yapan Osman Paşa'yı konu alan marş. 1910 yılında marş, Eski Plevne Marşı adı altında Hafız Yaşar Bey ve Saz Heyeti tarafından seslendirildi ve kayıtlara marşın bestesinin Mehmet Ali Bey'e ait olduğu geçti. Söz ve müziği için değişik kaynaklarda farklı isimler geçmekte. Sözleri ve müziği dün öğrenmişim gibi aklımda:
TUNA NEHRİ (PLEVNE MARŞI)
Tuna nehri akmam diyor
Etrafımı yıkmam diyor.
Şanı büyük Osman Paşa
Plevneden çıkmam diyor.
Düşman Tunayı atladı
Karakolları yokladı.
Osman Paşanın kolunda
Beş bin top birden patladı.
Kılıcımı vurdum taşa
Taş yarıldı baştan başa.
Şanı büyük Osman Paşa
Askerinle binler yaşa.
Olur mu böyle olur mu?
Evlat babayı vurur mu?
Sizi vatan hainleri
Bu vatan size kalır mı?
Olamaz böyle olamaz
Evlat babayı vuramaz
Can bedenden çıkmayınca
Bu vatan size kalamaz.
📘 O dönemde Osmanlı İmparatorluğuna bağlı olan ülkeler özgür olmak için Osmanlının çöküşünü fırsat bildiler ve ayrıldılar. Ama bu özgürlükleri uzun sürmedi, çıkan iç savaşlarla tekrar bölündüler. O zaman tek ülke olan Yugoslavya bugün 7 ayrı ülkeye bölündü. O dönemde Tuna nehrinin diğer kıyısındaki Çekoslovakya ise bugün Çek Cumhuriyeti ve Slovakya adında iki ülkeye ayrıldı.
📘 Kitabı okurken bir şey dikkatimi çekti; Atay, I. Dünya Savaşı için hep ‘Büyük Harp’ adını kullanıyor. Böyle olunca bende tekrar tarihleri kontrol ettim. Kitabın yazılış tarihine bakınca 1938, 2. Dünya Savaşı ( 1939-1945) daha başlamamış.
📘 Atay, Lubliyana bölümünde Bolu mebusu ve gazeteci olarak Eylül 1936 da yaptığı geziyi anlatırken gördüğü panayırdan ve panayırların ekonomideki öneminden bahsediyor. Bende çocukken çeşitli vesilelerle gittiğimiz panayır ve fuarları hatırladım. En son 2002 yılında İzmir Enternasyonal Fuarına gitmiştim ama çocukluğumdaki tadı, heyecanı bulamamıştım. Şimdi nasıl olduğunu düşünemiyorum, merak etmiyorum. Panayırlarında kaldığını zannetmiyorum.
📘 Falih Rıfkı Atay ve eserleri bence okunması gereken kitaplar, ilk ağızdan bir dönemi coğrafi, siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel gibi her yönüyle anlatıyor. Öyle cümleler, yorumlar var ki 81 yıl önce yazılmasına rağmen bugünde değişen bir şey yok. Bunları alıntı olarak yazsak, kitabın yarısından fazlasını yazmak lazım. Tuna Kıyıları’ndan alıntılarla bir başka yorumda buluşana kadar kitapla kalın diyerek vedalaşalım:
🎗 Kilise kavgalarının facialarını X uncu asır başlangıcından itibaren görmeğe başlıyoruz.
🎗 Osmanlı sukut ve tereddisinin acısını Türkler de diğerleri kadar çekmişlerdir. Mezarlar itham etmekten ne çıkar?
🎗 18 inci asrın başında Osmanlı İmparatorluğunun ikinci düşmanı sahneye çıkıyor: Rusya!
🎗 Din, kan ve dil birliğimiz olduğu halde, Rus kültürünün tesiri altındaki şimal Türkü ile Osmanlı Türkleri arasında bile kaynaşma mücadelesi olduğunu bilmez miyiz?
🎗 Daima dediğimiz gibi biz kimseyi aldatmak istemiyoruz: Hakikatimizi bildirmek davasındayız. Kusurlarımızı sayanlar, onları ne bizim kadar bilirler, ne de bizim kadar bahsederler.
🎗 Sloven meslektaşlarımız istasyonda yakalarımıza ıtır çiçeği taktılar ve bizim vasıtamızla, pek sevdikleri Türk dostlarına selam yolladılar. Özgün Onat