#yorumperisi 📕 Yayınlandığı günden beri merak ettiğim kitaptı. Şimdi alıp okumak kısmet oldu. İlber hocanın her konu hakkında fikir ve tavsiyelerinin olduğu kitabı okumamak olmazdı ( tavsiyelerinin verdiği listelerin kaçta kaçını yapmışım merakı). 📕 İlber Ortaylı'nın kitabını yorumlamak hele az…devamı#yorumperisi
📕 Yayınlandığı günden beri merak ettiğim kitaptı. Şimdi alıp okumak kısmet oldu. İlber hocanın her konu hakkında fikir ve tavsiyelerinin olduğu kitabı okumamak olmazdı ( tavsiyelerinin verdiği listelerin kaçta kaçını yapmışım merakı).
📕 İlber Ortaylı'nın kitabını yorumlamak hele az bilgimizle ( onunkinin yanında) eleştirmek olmaz. Bu yüzden ancak kitabın konusu, içindeki bilgiler, bana kattıkları gibi şeylerden bahsedebilirim. Şu da var ki bir önce okuduğum kitabı " Gazi Mustafa Kemal Atatürk" kitabı benim için hayal kırıklığı idi, bunu da yorumumda belirtmiştim. O yüzden bu kitapta da beklentimi yüksek tutmadım.
📕 Bir bölümde; "Entelektüel, üstüne vazife olmayan işlerle ilgilenen kişidir. Kendi dünyalarının dışındaki şeylerle uğraşmayı iyi bilirler. Entelektüel olmak için işinle, aşınla, mesleğin ile ilgili konuların dışında kalan şeylere ilgi duyarsın; onlara da zaman ve para ayırırsın, farklı şeyler öğrenirsin." diye entelektüel tanımını okuyunca ister istemez güldüm ve aklıma Metin Uca'nın "Her Book'a Maydanoz" adlı kitabı geldi. ( en kısa zamanda o kitabı da okumak istiyorum) Bu kurulması zor bir denge, yani farklı işlerle uğraşayım, entelektüel olayım derken 'Maydanoz' da olabilirsin ( 😂😂).
📕 Bir bölümde; Ankara'dan her geldiğinde Haydarpaşa'dan Zeki Kuneralp'in Fenerbahçe'deki Kalamış Koyuna yakın evine gittiğini söylemiş; ev Belvü durağındaydı. "Kuneralp ile sohbet bir kazançtı." diyor. Bence de. Çünkü çocukken çok yaramazdım, bir dakika yerimde durmazdım. Ama yanında sessiz, sakin oturup anlamasam da sohbetini keyifle dinlediğim ender kişilerdendi Zeki Dayı. Beni durduran manzaranın güzelliği kadar evde ki sakin ve ağır hava idi.Belki yaşadığı acıların getirdiği hüzündü bunu şimdi anlıyorum. O zamanlarda kitaplığına hayran hayran bakıp, babam ve halamla sohbetini dinliyordum.
📕 Bir bölümde; "Verdi yılında Ferzan Özpetek, Napoli San Carlo Operası'nda La Tosca'yı sahnelemeye davet edildi; o da davete icabet etti. İtalya'yı ziyaret ediyorsan bir operaya gideceksin. İtalyan kültürünü yaşamak istiyorsan, o kültürü sahnede izleyeceksin. " -"Opera eseri sahneye koyan yönetmenler demişken, Woody Allen da yakında La Scala'da Puccini'nin bir operasını icra edecek." - "Yanılmışlar besbelli. Bu iş Woody Allen'a yaptırılmaz. Hollywood'dan musiki bilen adam kimdir biliyor musun? Anthony Hopkins. Gençken vals bestelemiş. İsmi de 'Waltz Go On'. Eseri de meşhur orkestra şefi Andre Rieu, Viyana'da icra etti." Şok!!! Andre Rieu'yu biliyordum, birkaç icrasını izledim, paylaştım. Ama hayranı olduğum Hopkins'in bu yönünü bilmiyordum, şaşırdım. ( tabii hemen izledim, dinledim) Hayranlığım bir kat daha arttı, tavsiye ederim mutlaka dinleyin. Bu arada aklıma ( gözümün önüne) bir vakıf yararına öğrencilerin eğitim masrafını karşılamak amacıyla Cem Yılmaz'ın flarmoni orkestrasını yönetmesi geldi.
📕 Bir bölümde 3 büyük dahiden bahsediyor: Beethoven, Mozart ve Haydn. "Bugün olsa Beethoven tecrübesiz bir hekimin bile elinde olsa tedavi edilebilirdi." diyor. Doğru ama o zaman Beethoven u kadar üretken olabilir miydi? Eşsiz eserleri üretebilir miydi? Duyduğu dış sesler iç sesini ne kadar etkiler, ne kadar bozardı?
📕 Edebi eserlerin dili ile ilgili olarak; " Mazide de yazarlar arasında bir dil ve üslup çatışması yaşanıyordu. 1940'ların modernleri, 1960'ların yazar ve şairleri kuşkusuz ki ayrı bir dünyaya mensuptur. Ama hepsinin bir müşterek tarafı vardı: Bu arkadaşlar Türkçe biliyorlardı. Bugünün Türk yazarlarının en büyük sorunu, kendi lisanını bilmemektir." Hocanın bu yüzde yüz doğru tespitinin üzerine bana laf söylemek düşmez ama bir cümle daha ilave etmek istiyorum: Maalesef redaktör ve editörler de Türkçe bilmiyorlar.
📕 İlber Hocanın biyografisini birkaç kere okuduğum halde öğrenciliğinde tiyatro ile ilgilenirken sahneye çıktığını bilmiyordum, kitap sayesinde öğrendim. Sahne tozu yutmuş ama hoşuna gitmemiş, sahnede olmak ilgisini çekmemiş. Kitap sayesinde tanıştığım ya da tekrar hatırladığım isimler: Mübin Beken; arkeolog, ressam, müzisyen ve yüksek mimar. Ercüment Siyavuşoğlu; Semiha Berksoy'un eşi, Zeliha Berksoy'un babası, piyanist, iş adamı. Belkız Rufa Kemali Söylemezoğlu;yaygın olarak bilinen adıyla Benli Belkıs, dünyaca ünlü Türk oyuncu, manken, sosyetik. 1954 yılında 'Çılgınlar Cehennemi' adlı filmde Eşref Kolçak ile baş rolde oynamıştır ancak uluslararası magazin medyasındaki ününün etkisi onu Yeşilçam'dan uzaklaştırmıştır. Nermin Abadan Unat; Türk yazar, çevirmen, hukukçu, sosyolog, siyaset ve iletişim bilimci.
📕 Bu tip kitaplar beni ikileme düşürüyor. Bir taraftan her cümleyi tekrar tekrar okuyup içime sindirmek istiyorum; bir taraftan da hiç ara vermeden, soluk almadan bir an önce bitirip tüm yazılanları öğrenmek istiyorum. Her yaştan okur için yazılmış, ilgi alanınıza göre olan tavsiye listelerini değerlendirebilirsiniz. Ama bence gençler mutlaka okumalı, kendi gelişimleri için tavsiyelere uymalı.
Özgün Onat