Spoiler içeriyor
✨"Bazen en çok acıyan yerden başlar iyileşmek." Hâlâ etkisinden çıkamadım. Sessiz ama çok güçlü bir film. Yüksek sesle bağırmıyor ama her sahnesi içime işledi. Travma, sevgi, şefkat, korku, utanç ve umut… Hepsi öyle sade ve gerçek bir şekilde anlatılmış ki…devamı✨"Bazen en çok acıyan yerden başlar iyileşmek."
Hâlâ etkisinden çıkamadım. Sessiz ama çok güçlü bir film. Yüksek sesle bağırmıyor ama her sahnesi içime işledi. Travma, sevgi, şefkat, korku, utanç ve umut… Hepsi öyle sade ve gerçek bir şekilde anlatılmış ki insan bir yerden sonra izlemeyi bırakıp sadece hissetmeye başlıyor.
Grace karakteriyle birlikte ben de kendi içimde bir yolculuğa çıktım. Kırık çocuklar, kırık yetişkinler… ama hepsi bir şekilde birbirine tutunmaya çalışıyor. Film boyunca iyileşmenin ne kadar karmaşık ama bir o kadar da mümkün olduğunu hissediyorsun.
İnsanlarla çalışmak hele ki kırılmış, incinmiş, güveni sarsılmış insanlarla çalışmak kolay değil. Filmde bunu çok sade ama etkili bir şekilde göstermişler. Ne abartı var ne de dramatizasyon. Gerçek gibi. Bazen bir bakış, bir suskunluk, bir sarılma... kelimelerin çok önüne geçiyor.
Hiç ajitasyona kaçmadan, abartmadan duyguyu bu kadar güzel aktarması... Oyunculuklar zaten çok iyi özellikle Brie Larson’un performansı çok dokunaklıydı. Ve evet, o ahtapot ve köpekbalığı hikayesi…😐 Sanırım onu uzun süre unutamayacağım.
Eğer sessiz ama kalbinden konuşan bir film arıyorsanız kesinlikle izlemelisiniz.
~ Bazı filmler bittikten sonra konuşulmaz, sadece sindirilir.
📌"Bir varmış bir yokmuş. Okyanusun yüzeyinin milyarlarca altında Nina adında bir genç ahtapot yaşarmış. Nina zamanının çoğunu taşlardan ve deniz kabuklarından garip şeyler yaparak geçirirmiş. Çok mutluymuş.
Sonra bir gün bir köpek balığı gelmiş.
"Adın ne senin?" demiş köpek balığı.
"Nina" diye yanıtlamış o da.
"Arkadaşım olmak ister misin?" demiş.
"Tamam. Ne yapmam gerekiyor?" demiş Nina.
"Pek bir şey değil" demiş köpek balığı. "Kollarından birini yememe izin ver yeter."
Hiç arkadaşı olmadığından, bunun arkadaşlık için gerekli olduğunu düşünmüş. Sekiz koluna bakmış ve bir tanesinden vazgeçmenin çok da kötü olmayacağına karar vermiş. Bir kolunu yeni ve harika arkadaşına bağışlamış.
O hafta Nina’yla köpek balığı her gün birlikte oynamış. Mağaralar keşfetmişler, kumdan kaleler yapmışlar. Çok çok hızlı yüzmüşler ve her gece köpek balığı acıktığında Nina ona yemesi için bir kolunu daha vermiş.
Pazar günü, tüm gün oynadıktan sonra köpek balığı Nina’ya:
"Çok açım" demiş.
"Anlamıyorum" demiş Nina. "Altı kolumu çoktan verdim, bir tane daha mı istiyorsun?"
Köpek balığı ona tebessümle bakmış:
"Bir tanesini değil, bu sefer hepsini istiyorum," demiş.
"Ama neden?" diye sormuş Nina.
"Çünkü arkadaşlar böyle yapar," diye yanıtlamış.
Köpek balığı yemeğini bitirdiğinde çok üzgün ve yalnız hissetmiş. Mağaralar keşfedeceği, kumdan kaleler yapacağı, hızlı yüzeceği birine sahip olmayı özlemiş. Nina’yı çok özlemiş. Bu yüzden başka bir arkadaş bulmak için çok hızlı yüzmüş."