"The Night Of", 2008 İngiliz dizisi "Criminal Justice''in ilk serisinden esinlenerek çekilen sekiz bölümlük bir mini dizi. Bir suç draması olarak seyrini alan dizi, "underrated" tanımının dizi kategorisindeki en net karşılıklarından biri olabilir. HBO'nun kaliteli yapımları arasındaki diziye takılması gereken…devamı"The Night Of", 2008 İngiliz dizisi "Criminal Justice''in ilk serisinden esinlenerek çekilen sekiz bölümlük bir mini dizi.
Bir suç draması olarak seyrini alan dizi, "underrated" tanımının dizi kategorisindeki en net karşılıklarından biri olabilir. HBO'nun kaliteli yapımları arasındaki diziye takılması gereken apolet, çok daha parlak olmalıydı.
Dizi; suç, polisiye, hapishane, hukuk temalarından hikaye örgüsünü alıyor ama her şeyden öte, bana göre tam bir "karakter draması". Dizideki karakterlerin gelişimi, değişimi hayranlık uyandırıyor. ABD'deki adalet ve hukuk sisteminin çürümüşlüğünü, kusurlarını, eşitsizliğini gözler önüne seren dizinin kurgusu, gerçekliği, diyalogları, detayları da kusursuz.
Kapalı mekan çekimleri, renk paletindeki soğuk ve depresif tutum, kamera kullanımları bahsi geçen gerçeklik olgusunun en temel ögelerini oluşturuyor.
Müziği de son derece etkileyici olan dizinin en can alıcı noktalarından biri de oyunculuklar.
Egzamalı avukat John Stone rolünde bir John Turturro gerçeği var ki Saul Goodman ile koy yan yana foto-finish ayıramaz. Öyle büyük, öyle devasa bir iş çıkarmış. Bu rol için ilk olarak James Gandolfini düşünülmüş. Dizinin yapımcıları arasında da bulunan Gandolfini'nin zamansız ölümü bu hayalin suya düşmesine neden olmuş. Ardından bir dev, Robert De Niro'ya teklif gitmiş. De Niro'nun işi reddetmesinin ardından ibre Turturro'ya dönmüş ve Turturro karakterin soyadının hakkını verircesine Jack Stone rolünde taş gibi bir performans sergilemiş.
Yine Riz Ahmed, Naz rolünde sergilediği karakter gelişimi ve metod oyunculuğuyla üst düzey bir performansta. Dizinin en güzel sürprizlerinden biri ise İranlı oyuncu Peyman Moadi'nin aldığı rol olmuş. Hayranlıkla izlediğim İran sinemasındaki usta işi performanslarının ardından bu dizide onu görmek güzeldi.
Dizinin konusundan da kısaca söz ettikten sonra yazımı sonlandırayım:
23 yaşındaki Pakistan asıllı Amerikalı öğrenci Nasir “Naz” Khan’ın, babasının taksisini izinsiz alarak bir partiye doğru yola çıkmasıyla başlıyor dizi. Taksinin boş ışığını söndürmeyi bilmediği için arabasına müşteriler biniyor ama onları bir şekilde indirmeyi başarıyor. Sonrasında Andrea Cornish isimli güzel bir kız yalnız başına taksiye bindiğinde ona fazla direnemiyor ve yola çıkıyorlar. Biraz dolaştıktan sonra kızın evine gidiliyor, içki ve uyuşturucu âleminin ardından gece devam ediyor. İlk kez uyuşturucu kullanan ve büyük ihtimalle bu yüzden sızan Naz uyandığında kendini mutfakta buluyor. Yukarı kattaki yatak odasına çıktığında kızın kanlar içinde yattığını görüyor. Öldüğüne kanaat getirip hızla evden çıkıyor. Taksiye binmek için hamle yaptığında taksinin anahtarını evde bıraktığını hatırlıyor ve tekrar eve girebilmek için kapının camını kırıyor. Sesi duyan karşı komşu polise ihbarda bulunuyor. Taksiyle dönerken hatalı dönüş sonucu polis tarafından yakalanıyor ve önce tesadüfen suç mahalline, sonra da karakola götürülüyor. Dizi, bundan sonra ivmesini katlıyor ve heyecan içinde devam ediyor. Derken nasıl bittiğini anlamıyorsunuz.
Şimdiden keyifli seyirler dilerim. 🎬🎥🍿