Daha önce buhranlı bir döneminde aslında o kadar da sevmeyeceğimi düşündüğüm fantastik dünya ile nasıl tanıştığımı eski postlarımdan birinde anlatmıştım. Yine meydana gelen bir takım olumsuz olaylar neticesinde bir süreliğine de olsa hayata mola vermek için bu kez yüzüklerin efendisi…devamıDaha önce buhranlı bir döneminde aslında o kadar da sevmeyeceğimi düşündüğüm fantastik dünya ile nasıl tanıştığımı eski postlarımdan birinde anlatmıştım. Yine meydana gelen bir takım olumsuz olaylar neticesinde bir süreliğine de olsa hayata mola vermek için bu kez yüzüklerin efendisi ile yoluma devam etmeye karar verdim.
(Anı kısmını okumak istemezseniz değerlendirme için *kitaba dönersek* kısmından devam edebilirsiniz).
Önce ufak bir anı ile başlayalım..
Yıllar önce akmar pasajında kitap bakarken, ki bilenler bilir her dükkan sahibi sizi içeriye sokmaya çalışır, girince genelde aradığınız kitap bulunamaz ve hem sizi çağırmak için dil döken kişi hem de siz bir süre garip bir diyalog içinde kalıp yolunuza devam edersiniz. Sıra sıra dizilmiş dükkanlar ve kalabalıklar eşlik eder arayışlarınıza. Yine böyle bir günde arkadaşlarımla yürürken ikinci kattaki bir dükkanda durduk, arkadaşım kitaplara bakarken gözleri parlacasına etrafa ışık saçıyordu, ne olduğunu başta pek anlayamadık. Hobbit ve Yüzüklerin efendisi serisine baktığı içinmiş bu mutluluğu ..O dönemlerde fiyatı biraz daha uygun olduğu için hem hobbit hem de yüzüklerin efendisi serisini aldı. O anki mutluluğunu o zaman pek anlamlandıramamıştık. Meğer bir bildiği varmış. Uzun zaman oldu akmar'a gitmeyeli, şuan eski neşesi yok diyorlar. Ama bu kitabı okursanız , özellikle zor bir dönemden geçiyorsanız en az o arkadaşım kadar mutlu olma ihtimaliniz olacaktır diye düşünüyorum.
Kitaba dönersek;
Kitap size yepyeni bir dünya sunuyor, eğer daha iyi anlamak isterseniz; hobbit serisini okumayı veya izlemeyi düşünebilirsiniz(şart değil ama olsa iyi olur ). Bu sayede hikayenin içine daha fazla girme imkanınız olur.
Açıkçası elime aldığımda kitabın kendisi bile mutlu olmama yetmişti, bu yüzden bana iyi geleceğini hissederek başlamıştım. Kitap hakkında biraz da teknik detay vereyim; çevirisi tam 10 yıl sürmüş, çünkü Tolkien bir filoloji profesörü olarak bazı kesimlerde kraliyet İngilizcesini, daha basit karakterleri konuştururken ise günlük dili kullanmış. Çevirmenler de hem aslına uygun olması hem de yeni bir soluk getirmesi adına Osmanlı Türkçesi ve günlük Türkçe çevirisini uygulamışlar. Ek olarak ki bu benim kendi fikrim, Ziya Gökalp Türklerin Töresi adlı kitapta orta dünyadan sık sık bahseder. O dönemlerde Türklerin kıta isimlendirmelerinde Orta Dünya'yı( Orta Asya yerine ) kullanıldığını beyan etmiştir. Her ne kadar Tolkien’in kullandığı “Middle-earth” aslında eski İngilizce’den gelen "Middangeard" yani, Kuzey Avrupa mitolojilerinde insanların yaşadığı dünyaya verilen “cennetin ve yeraltının ortasında, insanların yaşadığı yer” olsa da , Tolkien eski dil ve kültürlere hakim olduğu için , Orta Dünya'nın sadece hayal ürünü değil, birçok kesimin kullandığı kelime olduğunu ve kapsayıcı olacağını düşündüğü için kullanmış olabilir.
Kitap basit fantastik bir kitaptan çok daha fazlasını sunuyor sizlere. Metaforlu bir anlatım olarak bakarsanız kibiri, güç zehirlenmesini, dostluğu, sınıf farklarını, masal kitabı olarak bakarsanız da hayal dünyanıza ışık olan bir eser olarak görüyorsunuz.
Tavsiyemdir..
Hepinize iyi okumalar. ☺️