Ruhul Beyan tefsiri İsmail Hakkı Bursevi Hazretlerinin Kuran'ı Kerim'in nüzül ettiği yıllara atfen 23 senede tamamladığı tefsirdir. Büyük mutasavvıfların naklettiği bilgiler nezdinde her bir ayetin 7 farklı manası olduğu bilinir. Biz insanlar olarakta bu manaların tamamını anlayabilecek ilme sahip değiliz.Tefsir…devamıRuhul Beyan tefsiri İsmail Hakkı Bursevi Hazretlerinin Kuran'ı Kerim'in nüzül ettiği yıllara atfen 23 senede tamamladığı tefsirdir.
Büyük mutasavvıfların naklettiği bilgiler nezdinde her bir ayetin 7 farklı manası olduğu bilinir. Biz insanlar olarakta bu manaların tamamını anlayabilecek ilme sahip değiliz.Tefsir ilminin erbabı büyükler dahi 3 veya 4 manasına kadar anlaşılabileceğini söylemişlerdir.Diğerleri Ledün ilmine sahip Velilerin ve Peygamberlerin bilebileceği sırlardır.Kuran'ı Kerim de geçen Hurufu Mukadda harflerini düşünürsek örnek olarak: Yasin,Elif Lam Mim,Taha vb. ile başlayan ayetlerde bunlar Peygamber efendimiz ile Hz. Allah arasında olan sırlardır.Cebrail A.s. dahi bunların manasına vakıf değildir.
Bu 7 farklı manayı şöyle de düşünebiliriz.Bir insana aşık olduğunuzu düşünün.Seni seviyorum demenin farklı bir çok yöntemi olabilir.En basiti lafzan bunu söylersin.En sevdiği şey senin için farklı bir anlam taşır,ismine bir çiçek atfedersin o çiçeği görünce aklına artık o gelir ve daha bir sürü çeşitlendirilecek şey.Bunlar sevgili ile senin arandaki esrardır.Hz.Ebu Bekir efendimiz Peygamber efendimizi Hz. Allah'ın sevdiği olarak görüyordu.Ebu Cehil Aleyhillane onu beşer Muhammed olarak görüyordu.Her göz aynı şeyi görmez her kalp aynı şeyi hissedemez.Esrarlı bir dua vardır bu tefsirde de geçer."Allah'ım bana eşyanın hakikatini göster." Bu dua maddeyi mânâ cihetinden görmek için yapılan bir duadır.Bunu görebilen zatlarda Veliyullah oluyorlar.
Leyla ile Mecnun'un bir kıssası var.Mecnun sokakta bir köpeği görünce deli gibi koşarak köpeği öpüyor.Bunu görenler anlamlandıramıyor tabi ama
Mecnun: Bu Leyla'nın mahallesinin köpeği.Leyla'nın gözleri belki ona değmiştir,belki Leyla'nın elinden bir kap su içmiştir,belki Leyla elleriyle onun başını okşamıştır.O herhangi bir köpek değil !
Sevgiyi farklı şekillerde dile getirebilen varlıklarız.
Bu sevginin insanlar nezdinde en büyüğü de Hz. Allah'ın Peygamber efendimize olan sevgisidir.Seni yaratmasaydım habibim alemleri yaratmazdım hitabı buna delildir.
Seven sevdiğine Cebrail A.s. vasıtası ile 6666 ayetten oluşan bir kitap inzal etmiş ve sizde benim sevdiğime tabi olun ki onu sevdiğiniz için bende sizi seveyim buyurmuş Hz.Allah.Peygamber efendimize olması gereken muhabbeti buradan tefekkür etmek gerekir.İki insanın birbirine aşık olmasında dahi burada olan sevgi vardır.Çünkü özün özü oradan geliyor.Bu tefsir,okuyan kimseyi uçsuz bucaksız alemlere sürükler bir an olsun insana dünya sıkıntılarının arasında içindeki derinlikleri gösterir,nefes aldırır.Sevdiğiniz birinden mesaj aldığınızı düşünün ne yazdı acaba ne demek istedi diye tatlı bir heyecan olur.Çünkü mesaj sevdiğinden gelmiştir.Kuran'ı Kerim'i ve tefsirleri okurken böyle düşünün bir de,insana hayat veren Kudretle iletişim halindesin.Bir Hadis var.Kuran'ı Kerim okuyan rabbiyle konuşur mealinde.Konuşurken doğru anlamak lazım ki insan sevdiğini incitecek şeyler yapmasın.Bunun içinde doğru kaynaklardan doğru iletişimi sağlayabilecek eserleri okumak gerekir.Bu tefsiri gönül rahatlığıyla okuyabilirsiniz.Profilde Google drive üzerinden bağlantı linki paylaştım, herkese açık,bakıp indirebilirsiniz.
Burada ki herkes üniversite sınavına hazırlanmıştır ya da hazırlananlar vardır.Bu basit sınavda dahi oluşan stresi yaşayan bilir.Onlarca konudan sorumlu olduğun bir sınava hazırlanıp giriyosun ve sonucu ne olacak acaba diye endişe ile bekliyorsun.İnsanı yaratan Hz. Allah, ölünce sormaz mı ? Kitap indirdim, seni bunlardan sorumlu tuttum ama sen açıp okumadın bile diye ? Bu sınavın telafisi ve bütü yok.Tek oturumlu bir sınav ve tercih listesinde 2 seçenek var. Ebeden o tercihle yaşıyorsun.Sonsuzluğun verdiği iyi ya da kötü sonucu bir hayal edin.
Tefsirde geçen bazı yerleri yazının bu kısmından sonra eklemek istedim insanı çok farklı hissettiren deryadan sadece bir damla...
Bâ”, bir dudak (şefevî) harfidir. Bu harfte ağız diğer dudak harflerinden hiçbirinde açılmadığı kadar açılır. Bu yüzden de insanoğlunun ilk zerresi, Elest bezminde Rabbına söz verirken, ilk defa “Bâ” harfini telâffuz etmiş ve “Belâ” (evet) demiştir. Bu yüzden “Bâ”, insanın telâffuz ettiği ilk harf ve insan ağzından çıkan ilk telâffuz olması ve yukarıda sayılan hikmetler sebebiyle, Allah Teâlâ tarafından diğer harflere tercih edilerek kadri yüceltilmiş, ilâhî kitabın ve rabbânî hitâbın başı yapılmıştır.
Topraktan olan Âdem, Hakk’tan ilim öğrendi. Hatta, o ilim onu yedi kat göğe doğru parlattı.Melekler nâm ve izzetlerini kırdılar, ona secde kıldılar. O ilim, Cenâb-ı Hakk’a kör olanın körlüğünü açtı. Gönle taraf-ı ilâhiyyeden bir cevher ihsâs olunmuştur. O cevher deryâlara ve feleklere verilmiştir. Ey şekle aldanan, maddeye tapan birkaç adam.Mânâsı olmayan can, ten esâretinden kurtulamaz.Eğer insan, sûretiyle insan olabilmiş olsaydı,Hz. Ahmed (s.a.) ile Ebû Cehil bir olmak lâzım gelirdi.
Âdem (a.s.) sûret ve mânâ açısından Allah Teâlâ’ya nâib ve halîfe olarak O’nu temsîl edebilir. Sûret olarak, Âdem (a.s.)’ın zâhirdeki varlığı, Allah Teâlâ’nın hakikatteki varlığını temsîl eder. Çünkü, binânın, bânîsinin mevcûd olduğuna delâlet etmesi gibi, insanın vücûdu da mûcidinin varlığına delâlet eder. İnsanın vahdâniyeti
Hakk’ın vahdaniyetini, zâtı zâtını, sıfatları da sıfatlarını temsîl eder. İnsanın hayatı, Hakk’ın hayatını, kudreti kudretini, irâdesi irâdesini, işitmesi işitmesini, görmesi görmesini, kelâmı kelâmını, ilmi ilmini temsîl eder. İnsan rûhunun mekânsızlığı, Hakk Teâlâ’nın mekânsızlığını, rûhunun cihetsizliği O’nun cihetsizliğini temsîl eder.Mahlûkattan hiçbirisi için, Hakk Teâlâ’yı, Âdem (a.s.) gibi temsîl etmesi mümkün değildir. Çünkü Âdem (a.s.)’da toplandığı gibi Hakk’ın sıfatları hiçbir varlıkta toplanmamıştır. Allah Teâlâ’nın sıfatlarından herhangi biri, insanın kalb aynasına tecellî ettiği gibi, başka hiçbir şeye tecellî etmemiştir.Hayvânâtta, insanda bulunan sıfatların bir kısmı vardır. Fakat bunlar, kendilerini yaratan birinin olduğunu bilemezler.Melekler ise her ne kadar kendilerini yaratan Allah’ın var olduğunu biliyorlarsa da ilimleri, bütün sıfatlarıyla kendi nefislerini ve yine bütün sıfatlarıyla Hakk’ı bilip tanımaya yetmez. Bu sebeble dediler ki: “Sen yücesin yâ Rabb! Bizim, senin bize öğrettiğinden başka bir bilgimiz yoktur.”Hilâfet ile kendi nefsini ve Allah’ın bütün isimlerini bilen sadece insandır. İnsan mânen Allah’a nâib olur ve onu temsîl eder. Şöyle ki: Âlemde, Allah’ın nûr ışığıyla aydınlanıp Hakk’ın sıfat nûrlarını yeryüzünde Hakk’ın halîfesi olarak açığa vuracak insan lambasından başka lamba yoktur. Çünkü insan, Allah Teâlâ’nın nûrunu kabûle
müsâiddir. İnsana kalb camı içerisinde verilen sır lambası, cesed oyuğu içerisinde bulunmaktadır.
Namaz kılan Allah’ın huzûrunda olduğunu idrâk etmelidir. Selef-i sâlihin namazda kendilerini meşgul eden malı, keffâret olmak üzere hemen tasadduk ederlerdi. Çünkü namazda asıl olan gönül dünyâsıdır. Allah Teâlâ: “Sarhoşken namaza yaklaşmayın!”
(en-Nisâ, 4/43) buyurmaktadır. Sarhoşluk, içkilerle olduğu gibi, dünyâ sevgisi ve başka düşüncelerle de olur. Allah Teâlâ kalbin bedene eşlik etmediği namaza bakmaz. Ona değer vermez. Bu yüzden namaz, hem beden, hem kalb ile kılınmalı, akla gelen boş
düşünceler kovulmalıdır. Mesnevî’de gelmiştir: Ey can, önce fârenin zararını def’ et.Ondan sonra buğday toplamaya gayret edersin.Dinle bak gönüller sâhibi ne buyuruyor:Huzûr-ı kalb olmadan kılınan namaz, namaz değildir...
Kaynak olarak herkesin ulaşamayacağı Arapça,Farsça ve Osmanlı Türkçesi kullanılarak yazılmış çok derin bir yazıyıda buraya ekleyim.Bu yazı neden Hz. Ebu Bekir efendimizin imanı bütün ümmetin imanından üstün onun izahı var.İnanç noktasında gayb'a iman etmemiz neden gerekiyor bunun da izahı var.Bu dünyada çekilen en ufak bir sıkıntı dahi ahirette derece almaya vesiledir.Azabı şiddetlensin diye Firavunun ömrü boyunca başı bile ağrımamıştır.Hatta yokuş çıkarken zorlanmasın diye atının ayakları dahi uzarmış.Bunların hepsi istidraçtır.Kafirlerden görülen harikulade hallere istidraç diyoruz.Evliyanınkine ise Keramet.Her keramet göreninde inanmadığı tefsirlerde de mevcuttur.Yani keramet görmek iman etmeye asıl sebep değildir.Örnek; Ayın ikiye yarılmasını görenler,Ebu Cehil,Musa A.s. denizi yarmasına rağmen firavunun tebasının bunu firavuna atfetmeleri gibi.Bizim ömrümüzün kısa olması dahi bize rahmettir.Günahımız artmasın diyedir.Peygamberler dahi peygamber efendimize ümmet olabilmeyi istemişlerdir,nitekim Hz. İsa nın duası kabul olmuş ve kıyamet alametlerinden biri de onun ümmet olarak gelip gideceğidir.Son ölmesine rağmen ahirette ilk dirilecek olanda Peygamber efendimizin Ümmeti olan bizleriz.
İtmi'nanı kalbi talebi meşrebi İbrahim peygamberin meşrebine muvafık olanlara mahsusdur.Her insanın meşrebi peygamberandan veya bir kaç peygamberin meşrebine muvafık düşer ve onun füyuzu meşreb ve kademinde bulunduğu peygamberin füyuzu ve hasaisine münasebetdar olur.Emri dinde istirşad ve sülükte itmi'nan talebinde bulunmak lüzumu his etmek hakikaten bir meziyettir.Bu hâl var iken talebi itmi'na'nın devresi belki ileride gelecek demek,hâli eşref içinde hâli şerifi istemektir.Ashabı Kiramın her biri imanı ezelilerini izhar için Cenabı peygamberden bais-i itmi'nan olacak birer burhan talep etmişler.İmana ancak burhan gördükten sonra gelmişlerdir.Yalnız bir fert bu ümurdan müstesna kalmıştır.O da Seyyüdül Ümmeh Sıddıki Ekber Radiyallahu Teala An Zatil Ethardir.Zira onun fıtratı peygamber fıtratı gibi pak ve temiz,hakiki ümura afaki burhan görmeye muhtaç olmaksızın nafiz,aklı,peygamberlerin aklı gibi selim idi.Onun için,imanı bütün ümmetin imanına racihdir.Bittabi fezaili umumiyede de aynı nisbeti haizdir.Peygamberlerden sonra ona ser'i saadat tev'emi'nin fevkında başka bir ser yoktur.