Yıl bitene kadar 33 kitap okuyorum #10 Kitabı okumanın ne kadar uzun sürdüğünü tarif etmem gerekirse eğer okumaya başlarken hasta idim sonrasında iyileştim kitap bitti ve ben yine hasta oldum. Bu kitabın uzunluğunu tariften çok benim bünyemin beceriksizliğinin tarifi gibi…devamıYıl bitene kadar 33 kitap okuyorum #10
Kitabı okumanın ne kadar uzun sürdüğünü tarif etmem gerekirse eğer okumaya başlarken hasta idim sonrasında iyileştim kitap bitti ve ben yine hasta oldum. Bu kitabın uzunluğunu tariften çok benim bünyemin beceriksizliğinin tarifi gibi oldu ama inanın mühim değil.
Öncelikle çok büyük umutlarla başlamıştım çünkü kitap okuma konusunda mükemmel ivme yakaladığım bi dönemde idim. Arkadaşla birlikte okumaya karar verdik hatta ve hatta ben önerdim... O maalesef devam etmek istemedi yarım bıraktı ki bence haksız da sayılmaz öyle çok bitirilmesi gereken bi eser de değil kendileri.
Ben inat ettim ve okuyanları ikiye bölen (bi kesim bayılmış ölmüş bitmiş bi kesim eh meh demiş) bu kitabı zar zor çabalarla bitirdim. Pişman değilim çünkü kitap kötü değildi ama fazla basitti. Yani pek bi olay yok, durağan, sakin aşırı gündelik idi.
Olaylarla dolu kitaplara olan alışkanlığımdan ötürü biraz yavan gelmiştir belki de bana. Sakin ve durağan kitapları seviyorsanız bunu okurken keyif alabilirsiniz. Onun dışında haddinden fazla şişirilmiş bi eser olduğu kanısındayım. Gidip insanlara önerip kimseyi okuma kabızlığına sokmayın, gerek yok.
Ek olarak bir kısma daha değinmek istiyorum kitabın içeriğindeki bazı yerler bana çok hayalperest geldi. Yani "sevmediğiniz işte çalışıyorsanız bırakın, hayat kısa istediğinizi yapın" minvalinde sözler üzgünüm ki saçmalıktan ibaret. Belki onların coğrafyası bu fikre elverişlidir ama fakat velakin burası Türkiye onun olma ihtimali uzayın içinde yok. Hastayım deli gibi ama yarın işe gitmek zorundayım, işimi sevmiyorum ama devam etmek zorundayım... Tamam elbette hayat kısa ve bu kısa hayatta insan elbette sevdiği, zevk aldığı şeyleri yapmalı ama bir de bunun maddi boyutu var, bir de bunun çevre baskısı var. Var oğlu var. Çalışırken iş yüzünden kaygılanıp depresyona giriyor anksiyeteyi tetikliyoruz, çalışmazken gelecek endişesi ve istediklerini alamamanın (sanki çalışınca her istediğimizi alıyoruz btw) getirdiği kaygı, depresyon, anksiyete atakları oluyor. Yani oluyor işte anlıyor musunuz? Kişinin mutluluğu tabii ki önceliği olmalı ben de kendim için bunu çok istiyorum ama şimdi gidip çamaşır katlamam gerek, sonrasında da aslında hiç yapmak istemediğim onlarca şeyi yapmam gerek.
Hayat o motivasyon kitaplarındaki süslü cümlelerin çeyreğinden bile ibaret değil. O yüzden ne siz kendinizi çok kaptırın ne de ben. Dümdüz okuyun geçin hatta bence okumadan geçin.
İyi pazarlar! (Pazarlardan aşırı nefret etsem de)