Spoiler içeriyor
Belki 2-3 sene kadar önce, belki de daha uzun bir zaman önce Gulyabani'nin radyo tiyatrosunu dinlemiş, çok çok beğenmiştim. O günden beri kitabı okumak aklımdaydı; fırsat olmadı, sıra gelmedi, elim ermedi, canım istemedi derken sonunda kitap için gerekli zamanı ayırdım…devamıBelki 2-3 sene kadar önce, belki de daha uzun bir zaman önce Gulyabani'nin radyo tiyatrosunu dinlemiş, çok çok beğenmiştim. O günden beri kitabı okumak aklımdaydı; fırsat olmadı, sıra gelmedi, elim ermedi, canım istemedi derken sonunda kitap için gerekli zamanı ayırdım ve işte buradayım.
Gerek tiyatrosu olsun, gerekse Süt Kardeşler filminden ötürü olsun kitabın sonunu, neyin nereye bağlanacağını biliyordum zaten. Bu sebepten ötürü sürpriz bir şeyler bekleyerek okumadım. Tabii, şöyle de bir gerçeğe değinmek isterim. Hüseyin Rahmi'nin hikâye diline, anlatısına, düşüncelerine okuduğum diğer kitaplardan dolayı hâkim olduğum için sonunu önceden bilmesem de beni şaşırtmazdı. Daha önce hiç okumayanlar için beklenmedik olabilir.
Süt Kardeşler filminden bahsettim ama kitabı filmle birebir aynı sanmayın; çok temel noktaları haricinde alakaları yok. Süt Kardeşler daha çok aile içi komik entrika ve karmaşalar üzerinden dönüp, evin hanımını korkutarak delirtme konusu biraz da olsa geri planda kalırken Gulyabani kitabının hikâyesi tamamen karakterleri, bilhassa evin hanımını korkutma teması üzerine kurulu.
Kitabı okurken merak ettiğim, şaşırdığım bir nokta olmadığını söylemiştim. Evet bunlar olmadı, ama şunlar oldu; çok eğlendim, bazı yerlerinde kahkaha bile attığım oldu. Özellikle tekerleme kısımlarına bayıldım. Neler olduğunu bile bile ufak bir ürperme de hisettim okurken. Hatta bir an için bildiğim konusunda şüpheye düştüğüm de oldu. Rahmi Gürpınar uyduruk hikâyeyi gerçekliğe çok güzel yedirmiş. Cin, gulyabani, peri gibi doğaüstü varlıkları, onların yaptıkları korkutucu olayları o kadar iyi anlatmış ki okurken az da olsa -özellikle geceleri- tüylerin hafiften de olsa dikenleşmemesi pek mümkün değil.
Evet, yazımın başlarında da söylediğim gibi eğer Hüseyin Rahmi Gürpınar'ı tanıyan, onun tarzına hâkim olan bir okuyucuysanız bu kitap dizi eğlendirecek, biraz ürpertecek ama sonundan ötürü şaşırtmayacaktır. Hüseyin Rahmi, kendisinin batıl atfettiği bu doğaüstü yaratıkları o kadar muazzam bir şekilde tasvir edip kelimelere döküyor ki insan hayran kalmadan, o hayal dünyasının gerçekliğine kendini kaptırmadan edemiyor. Yazarın, bu olayları insanların batıl inançlarını bu denli inandırıcı anlatması onun gözlem konusundaki yeteneğinin bir göstergesi aslında. Sadece iyi bir yazar değil, iyi de bir gözlemci. İkisi bir araya gelince ortaya böyle okuması son derece keyifli eserler ortaya çıkıyor.
Olayların ilerleyişi, hikâyesi, dilinin hafif olması, içindeki tekerlemeleri, ürkütücü sahneleri ve eğlenceleri anlarıyla elinize aldığınız gibi bitirebileceğiniz bir eser. Kesinlikle okumalısınız.