Yorum yapılması riskli bir konu var karşımızda ama bir şeyler yazmayı denemesem olmazdı. Bir kere ülkedeki sorunların varlığından bahsetmeyeceğim; zaten hepimiz vakıfız diye düşünüyorum. Bunların belki de en önemlisi ve en hızla artanı kadına şiddet. Geçmişte de vardı ve tanıdığı…devamıYorum yapılması riskli bir konu var karşımızda ama bir şeyler yazmayı denemesem olmazdı. Bir kere ülkedeki sorunların varlığından bahsetmeyeceğim; zaten hepimiz vakıfız diye düşünüyorum. Bunların belki de en önemlisi ve en hızla artanı kadına şiddet. Geçmişte de vardı ve tanıdığı olan arka kapıdan çıkıyordu; şimdi daha fazla var çünkü artık bu suçu işleyenin tanıdığının olmasına gerek yok, caydırıcı bir cezası yok; olsa bile o cezayı kesecek adalet yok. İşte iki ucu boklu değnek denilen şey tam olarak bu.
Bu gelmesi güç olan adaleti konuşmayı bir kenara atıp filme geçeyim: Zeynep ve Yiğit ile arkadaşım aracılığıyla tanıştım; iyi de bir sohbet ettik ve bu kısa filmlerinden bahsettik. Neyse, eve gelip izlediğimde içimden “bir şeyler anlatmaya çalışıp anlatamayan filmlerden” dedim. Gerçekten öyle; evet, anlatmak istediğin şey çok anlamlı ama anlatma şeklin kötü olunca elimizde koca bir boşluk kalıyor.
Yönetmenlik ve oyunculuk kısmına çok değinmek istemiyorum çünkü onların da belirttiği gibi, bu film çekildiğinde ikisinin de aldığı eğitim yokmuş. Oyunculukların her biri birbirinden kötü olsa da, yönetmenliği sevdim. Gerek açılar, gerek bazı geçişler derken, hiç de fena durmayan bir yönetmenlik vardı filmde. Üniversiteye hazırlanan bir kız, bu yeterince zor değilmiş gibi, bir de haklı korkularını yenmeye çalışıyor; ki ben bunu korku değil, şimdiki durum söz konusu olduğunda hayatta kalmaya çalışmak olarak yorumluyorum.
Elde hiç de fena durmayan bir senaryo var ama oyunculuklardan mıdır bilmem, bir şeyler olmamış; ki ben bunun sadece oyunculuktan kaynaklandığını düşünmüyorum. Pek kısa film izleyen biri değilim; konuşurken sözü çok geçtiği için izledim ama anlatılmak istenen iyi bir fikir haricinde bir şey göremedim. Sırada, bu yıl çıkmış ve nasıl bu kadar popüler olduğunu anlamadığım Toka filmi var. Umarım eğitimler alınmıştır (alınmış), daha iyi oyunculuklar ve en az bu film kadar başarılı bir yönetmenlik bekliyorum; senaryosu hakkında hiçbir fikrim yok.
Sanmıyorum, ama içten içe bunu okuyup “erkekler o hissi anlamaz” diyen birileri varsa, ayrıcalıklı duygusal tutumunuzu bir kenara atıp bizim de annemiz, kardeşimiz ve kız arkadaşımız olabileceğini hatırlatmak isterim. Elbette yaşayan kadar bilemeyiz, ama emin olun o hissi anlıyoruz.
“…Ve bir sonraki aynaya bakışında şunu unutma: Sen sadece kendine değil, modern Türkiye’nin en acı gerçeğine bakıyor olacaksın.”
5,5/10