Spoiler içeriyor
⚠️ ÇOK FAZLA SPOILER İÇERİR ⚠️ Bu evren beni hep çok etkiliyor ama bir yandan da çok korkutuyor. Bağımlı olabilirim ya da hiçbir şey anlamayabilirim. Ya da sonuna kadar mükemmel gidebilir ama en son her şeyi mahvedebilirler. O yüzden bu…devamı⚠️ ÇOK FAZLA SPOILER İÇERİR ⚠️
Bu evren beni hep çok etkiliyor ama bir yandan da çok korkutuyor. Bağımlı olabilirim ya da hiçbir şey anlamayabilirim. Ya da sonuna kadar mükemmel gidebilir ama en son her şeyi mahvedebilirler. O yüzden bu diziye başlamak bile cesaret istiyor bence. Ufak (kesinlikle aşırı uğraştık, hiç ufak değildi) çaplı bir araştırmadan sonra Daemon'ın Khaleesi'nin çok büyük büyük babası olduğunu öğrendik. Yani izlediğimiz kralın kardeşi bizim kızın bilmem kaç kuşak büyük amcası. Bunu neden öğrenme gereği duyduk bilmiyorum. Sorgulamayın. Sadece zamanları birbirine bağlamak istedik aklımızda herhalde. Bu dizi Game Of Thrones'dan 300 yıl öncesini anlatıyor.
Kralımız Viserys Targaryen, karısı ve prenses olarak kızını görüyoruz. Birçok ejderha ve bir kızları var. Hiç varis olacak bir oğlanları yok ve bunun büyük sıkıntısını çekiyorlar. Karısı hamile ve bu sefer oğlan olduğunu hissediyorlar fakat tam doğum sırasında artık birinden vazgeçmeleri gerekecek konuma geliniyor. Fakat kadının yaşaması her türlü imkansıza yakın olacağından adam çocuğunu seçiyor. Böylece kadının karnını keserek çocuğu çıkarıyorlar ama ikisi de ölüyor ve adamın elinde hiçbir şey kalmamış oluyor. Ne bir varis, ne bir eş. Sadece prenses ve kral kalıyorlar. Bir de kralın kardeşi Daemon. Kardeşinin şerefsiz olduğunu görebiliyoru bu yüzden varisliği ona vermiyor, onu kraliyet sınırlarından gönderiyor. Varisini ise prenses Rhaenyra olarak belirliyor ve bir kadının varis olduğunu herkes ilk defa görmüş oluyor. Rhaenyra hem görünüş olarak hem karakter olarak hem de ejderhalarla anlaşma açısından o kadar çok Khaleesi'yi andırıyor ki, izlerken hep onu görüyorum.
Kardeşinin gitmesi, kızının varis olmasıyla düşmanlar tarafından zayıf görünen krallığa karşı lordlardan biri şu teklifi sunuyor. Kızları Laena'yle evlenip sağ kalan iki Valyria hanesini birleştirerek, Targaryen ejderhaları ve Velaryon filosu arasında bir kan bağı oluşturmak ve böylece güçlenmek. Laena ise 14 yaşına bile gelmemiş bir çocuk, ayrıca kralın kuzeninin kızı olduğundan iş tabiki her zamanki gibi mide bulandırıcı bir hal alıyor. Bu evrenden beklenecek ilk şey de bu zaten biliyoruz ki. Fakat kral bu kız çocuğu yerine sağ kolunun kızı ve Rhaenyra'nın en yakın arkadaşı olan Alicent ile evlenmeye karar veriyor. Lord ise bunun yüzünden hırslanıyor ve Daemon ile iş birliği yapmaya ve krala ihanet etmeye karsr veriyor. Rhaenyra babasının soy devamı için evlenmesini kabulleniyor ve arkasında duruyor fakat en yakın arkadaşıyla evlenmek istemesi ona da kötü bir sürpriz oluyor. Bu kızdan Aegon adındaki ilk erkek çocuğuna sahip oluyor.
Sonra bir de Lannister soyu diziye giriyor, Lord Jason Lannister ile beraber. Bu beni biraz heyecanlandırdı açıkçası. Tyrion Lannister'a fena halde benziyor. Ayrıca Tyland adında bir ikizi var, bize bizim ikizlerden önce soylarında ikiz olduklarını da gösteriyorlar bu şekilde. Rhaenyra ile evlenmek istiyor. Tabiki bu bizim kızın isteyeceği bir şey değil. Hatta Sör Christon ile aralarında bir şeyler olacağın ve büyük ihtimalle çocuğun öleceğine de adım gibi eminim. Tabiki Christon ile evlenmesi benim için bir hayaldi ama Lannister'ı tercih edeceğim bir fikirle gelmelerini de beklemiyordum. Mesela öz kardeşi, 2 yaşındaki Prens Aegon ile nişanlandırılması gibi.
Game of Thrones'da malum bir sahne vardır; üç ejderhan var adamlarını savaşa sokuyosun dediğimiz. İşte tam olarak bunun tersini izlemek aşırı ama aşırı iyi hissettirdi. Mükemmel bir izleme zevki sundu. Bol bol ejderha görmemi lazım bu dizide çünkü.
Prenses amcası Deamon ile felekten bir gece geçirirken öpüşüyor ve sonrasında da Sör Christon ile beraber oluyor. Sadece amcasıyla olan kısım duyuluyor fakat beraber oldukları şeklinde duyuluyor, bu da tabiki varisliğini kaybetmesi ve derhal biriyle evlenmesi yönünde isteklere neden oluyor. Amcasının tek amacı prenses ile evlenip tahta geçmek olduğundan bu iftiraları yalanlamıyor tabiki. Fakat Prenses de doğrulardan kaçıyor, annesi üzerine yalan bile söylüyor. Buradaki tek beni etkileyen karakter yeni kraliçe Alicent oluyor. Çünkü Prens Aegon onun oğlu ve prenses bu suçlamalarla öne çıkarsa varisliğini kaybeder, böylece kendi oğlu tahta geçer. Ama Alicent eski arkadaşını koruyor ve onun masumluğunu Kral'a savunuyor. Fakat Kral bu işi bırakmıyor ve prensesi Velaryon hanesinden Leanor ile evlendiriyor. Leanor gay ve bir sevgilisi var, prenses ise Sör Christon'ı seviyor. (amcasıyla arasındakileri hala anlayamadım) Bu yüzden ikisi de evlenip sorumluluklarını yerine getirmeleri gerektiğinde karar kılıyorlar ama başkalarıyla beraber olma iznini birbirine veriyorlar. Fakat düğünlerinde Sör Christon, onu tehtid eden Leanor'un sevgilisini döve döve herkesin içinde öldürüyor. Sonra da gidip o kırmızı ağacın altında kendini öldürecekken kraliçe Alicent onu buluyor. Büyük ihtimalle kendini öldürmeden onu gönderiyor. Sonrasında ise kral zaten hasta olduğundan kızı evlendiği saniye büyük salonda ölüyor.
Ortalık fenaaaa karışacak yani.
6. bölümde bir zaman atlaması yaşıyoruz.(10 yıl) Hepsi büyüyor, oyuncular değişiyor ve bundan nefret ettim tabiki. Prensesin bir oğlu oluyor ilk sahnede. Bu dizinin bizi her seferinde şok edişi inanılmaz çünkü Christon kraliçenin muhafızı oluyor ve kral ölmemiş. Ayrıca prensesin bir sürü erkek çocuğu olmuş zaten. Hepsi de başka bir sörden, evlendiği adamdan değil yani. İlk başta Kral ile evlendirilmeye çalışan Laena'nın (Leanor'un kardeşi) Daemon ile evlendiğini görüyoruz. Sonrasında doğum yaparken ölüyor ve onun cenazesinde yine her şey, herkes birbirine giriyor. Kraliçe ve Prensesin çocukları kesinlikle hiçbir şekilde anlaşamıyor. Bir kavga içinde kraliçenin küçük oğlu gözünü kaybediyor. Bu olaylardan sonra yeri hakkında gerçekten korkuları başlayan prenses, amcasıyla artık evlenmenin ve yerini sağlamlaştırmanın doğru olacağına karar veriyor. Bu yüzden de dizideki belki de tek düzgün karakter olan kocası Leanor'u sevgilisine öldürtme planı yapıyorlar. Fakat büyük ihtimalle prenses ve amcası bile bilmiyor ama onu öldü gibi gösterip ikisi beraber kaçıyor.
8.bölümde sonunda Khaleesi'nin soyundan geldiği çocuk doğuyor. Prenses Rhaenyra ve amcası prens Deamon'ın oğlu Viserys. Bu şekilde soy ağacımızda bir alt kademeye daha inmiş bulunuyoruz. Arada daha çok çocuk var tabi...
9.bölümde kral sonunda ölüyor ve ölmeden Alicent'a koruyucu sensin diyor. Alicent bunu oğlunun yani kralın ilk erkek çocuğunun kral olmasını istediğine yoruyor. Böylece bir ihaneti başlatıyor. Asıl varis prensesin haberi bile olmadan prens Aegon'un kral yapıyor. Ayakta bile duramayan, işi gücü sevişmek olan, kral olmak bile istemeyen o salak çocuk kral oluyor.
10.bölüm fena başlıyor. Haber tahtın gerçek varisine ulaşıyor. Tabiki kafayı yiyor, savaş planı kurulmaya başlıyor ve gerçek tacı takıyor. Çok fazla yapılmaması gereken hareketi olmasına rağmen iron throne'un ona ait olduğu açık ve net. Ben bu dizide onun yerine başka kimseyi tercih etmem. Ayrıca ilk bölümlerdeki küçük hali kesinlikle en ama en sevdiğim karakterdi. Bunun da biraz etkisi var tabi. Ama kralın hayatı boyunca onu desteklemesi, yaptığı her şeyi görmezden gelmesi ve son saniyeye kadar varisi olarak onu göstermesi bence her şeyi çok açık belli ediyor. Sırada müttefik toplamak ve hakkı olan Iron Throne'a oturmak var. Driftmark destekleyen ilk hanedan oluyor. Prensler ejderhalarıyla beraber müttefik toplamaya gitmek, onlara yeminlerini hatırlatmak istiyorlar. Prens Jacaerys kuzeye anneanne tarafı olan Arryn'e ve Starklara gitmek için yola çıkıyor. Prens Lucerys ise güneye Baratheon'ların ittifakı için gidiyor. Baya heyecanlandım açıkçası bu adımla. Ama benim dizide gerçekten tek sevdiğim tatlı çocuğum Lucerys, o Alicent'ın şerefsiz tek gözlü küçük oğlunun ejderhası tarafından öldürülüyor. Gerçekten nefret ettim tüm çocuklarından. Lucerys kesinlikle mükemmel bir çocuktu ve abisiyle, annesinin yıkılışını izlemek bence dizideki en hüzünlü sahneydi.
2.sezonda sonunda resmen özlemini çektiğimiz Starklar'a gidiyoruz. O bildiğimiz toprakları görüyoruz, o malum surlara tırmanıyoruz ve o söylenmezse kıyametin kopacağı sözü duyuyoruz. "Winter is coming." 300 YIL ÖNCE BİLE... Ama biliyoruz ki Starklar bu evrenin en onurlu hanedanı ve onların sözü her zaman gerçek ve unutulmayacak bir sözdür. 2.sezonda Prens Aegon'un kral olmasıyla beraber her şey altüst oluyor çünkü kendisi aptalın teki. İlk büyükbabası lord hand'i görevinden alıyor ve yerine Sör Christon'ı koyuyor, sonra onlarla birlik kurmayanları öldürmeye ve zorlamaya gidiyorlar. Rhaenyra bu noktada biraz yalnız kalıyor çünkü Daemon ile büyük bir kavga ediyorlar ve Daemon gidiyor. Rhaenyra ise Allicent ile konuşmak için kings lande gidiyor, onunla bir şekilde yalnız olarak ilk defa konuşmayı başarıyor. Allicent, ölen kral kocasının dediklerini yanlış anladığını fark ediyor, kral ona kendisinin bunu sağlayacağını söylerken birliği sağlamasından bahsediyor ve Aegon derken de Fatih'den bahsediyor büyük ihtimalle. Allicent ise oğlu Aegon'u tahta çıkarmasını istediğini sanıyor son dileğinde. Rhaenyra ile konuştuğunda anlıyor her şeyi içten içe ama bunu kabullenmiyor çünkü ya o tahtta kalacaklar ya da Kraliçe'yi kabullenip büyük ihtimalle tüm aile öldürülecekler. Resmen yanlışlıkla yapılan bir ihanet.
Sör Christon'ın manyakça öldürme hırsından dolayı 2 ejderha, Aegon ve gerçekten tek mükemmel karakter prenses Rhaenys Targaryen ölüyor. Hepsinin suçlusu da kendini bir halt sanan Christon gerizekalısı.
Daemon'ın isteklerini ve yapmaya çalıştığı şeyleri hala anlayamayan Rhaenyra, sonunea oğlunun verdiği akılla ejderhaları kullanmak için güç bulmaya çalışıyor. Bir sürü yatan ejderhası varken sürücüsü olmadığından kullanamadığı bu ejderhalara targeryan soyundan gelen sürücüler aramaya başlıyor.