"BU DÜNYADA YALNIZCA BİR SEN VARSIN" Tek bir cümle tokat gibi çarptı yüzüme. Kelimelerim hislerimi ifade etmem için yeterli olmayacaktır lakin bir yandan da bağıra bağıra anlatmak istiyorum.Bu diziyi,bu hikayeyi,"asıl"meseleyi... Bilmiyorum...ne duygularımı toparlayabildim ne de düşüncelerimi.Oysa dizi fazlasıyla güzeldi. "Ölüm"…devamı"BU DÜNYADA YALNIZCA BİR SEN VARSIN"
Tek bir cümle tokat gibi çarptı yüzüme.
Kelimelerim hislerimi ifade etmem için yeterli olmayacaktır lakin bir yandan da bağıra bağıra anlatmak istiyorum.Bu diziyi,bu hikayeyi,"asıl"meseleyi...
Bilmiyorum...ne duygularımı toparlayabildim ne de düşüncelerimi.Oysa dizi fazlasıyla güzeldi.
"Ölüm" yaşarken dahi yaşamaktan daha çok konuşmuştuğumuz,endişelendiğimiz tek şeydir muhtemelen.
Harflerden daha fazlası: hisler,anılar,korkular,endişeler... Üzerine yazılacak çok şey var ya da üzerine yazılacak hiçbir şey yok.Dedim ya : bilmiyorum.Zaten bunlar burada anlatılacak şeyler de değil anlatacak kişi de ben değilim.
İstemiyorum, bu acıyı anlatabilecek kadar derinden yaşamış olmayı.Kim ister ki?!
12 ayrı beden 12 ayrı hikaye 12 ayrı hayat...ve sonunda 12 ayrı son.Yas,veda,aşk,sevgi,fedakarlıklar,
İhanetler,saplantılar...
Peki nedeni ne?Bunu başlatan şey ne?
Cevap ilk bölümde: "İntihar"
Aylar önce bir dizide denk gelmiştim. Kendi hayatına son vermiş sevdiğiyle hayallerinde karşılaşan kadın soruyordu "Pişman mısın" diye "Çünkü ben birazcık da olsa pişman olmanı istiyorum." Bu cümleye çok katıldığımı o zaman da söylemiştim, şimdi yeniden söylüyorum :"Çünkü ben birazcık da olsa pişman olmalarını istiyorum"
Belki de gözlerini yuman onlarca insan geride bıraktıkları hayata bakabiliseler pişman olurlardı.Çünkü onlar o"belki "ye bir daha kavuşma ihtimaline son verdiler.Kendileriyle birlikte sevenlerini de gömdüler.
Neden? Ölüm bir kaçış olduğu için mi? Yoksa kurtuluş olduğunu mu düşündüler?
Dizide üzerinde durulan başlıca meselelerden biri tam da buydu : "Ölüm bulaşıcıdır.Dünyadan ayrılırken sevdiklerimi de geride bıraktım"
🪦"Sen yas tutanların çektiği acıyı düşünmeyen bencilin tekisin."
8 bölüm olması resmen her şeydi benim için.Tam yerindeydi.İlk defa bir mini k drama sonuyla tatmin oldum bile denebilir.
Güney Kore'nin intihar oranına bakarsak bu tür bir konuyu işlemek hem çok gerekli hem de cesurca diye düşünüyorum.İnsanların hayatında küçük veya büyük bir etki oluşturuyorsunuz çünkü.
Böylesine hassas bir ülkede gerek toplum gerekse birey açısından dikkate değerli şeylerdir bunlar.Bu tür şeylerin etkisi oluyor mudur bilmiyorum ama umarım ulaştırılmak istenen kitleye ulaşmıştır.Çünkü verilmek istenen mesajın anlamlı ve yerinde olduğu kanısındayım.Özellikle son bölüm beni fazlasıyla etkiledi.
Ayrıca işlenen konu sadece Güney Kore için değil tüm dünyada farkındalık sağlanması gereken bir konu.Evet, artık yaşamak, yaşayabilmek daha zor.Ama öldürmek veya ölmek de bir o kadar kolay olmamalı.
Yapılması gereken çok şey var fakat en başta bu tür durumlarda destek almanın utanılacak bir şey olmadığının ,aksine gerekli olduğunun bilinmesi gerekiyor.
Toplumda ruh sağlığının bozulmasını olağan karşılamayan insanlar var.Oysa bunlara da bir hastalık olarak bakılmalı.Nasıl kolumuzu,bacağımızı kırıyorsak,birdenbire ateşleniveriyorsak aynı şeylerin ruhumuzda da meydana gelebileceğini bilmeliyiz ki iyileşebilelim.
Başrolün de dediği gibi
"Artık ölümden korkmuyorum, korktuğum tek şey hayat"
Korkmamız gereken asıl şey geride hiçbir şey bırakmadan yaşamak.Ne bir iz,ne bir hatıra ne de bunları hatırlayacak bir insan.Öyle önümüze gelen her yeni şeyi deneyelim,her yeni insanla yanışalım da demiyorum tabi ki ama
"Birinin hayatına dahil olmanın hep bir amacı vardır:Ya sen onda bir şey değiştireceksin ya da o sende "
lafına değer veriyorum.Biraz da bu gözle bakmak lazım.Hayatta olmak ve yaşamak bambaşka şeyler.Hayatta kalmaya çalıştığımız bu dünyada yaşamayı da gözden çıkartmayalım.
🪦"İnsanlar ancak öldükten sonra yaşamak için mücadele ederler yaşarken değil"
Oyuncu kadrosu açısından da fazlasıyla çeşitli
Üstelik her biri de birbirinden kaliteli.Bir çok etkileyici sahneyle, bir çok tanıdık yüzle karşılaştım.Seo İn Guk ve Park So Dam ise zaten mükemmel bir seçim.Bir ölüm meleği ancak bu kadar havalı olabilir, çaresizlik ancak bu kadar iyi sergilenebilirdi.
Diğer oyuncular hakkında pek bilgi vermek istemiyorum, izleyecek olanlara da sürpriz olsun.Yine de "Motorlu adam! Bul beni be!"
Vee diziyi birlikte izleyip,her bölümü ayrı ayrı yorumladığımız @byfrodo 'ya çooookk teşekkürlerr.Düşüncelerini okumak çok keyifliydi.
Son olarak birkaç güzel alıntıyla birlikte iyi seyirler diliyorum ~
🪦"Birlikte el ele yürüdüğümüz olaysız günler vardı.Sadece o anlar bile devam etmek için fazlasıyla yeterli bir sebepti.Neden daha önce bunu fark etmedim?"
✒️"Ölümden korkmamızın nedeni şimdi anlıyorum çünkü artık yarın olmayacak.İşte ben de bu yüzden korkuyorum.Ölüm her an kapımı çalabilir."
🪦"Sürekli korku için yaşıyorsan aslında yaşadığını söyleyemezsin."
✒️"En sonunda bir kişinin karakterinin inançları ile değil yapmış olduğu seçimleriyle çekilendiğini öğrendim"
🪦"Yaşamanın bir şans olduğunun farkına vardım.Bu yüzden henüz hiçbir şey için geç olduğunu düşünmüyorum."
✒️"Yaptığımın cezası olarak 12 acı dolu ölüm yaşadım.Bana en çok acı veren yanarak öldüğümde veya uzuvlarım koptuğunda değildi,çok sevdiğim birinin ölümüydü."
🪦"Kendi ölümümden dayanılmaz bir utanç duydum."
✒️"Aslında hayatın kendi başına bir fırsat olduğunu fark ettim. Bütün hayatımı sardığını düşündüğüm acı ise sadece küçük bir parçasıydı.
Ve devam ettiğim sürece başarısızlığın sorun olmadığını da öğrendim."
İşte asıl mesele tam olarak bu.