yıl bitene kadar 33 kitap okuyorum #27 günün üçüncü kitabı mı, noluyor noluyor?? kitap kırsalda yaşayan bir ailenin kızlarını başka bir aileye emanet etmesini konu ediniyor. olayları emanet edilen kız çocuğunun bakış açısından okuyoruz. yine kısa çerezlik ama anlattıklarıyla insanın…devamıyıl bitene kadar 33 kitap okuyorum #27
günün üçüncü kitabı mı, noluyor noluyor??
kitap kırsalda yaşayan bir ailenin kızlarını başka bir aileye emanet etmesini konu ediniyor. olayları emanet edilen kız çocuğunun bakış açısından okuyoruz.
yine kısa çerezlik ama anlattıklarıyla insanın kalbini yumuşatan türden bir eser.
sevgi ve ilginin özellikle çocuklar için ne denli önemli olduğunu aslında bi ekmek bi su gibi gerekli olduğunu görüyoruz. bu duygular çocuklara yeterince yansıtıldığında ise onların olumlu anlamda değişikliklerine tanıklık ediyoruz.
bir yanda çocuğunu kaydedip emanet edilen çocuğa kıymet verip özenle bakan bir aile, diğer yanda mevcut ekonomik sıkıntıları umursamayıp, çocukları kullanmaktan da asla geri kalmayan, aynı zamanda bakamasa da çocuk doğurmaya devam eden bir aile.
insanın kıymet bilmesi için illa elindekini kaybetmesi mi gerekiyor acaba anlamıyorum. insanoğlu elbette nankör ve şükürsüz o 2+2. karşımıza çıka çıka anladık artık onu... ama bu kadar olur mu? (oluyormuş)
her neyse yeterince üzülecek problemim yokmuş gibi kitaptaki kızın travmalarına, sorumsuz ebeveynlerine, emanet ettikleri aileye ve daha on yüz bin milyon şeye üzüldüm. yazsam ansiklopedi olur, ama üşeniyorum.
tekrar kitaba dönecek olursak eğer okunmaya değer tatlı bi eser, iyi geceler!
.
.
.
öyle bir noktadayım ki ne bugüne değin olduğum kişi ne de olabileceğim yeni kişi olabiliyorum.
bir yerde sır varsa, diyor, orada utanç vardır, utançsa ihtiyacımız olan bir şey değil.
keşke şimdi evde olsaydım da tüm buanlamadığım şeyler hep oldukları gibi kalsaydı diye geçiriyorum içimden
babamın bırakıp gidişinin tadı var suda; hiç orada olmayışının, gittikten sonra bana ait hiçbir şeyin olmayışının tadı.
acaba başka ne zaman böyle hissettim diye hatırlamaya çalışınca üzülüyorum, çünkü buna benzer başka bir zamanı ve de mutluluğu hatırlayamıyorum, çünkü hatırlayamam.
her şey bir başka şeye dönüyor, daha önce her ne idiyse onun bir başka biçimine.
gittiğinde içimdeki tek şey onu özlemek oluyor.
başkalarının hep iyi yönlerini görmek ister ve bazen de bunun için düş kırıklığına uğramayacağını umarak onlara güvenme yolunu seçer, ama yine de uğrar.
çoğu insan sırf bulunmaz bir hiçbir şey söylememe fırsatını kaçırdığı için çok şey kaybetmiştir.
ah, ne olursa olsun kadınlar neredeyse her zaman haklı çıkıyorlar.
bir erkek daha burnunu uzatmadan, aklı başında bir kadın yolun en sonunu bile görüp olacakların kokusunu alır.