Eva Victor otobiyografik ilk uzun metrajı ‘Üzgünüm, Bebeğim / Sorry, Baby’de merkeze aldığı Agnes karakterini bizzat canlandırıyor. Eva Victor’un otobiyografik ilk uzun metrajı Üzgünüm, Bebeğim / Sorry, Baby yönetmenin bizzat canlandırdığı Agnes karakterini merkez alıyor. İngiliz edebiyatı dalında yüksek lisansını…devamıEva Victor otobiyografik ilk uzun metrajı ‘Üzgünüm, Bebeğim / Sorry, Baby’de merkeze aldığı Agnes karakterini bizzat canlandırıyor.
Eva Victor’un otobiyografik ilk uzun metrajı Üzgünüm, Bebeğim / Sorry, Baby yönetmenin bizzat canlandırdığı Agnes karakterini merkez alıyor. İngiliz edebiyatı dalında yüksek lisansını tamamlayan genç kadın, yaşadığı küçük yerden ayrılmamış, mezun olduğu New York kırsalındaki üniversitede kadrolu öğretim üyesi kariyerini sürdürmektedir. Okul bittikten sonra büyük kente taşınmış olan Lydie (Naomi Ackie), mezuniyet sonrası dört yılın ardından can arkadaşını ziyarete geldiğinde, hüznü gözlerinden okunan Agnes’in neşesi yerine gelir. İki kafadar ayrı kaldıkları yılların acısını çıkarır, bol bol kız muhabbeti yapar ‘penisleri onların benliği’ diye dalga geçtikleri hayatlarına giren erkeklerle dalga geçerler. Siyahi Lydie uzun boylu bir beyazdan hamiledir. Doğacak bebeğini onu New York’ta bekleyen hemcinsi partneri ile birlikte büyütecektir.
Lydie ona ‘halen burada olmak senin için ağır değil mi’ sorusunu yönelttiğinde Agnes’in geçmişte yaşadığı gurur kırıcı hadisenin kapısı aralanır. Misafirinin ayrılmasından sonra kedisi ile baş başa kalan Agnes ile birlikte üç yıl öncesine geri döneriz. Genç kadın tez hocasının evinde çalıştıkları bir uzun günde orta yaşlı Preston Decker’in (Louis Cancelmi) tecavüzüne uğrar. Bu gönülsüz cinsellik genç kızın onurunu zedeler ama polise şikayette bulunmaz. Sonrasında olan biteni fakülte yetkililerine anlattığında adam çoktan oradan ayrılmıştır.
Eva Victor’un detaylarına girmek istemediği çok kişisel hikâyesi üzerinedir film. Genç sinemacı yaşadıklarını perdeye aktarmak ve bulamadığı yanıtları beyazperde üzerinde aramak isteği ve duygusuyla yola çıktığını ifade ediyor. Ay sonunda sinemalarda gösterime girecek olan Manevi Değer / Sentimental Value filminde olduğu gibi sanatın iyileştirici yanıyla ruhunu arıtmak ve bir katarsise ulaşmayı arzulamıştır.
Bu süreçte Agnes’in çabalayarak kariyerinde ilerlediğini, yol kenarında soğumuş yüreğine derman olmaya çalışan esnaftan adamın sandviçlerine keyifle yumulduğuna, sokakta bulduğu yavru kediyi şefkatle sarıp sarmaladığına tanıklık ederiz. Sıkışık tedirgin anlarında yakışıklı komşusu Gavin ile (Lucas Hedges) sevişerek rahatlar. Ama genç adamın ‘birçokları gibi bazı şeylere, örneğin bir aileye sahip olmak istiyor musun’ benzeri soruları onu ilgilendirmez. Filmekimi’nde Türkiye prömiyerini yapan ve siz okurlarla henüz paylaşmadığım Die My Love / Geber Aşkım’da olduğu gibi evliliğin parça parça ettiği birlikteliklerden uzak durmayı yeğlemiştir. Kendisini çocuklu biri olarak yaşlanırken hayal bile edemez.
Buna karşılık, ertesi yıl kendisini partneri ile birlikte yeniden ziyaret eden Lydie’nin minik bebeğini endişe dolu bir sevgiyle kucaklar. Ona ‘hayat böyledir, başına kötü şeyler gelecek’ derken ‘umarım olmaz’ temennisinde bulunur. Ama minik bebeğe onu her zaman dinleyeceğini ve korkmaması için her zaman sarıp sarmalayacağı sözünü verir.
Çok kişisel bir öyküyü taze ve sade bir dille perdeye taşıyan gencecik sinemacının filmi, ilk kez gösterildiği Sundance’den beri ilgiyle izleniyor, hayranları katlanıyor. Ödül mevsimine girdiğimiz bu aylarda adaylıkları çığ gibi büyüyen, arkadaşlık üzerine bir aşk mektubu niteliğindeki bu sapına kadar bağımsız filmi kaçırmayın derim.