Bu kitabın yazarı Seyyid Kutub, Mısırlı bir düşünür olarak eski Mısır Devlet Başkanı Cemal Abdünnâsır'ın en yakın arkadaşlarından biriydi. Seyyid Kutub’un mesleği aynı zamanda öğretmenlikti ve kendisi Hasan El-Bennâ'nın kurduğu İhvanü'l Müslimin (Müslüman Kardeşler) adlı siyasi oluşuma da üyeydi. Seyyid…devamıBu kitabın yazarı Seyyid Kutub, Mısırlı bir düşünür olarak eski Mısır Devlet Başkanı Cemal Abdünnâsır'ın en yakın arkadaşlarından biriydi. Seyyid Kutub’un mesleği aynı zamanda öğretmenlikti ve kendisi Hasan El-Bennâ'nın kurduğu İhvanü'l Müslimin (Müslüman Kardeşler) adlı siyasi oluşuma da üyeydi. Seyyid Kutub daha sonra devlet bursuyla Amerika Birleşik Devletleri'ne gitmiştir ve orada iki sene kalmıştır. Amerika'ya gitmeden önce çok sıkı laiklik ve sekülerizm yanlısı olan Seyyid Kutub Amerika'dan döndükten sonra şeriatçılık ilkelerine sarılıp dinde radikal bir tutum sergileyecektir. Kendisini Amerika'da en çok etkileyen durum; caz müziğinin kendi tâbiriyle eğreti duruşu, insanların eğlence (entertainment) kültürüne fazlasıyla düşkün olup salt hazcılığın peşine düşmesi, diğer yandan da kadınların cinsel bir eşya haline büründürülerek onlar üzerinden bir cinsel serbestlik pazarının inşa edilmesi Seyyid Kutub'un düşünsel dünyasında büyük bir travmatik etki bırakmıştır. Seyyid Kutub Mısır’a geldikten sonra 1952’de Cemal Abdünnâsır’ın gerçekleştirdiği darbe olan Hür Subaylar Devrimini kendi mensubu olduğu Müslüman Kardeşler oluşumuyla birlikte destekleyecektir. O sıralarda Mısır’ın başına geçen Cemal Abdünnâır ile Seyyid Kutub çok sık görüşüyorlardı, hatta bazı zamanlarda Seyyid Kutub ile Cemal Abdünnâsır’ın bir günde 12 saat görüştükleri bile oluyordu. Daha sonra Mısır Devlet Başkanı Cemal Abdünnâsır Mısır’ı laiklik ve sosyalizm ile yöneteceğini ilân ettikten sonra buna Seyyid Kutub ve mensubu olduğu hareket Müslüman Kardeşler şiddetle muhalefet etmiştir. Seyyid Kutub ve Müslüman Kardeşler oluşumu Cemal Abdünnâsır'dan şeriat düzenini getirmesini istemiştir. Hatta Cemal Abdünnâsır Seyyid Kutub’un muhalefetini bastırmak için ona öğretmen olması hasebiyle Eğitim Bakanlığı görevini de teklif etmiştir fakat Seyyid Kutub bu teklifi geri çevirmiştir. Sonraki süreçte Seyyid Kutub ve Müslüman Kardeşler oluşumuna mensup arkadaşlarının adı Cemal Abdünnâsır’a karşı suikast gerçekleştireceklerine dair bir davaya karıştı. Seyyid Kutub idamla yargılandı. Cemal Abdünnâsır dostu olan Seyyid Kutub’a benden özür dile seni affedeyim demiştir ama Seyyid Kutub bunu kabul etmeyerek idam sehpatsına yürüyerek 59 yaşında idam edilerek hayatını kaybetmiştir.
Şimdi gelelim kitabın neyi içerdiğine dair. Kitapta açıkça belirtmem gerekir ki savunulan düşünceler oldukça romantik bir üslûba sahip. Kendi düşlediği romantik ümmet davasını öyle göğüslüyor ki ne uluslar arasındaki savaşları, ne iktisadi çıkarları ve kültürel çatışmaları doğru düzgün ele alıyor. Hepsini es geçip sadece din ve inanç savaşı vardır diyerek basitliğin içine düşmektedir. Aynı zamanda Seyyid Kutub bu kitabında dünyayı “Mü’minler toplumu ve Câhilîye toplumu” diye dünyayı ikiye ayırıp bir siyasi düalistik düzen kurarak kendi ilan ettiği cihadî fikirleri de meşru bir zemine oturtmaya çalışıyor. Örneğin işi öyle raddeye vardırıyor ki bir Arap töresi olan şeriatı uygulamayan Müslüman halkları bile Maide Suresi 44. Ayet’i cımbazlayıp delil göstererek tekfir etmektedir. Oysa Seyyid Kutub daha bu ayetin nüzul sebebini bile bilmeyip Medine’deki Yahudilere özgü olduğundan bîhaber. Seyyid Kutub’un hâl böyle olunca kendisi Selefî olmamasına rağmen hızlı bir şekilde Cihadî Selefî hareketlere ilham olmuştur. Özellikle fikirleri ve bu kitabı Suudi Arabistan’daki siyaset karşıtı olan Medhâlî Selefîlerden bile tepki toplamıştır ve Medhâlî Selefîler onu fitnecilikle suçlamıştır. Özellikle IŞİD, Nusra (HTŞ) ve diğer El-Kaide türevlerine baktığımızda fikirlerindeki radikallikten ötürü her birinde bir Seyyid Kutub sempatisini gözlemleyebiliriz. 2013’te Mısır’ın eski Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’ye karşı gerçekleşen askeri darbede Suudi Arabistan’ın Mursi’ye ve onun mensubu olduğu Müslüman Kardeşler oluşumuna karşı şiddetli mücadelesinin temelinde onların Seyyid Kutub’un radikal düşüncelerinden ve cihadî söylemlerinden aşırı şekilde nefret etmeleri yatmaktadır. Hatta Mısır’da Mursi’ye karşı gerçekleşen askeri darbeyi Mısır’daki Medhâlî Selefîliğe yakınlığıyla bilinen Nur Partisi de desteklemişti. Bu Medhâlî Selefiler Libya’da Halife Hafter’i de desteklemişlerdi. Medhâlî Selefîler Mısır'da böyle bir rol alırken diğer yandan Cihadî Selefiler Mısır'ı yakıp yıkarak Mısır ordusuna karşı saldırılar düzenleyip Mısır askerlerini öldürüyorlardı Mursi devrildiği için. Cihadî Selefiler Müslüman Kardeşler hareketini ve Seyyid Kutub'u severler çünkü. Kitaptaki fikirlere gelecek olursak Seyyid Kutub sosyolojik ve dini derinliksizlik durumlarında son derece basit bir düzeye düşmektedir. Daha Büruc Suresi’nde ayetlerin tarihsel bilgisini ve nüzul sebebini bile bilmeden kitapta hüküm vermiş. Kitapta Büruc Suresi’nde geçen Ashab-ı Uhdud’u hendeklerde yakanlar Allah’a inanmıyordu diyor, oysa hendekteki Hıristiyanları yakanlar Yahudilerdi, bir de yakan kişiler cezalandırılmadı diyor. Hayır efendim yakan kişi olan Himyar Kralı Zünüvas bizzat Fil Olayı’nı gerçekleştiren Ebrehe tarafından gönderilen ordu tarafından cezalandırılarak öldürülmüştür. Yani adam bu kadar Kur’an arkeolojisinin tarihi bilgisinden yoksun, bir de kalkmış 13 ciltlik Fi Zılâli’l Kur’an adında bir tefsir yazmış sanki kendisi din âlimiymiş gibi. Bir de Seyyid Kutub kitabında milliyetçilik düşüncesine hastalık diyerek kendisini dar şeriat anlayışıyla bir evrenselcilik (!) boyutu dizmeye kalkmış. Bir müslüman için şeriat hükmünün geçtiği yer sadece vatandır, sadece İslam akidesi milliyettir diyor. Yani senin milli kültürün, tarihin ve dilin falan hiç önemli değil sadece akidesi önemli olan enternasyonel bir kimliksizsin demektir bu. Aynı kafa yapısı ilginç olarak Seyyid Kutub’un ilham verdiği IŞİD’in kurucusu olan Zerkavi’de de vardı ve kendisi hiçbir yer benim vatanım değildir, ben enternasyonelim diyordu. Alın size işte aynı cihatçı kafa yapısı. Boca edip kullanın!