bi sonsuzluk misali gözüken izlenecekler listemi azaltıyorum #8 izlerken boğuluyormuş gibi hissettiğim bi film oldu. neden mi? şöyle izah edeyim ya da sadece izah etmeyi deneyeyim. çünkü muhtemelen ben ne kadar ifade etmeye çalışırsam çalışayım bi boşluk kalacak. konusu aslında…devamıbi sonsuzluk misali gözüken izlenecekler listemi azaltıyorum #8
izlerken boğuluyormuş gibi hissettiğim bi film oldu. neden mi? şöyle izah edeyim ya da sadece izah etmeyi deneyeyim. çünkü muhtemelen ben ne kadar ifade etmeye çalışırsam çalışayım bi boşluk kalacak.
konusu aslında çok basit ama bu basitlik içinde ilginçlik de barındırıyor. (az daha saçmalasana bu yetmedi)
standart hayat yaşayan çift ev bakmak için emlakçıya gidiyorlar ve birbirine tıpatıp benzeyen evlerin olduğu yerde mahsur kalıyorlar. böylesi anlatım eminim size çok yavan gelmiştir ama kötü bi haberim var a dostlar. film de yavan...
ben başta metaforlu bi anlatımdan ziyade kaçış temalı bir şeyler beklemiştim ama film başlı başına alegori içeriyor. tamam elbette kaçış söz konusu ama neyden? sistem dayatmalarından...
lobster izleyip ona bayılmış birisi olarak söylüyorum ki ben bu filme de bayıldım ama birine önerir misin dersen asla böyle tehlikeli bi şeye cesaret edemem. çünkü yorumlar ve puanlardan da anlaşılacağı üzere çoğu kişi filmi sevmemiş ve gereksiz bulmuş. bana kalırsa verdiği mesaj muazzam anlatış şekli de muazzam çünkü filmin seyir zevki vermek ya da huzurlu hissettirmek gibi bir derdi yok. aksine insanı rahatsız etmek belirsiz bi son içermek keyif kaçırmak sorgulatmak biraz da manyak etmek gibi dertleri var.
bize normal diye dayattıkları düşünceler döngüsü
oku
çalış
ev al
çocuk yap
büyüt
sorgulama
öl
yıllardır roller aynı düzen aynı dayatılan düşünce aynı. sadece insanlar değişiyor döngü devam ediyor bazen bir şeyler eklenerek bazen bir şeyler eksilerek.
adam (baba) sürekli toprağı kazıyor onun bi kurtuluş olduğunu toprağın altında bi şeyler olduğunu umuyor (merak etme filmin sonunda olacak diyemedim) ama yok. kazdıkça daha çok yoruluyor daha erken tükeniyor. film diyor ki çabalama bu düzenin altında bir anlam yok.
kadın (anne) daha gözlemci ve ılımlı bi bakış açısıyla yaklaşıyor aslında bir şeyleri fark ediyor da ama film diyor ki farkındalığın kaçman için yeterli değil, anlamı yok.
son sahnelerden biri olan kaçış sahnesi bana göre filmin en çarpıcı kısımlarından oldu. kadın aslında mahalleden kaçmayı başarıyor gibiydi ama bambaşka mahallelere aynı düzenlere düşüyor. film diyor ki kaçsan dahi bu sistem başka yerde de aynı şekilde devam ediyor.
döngü bitmiyor.
özetle film hayatın tekdüzeliğini, sistemin insanı tüketip bitirmesini, insanlara saçma sapan şeylerin normal diye dayatılmasını anlatıyor.
bi umut barındırmıyor ya da kaçış yolu göstermiyor sizi de karakterle birlikte filme hapsediyor. belki de bundan sebep sevmeyeni ve filmi anlamsız bulan çoktur.
korku türünde bi film olduğu gözüküyor rafta. burada korku klasik anlatımlarda olduğu gibi canavarlar, hayaletler, cinler, periler şeklinde değil daha ziyade monotonluk, belirsizlik, umutsuzluk unsurları üzerinden lanse ediliyor.
ay bilmiyorum ben cidden çok sevdim böyle düşündükçe aklıma yeni yeni şeyler geliyor sürekli yazmak istiyorum ama kendimi durdurmam gerek biliyorum çok uzattım. burada kesiyorum o nedenle.
izlenir mi? üstte de dediğim gibi ben bu filmi kimseye önermem ama kötü olduğu için değil aksine mükemmel derecede rahatsız edici olduğu için önermem.
ha son bir şey daha var bazıları filme durağan ve tekrar eden sahnelerden ibaret demiş. arkadaşlar o sahneler tam da sizin bizim hayatımız. zaten bunu anlatmaya çalışıyor... en azından film bitti baksanıza bizim sistem dayatmalarıyla dolu hayatlarımız son hız devam ediyor sanki bi yere acelemiz varmış gibi.
iyi geceler, mümkünse.