“kûn fe yekûn” — “ol der ve olur.” (yâsîn, 82) bu ifade, ilahî kudretin zamana, sebebe ve araca bağlı olmadan tecellisini anlatır. ama mesele sadece “`anında yaratma`” değildir; daha derin bir katmanı var: `1. zamanı aşan emir` “`ol`” emri, bizim…devamı“kûn fe yekûn”
— “ol der ve olur.”
(yâsîn, 82)
bu ifade, ilahî kudretin zamana, sebebe ve araca bağlı olmadan tecellisini anlatır.
ama mesele sadece “`anında yaratma`” değildir; daha derin bir katmanı var:
`1. zamanı aşan emir`
“`ol`” emri, bizim anladığımız kronolojik bir başlangıç değildir.
allah için önce–sonra yoktur.
varlık, emirle birlikte bilinenden görünene geçer.
`2. sebep–sonuç zincirinin askıya alınması`
insan dünyayı “`sebep üretmeden sonuç olmaz`” diye okur.
“`kûn fe yekûn`”, bu zincirin asıl kaynağının allah olduğunu hatırlatır.
sebep o isterse vardır, istemezse yoktur.
`3. irade ile hakikat arasındaki mesafe sıfırdır`
biz isteriz › plan yaparız › bekleriz › olabilir ya da olmaz.
o diler › olur.
arada gecikme, hata, ihtimal yoktur.
`4. insan için gizli mesaj`
bu ayet aynı zamanda insana bir ayna tutar:
sen “`olmaz`” dediğini
allah “`ol`” diyebilir.
ve tam tersi de mümkündür:
senin her şey hazır sandığın anda, ol emri gelmeyebilir.
`5. varoluşsal cümleye indirgersek:
`
varlık, tesadüf değil; iradedir.
irade, çaba değil; emirdir.
emir, kelime değil; kudrettir.
“kûn fe yekûn”
— “`ol der ve olur.`”
ol der.
zaman susar, ihtimal geri çekilir.
sebepler “biz sadece dekoruz” diye fısıldar.
bir anda evren olur,
bir anda kalp kırılır,
bir anda umut çıkar ortaya.
hiçbiri tesadüf değildir;
sadece emrin kime denk geldiği önemlidir.
insan “nasıl” diye sorar,
bilim “hangi süreçle” der,
akıl “mantığını kurarım” diye direnir.
ama emir gelince
mantık sadece tanık olur.
bazen yıllarca beklersin;
olmuyordur çünkü “ol” denmemiştir.
bazen vazgeçtiğin anda olur;
çünkü emir sen hazır değilsen de gelir.
kûn fe yekûn şunu söyler:
güç, zorlamak değildir.
kudret, uzatmak değildir.
hakikat, açıklamak zorunda değildir.
ve en sert tarafı şudur:
allah “`ol`” derse,
senin geçmişin bile yeniden yazılır.
“`kûn fe yekûn`”
— “`ol der ve olur.`”
allah “`ol”` der;
geçmiş susar, gelecek itiraz edemez,
olan her şey yerli yerine düşer.