Spoiler içeriyor
kayıp kahraman (the lost bladesman, 2011) tarih, kazananların anlattığı bir masaldır; efsaneler ise çoğu zaman gerçeğin üstünü örter. kayıp kahraman, çin tarihinin en yüceltilmiş figürlerinden biri olan guan yu'yu (guan yun chang) tam da bu mitin içinden çekip alır ve…devamıkayıp kahraman (the lost bladesman, 2011)
tarih, kazananların anlattığı bir masaldır; efsaneler ise çoğu zaman gerçeğin üstünü örter. kayıp kahraman, çin tarihinin en yüceltilmiş figürlerinden biri olan guan yu'yu (guan yun chang) tam da bu mitin içinden çekip alır ve onu bir insan olarak yeniden inşa etmeye çalışır. film, bir savaş destanı olmaktan ziyade, sadakatle vicdan arasında sıkışmış bir adamın içsel yolculuğudur.
2011 yapımı, hong kong–çin ortak prodüksiyonu olan filmin yönetmen koltuğunda alan mak ve felix chong oturur. bu isimleri infernal affairs'ten tanıyoruz; dolayısıyla film daha en baştan, kılıçların gölgesinde bir ahlak ikilemi vaat eder. başrolde donnie yen'i, alışıldık dövüş makinesi imajının çok dışında, yorgun, suskun ve içsel çatışmaları ağır basan bir guan yu olarak izleriz. karşısında ise cao cao rolüyle jiang wen vardır ki, filmin belki de en çarpıcı yönü bu ikilinin ilişkisidir.
hikâye, üç krallık döneminin en kritik kırılma anlarından birinde başlar. guan yu, efendisi liu bei'den ayrı düşmüş, düşman kabul edilen cao cao'nun himayesi altına girmiştir. ancak bu himaye bir esaret mi, yoksa ince bir satranç hamlesi midir, film boyunca bu soru net bir cevap bulmaz. cao cao, guan yu'ya hayranlık duyan, onun onurunu ve savaşçı kimliğini anlayan bir liderdir. ama aynı zamanda onu siyasi bir koz olarak kullanmak isteyen zeki ve soğukkanlı bir stratejisttir.
kayıp kahraman, klasik savaş filmlerinin aksine, aksiyonu geri plana iter. savaş sahneleri vardır ama asla gösteriş için yapılmaz. asıl çatışma, guan yu'nun içindedir. bir yanda kendisine saygı gösteren, koruyan ve değer veren cao cao; diğer yanda sadakat yemini ettiği, nerede olduğunu bile bilmediği liu bei. bu ikilem, filmin omurgasını oluşturur. çünkü burada sadakat, kör bir bağlılık değil; bedel ödemeye hazır olma hâlidir.
donnie yen'in guan yu'su konuşkan değildir. duygularını büyük tiradlarla değil, bakışlarla ve suskunlukla taşır. bu da karakteri insanlaştırır. efsanelerde neredeyse yarı tanrı gibi sunulan guan yu, burada tereddüt eden, yorulan ve acı çeken bir adamdır. onu güçlü kılan şey yenilmezliği değil, kararlarının ağırlığını taşıyabilmesidir.
filmin en güçlü yanı, cao cao karakterine yaklaşımıdır. alışılmış “kötü adam” tasvirinin çok dışında, kültürlü, zeki ve hatta zaman zaman hayranlık uyandıran bir figürle karşılaşırız. cao cao, guan yu'yu yanında tutmak ister ama onu zorla zincirlemez. çünkü asıl istediği şey bir askerin bedeni değil, onun gönlünün kazanılmasıdır. bu da filmi basit bir iyi–kötü anlatısından çıkarır ve gri bir ahlaki alana taşır.
finale yaklaşıldığında guan yu'nun verdiği karar, aslında filmin tamamının özeti gibidir. o, güç ve güvenlik vaat eden bir konforu değil; belirsizliği, tehlikeyi ve muhtemel ölümü seçer. çünkü sadakat, sonuçla değil niyetle ilgilidir. film burada büyük bir cümle kurmaz, nutuk atmaz. sadece sessizce şunu gösterir: bazı insanlar kazanmak için değil, kendileriyle çelişmemek için yürür.
kayıp kahraman, ne tam anlamıyla bir dövüş filmi ne de klasik bir tarihi epiktir. bu, onurun pazarlık konusu yapıldığı bir dünyada, satılmayı reddeden bir adamın hikâyesidir. aksiyon sevenler için tempo yer yer düşük gelebilir; ama sabreden izleyici için film, güç, sadakat ve insan olmanın bedeli üzerine ağır ama etkileyici bir anlatı sunar.
sonuç olarak kayıp kahraman, efsaneleri yıkmaz; onları insanlaştırır. ve izleyiciye şu soruyu bırakır:
“sadık olmak mı daha zordur, yoksa sadık kalmanın bedelini ödemek mi?”