Spoiler içeriyor
Güzel diziydi, çabucak bitiverdi, herşey 6.bölümde çözüldü, o ana kadar sürekli birileri potansiyel katil olarak gösteriliyor ama hiç ama hiç ummadığım biri çıktı katil. Tavsiye ederim, güzel dizi. Bundan sonrası kendime not, dizinin son finali ile alakalı tüm işleyişi ve…devamıGüzel diziydi, çabucak bitiverdi, herşey 6.bölümde çözüldü, o ana kadar sürekli birileri potansiyel katil olarak gösteriliyor ama hiç ama hiç ummadığım biri çıktı katil. Tavsiye ederim, güzel dizi. Bundan sonrası kendime not, dizinin son finali ile alakalı tüm işleyişi ve finali anlatır, izlemeyenler burada bırakabilir, izleyip tam anlamayanlar devam edebilir :))
.
.
.
.
.
.
.
Cinayet kurbanları Rachel, Helen ve Zoe’nin, Anna’nın 16. doğum gününde, Anna ve diğer bir kız olan Catherine’i ormana götürmek için bir komplo kurdukları ortaya çıkıyor. Bu üçlü, farkında olmadan Anna ve Catherine’in fotoğraflarını bir grup erkeğe gönderiyor; kısa süre sonra bu erkekler ağaçların arasından çıkarak Catherine’e saldırıyor. Bu olayın üzerinden yıllar geçiyor ve artık büyümüş, adını ve görünüşünü değiştirmiş olan Catherine (şimdiki kimliğiyle Lexy), izleyicinin gözünde “intikam almaya kararlı” biri gibi konumlanıyor. Üstelik onun geçmişine dair bir başka karanlık detay daha öğreniyoruz: Catherine, aile içindeki ağır zorbalık ve baskı nedeniyle, bir dönem kendi kız kardeşinin ölümüne sebep olmuş.
Hikâye ilerledikçe taşlar yerine oturuyor ve Anna, Lexy (Catherine), Jack ve Jack’in ortağı Priya arasında yaşanan gergin hesaplaşma Lexy’nin ölümüyle sonuçlanıyor. Bu noktada dizi, izleyiciye cinayetlerin sorumlusunun ortaya çıktığı hissini veriyor. Ardından bir yıl sonrasına atlıyoruz: Jack ve Anna ilişkilerini onarmış, Anna hamile kalmıştır. Ayrıca Zoe’nin bebeğini evlat edinmişlerdir. İş hayatında da her şey yolunda görünür; Anna, çalıştığı kurumda büyük anlaşmalar ve yeni projeler üzerine görüşmeler yapmaktadır. Georgia’daki Dahlonega kasabası da sanki rahatsız edici seri katil dönemini geride bırakmış ve normale dönmüş gibidir.
Ama bu “rahatlama” duygusu uzun sürmez. Çünkü aslında katil yakalanmamıştır. İzleyicinin kandırıldığı, gerçeğin bambaşka olduğu yavaş yavaş ortaya çıkar. Anna, çocukluğunun geçtiği evde dolaşırken odasında bir mektup bulur. Mektubu okumaya başladığında, önceki bölümlerden tanıdık gelen bir anlatım sesi duyarız. Bu, ilk anda kafa karıştırıcıdır; çünkü Anna’nın kendine böyle bir mektup yazması pek mümkün görünmez. Cümleler ilerledikçe anlatıcı sesin Anna’dan annesi Alice’e dönüştüğünü anlarız: Bu, Alice’in itiraf mektubudur.
Mektuptan öğrendiğimize göre, Anna’nın bebeğini kaybetmesinden (beşik ölümü) sonra Anna, Dahlonega’dan uzaklaşmış ve bu süreçte Alice büyük bir kedere sürüklenmiştir. Anna uzaktayken Alice, kendini avutmak için Anna’nın eski video kayıtlarını izlemeye başlamıştır. Ve o kayıtların içinde, Anna’nın 16. doğum gününde ormanda yaşananların tamamını gösteren bir video vardır. Biz izleyiciler o ana kadar bu olaya sadece parçalar halinde tanık olmuştuk.
Bu video, korkunç gerçeği açığa çıkarır: O gece Catherine saldırıdan kurtulmuştur, ancak Anna aynı şansa sahip olamamıştır. Anna’nın saldırıya uğradığı ve her şeyin kameraya kaydedildiği anlaşılır. Alice, kızının bu şekilde mahvedilmesine sebep olan “arkadaşlardan” intikam almaya karar verir ve Rachel, Helen ve Zoe’yi tek tek öldüren kişinin kendisi olduğunu itiraf eder. Üstelik kimsenin kendisinden şüphelenmemesi için yıllarca bunama hastasıymış gibi davranmıştır.
Alice, itirafında bir detayı özellikle vurgular: Lexy’nin ölümü planının bir parçası değildir. Alice, Lexy’nin (yani Catherine’in) cinayetlerin suçunu üstlenip hapse girmesini ummuştur. Çünkü Catherine, yıllar önce Anna’yı ormanda yalnız bırakmış, o karanlık gecenin yaşanmasına zemin hazırlayan olayların içinde yer almıştır. Ancak Alice’e göre Catherine, saldırıyı doğrudan planlayan kişi değildir; bu yüzden Alice onu öldürmek istememiş, yalnızca “suçu üstlenen kişi” olmasını beklemiştir. Fakat işler kontrolden çıkmış ve Lexy, Jack ve Priya’yla yaşanan yüzleşme sırasında hayatını kaybetmiştir.
Anna, mektubu okuduğunda ilk anda dehşete düşmüş gibi görünür. Ancak final anlarında yüzündeki ifade değişir: annesine bakar ve gülümser. Bu gülümseme, Anna’nın annesinin sevgisine, korumasına ve aldığı intikama karşı duyduğu karmaşık “minnet” duygusunu yansıtır.