ABD–İran Gerilimi (2026) – Dr. Strangelove Evreninde Nerede Duruyoruz? Bu tabloyu en iyi özetleyen film Dr. Strangelove’dur; çünkü bugün yaşanan şey stratejik bir çatışmadan çok, akıl sağlığını yitirmiş bir sistemin kendi iç mantığıyla ilerlemesidir. Kimse “savaş istiyorum” demiyor, ama herkes…devamıABD–İran Gerilimi (2026) – Dr. Strangelove Evreninde Nerede Duruyoruz?
Bu tabloyu en iyi özetleyen film Dr. Strangelove’dur; çünkü bugün yaşanan şey stratejik bir çatışmadan çok, akıl sağlığını yitirmiş bir sistemin kendi iç mantığıyla ilerlemesidir. Kimse “savaş istiyorum” demiyor, ama herkes savaşı mümkün kılan hamleleri birer birer yapıyor. Tıpkı filmde olduğu gibi: düğmeye basan bir deli yok; deliliği normalize eden bir düzen var.
Şu an bulunduğumuz yer, Strangelove evreninde orta perdeye denk geliyor. Henüz bombalar düşmüyor ama geri çağırma protokolleri fiilen kilitlenmiş durumda. Diplomasi kağıt üzerinde var, pratikte ise askeri yığınakların gölgesinde anlamsızlaşıyor. Her açıklama “caydırıcılık” adı altında biraz daha tırmandırıyor. Kimse durmak istemiyor, çünkü durmak “zayıflık” olarak kodlanmış.
Sorunun özü şu: sistem artık rasyonel aktörlere göre çalışmıyor. ABD caydırıcılık gösterdikçe İran daha fazla köşeye sıkışıyor; İran direndikçe ABD talepleri genişletiyor. Bu bir müzakere değil, geri adım atanı cezalandıran bir psikolojik makine. Dr. Strangelove’da olduğu gibi, sorun karar alıcıların kötü niyeti değil; mekanizmanın fren tanımaması.
Peki neredeyiz?
Kazayla savaş ihtimalinin, bilinçli savaş ihtimalinden daha yüksek olduğu noktadayız. Bir üs, bir füze denemesi, bir kitlesel bastırma görüntüsü… Olayların kendisi değil, yanlış yorumlanması patlayıcı olan aşamadayız.
Nerede olmalıydık?
Bu aşamada hedef “kazanmak” değil, düşmemek olmalıydı. Taleplerin genişletilmediği, kırmızı çizgilerin daraltıldığı, askerî mesajların sessizleştirildiği bir soğuma alanında. Yani Dr. Strangelove’daki gibi generallerin değil, sivil aklın direksiyon başında olduğu noktada.
Ama gerçekçi olalım: orada değiliz.
Şu an herkes, filmin sonunda bombaya binen adam gibi, düşüş sırasında hâlâ kontrol ettiğini sanıyor. Asıl tehlike de burada: kimse kendini çıldırmış hissetmiyor.
Son cümle:
Bu gerilim, Dr. Strangelove’daki gibi bir kıyamet komedisine dönüşmeden bitirilebilir; ama bunun için önce herkesin şunu kabul etmesi gerekir: sorun karşı taraf değil, artık aklı çalışmayan sistemin kendisi.