bi sonsuzluk misali gözüken izlenecekler listemi azaltıyorum #11 sonunda filmi izledim ama beklediğim etkiyi bırakmadı bende. kötü müydü, değil. ama bir türlü içine giremedim. bi ara ajanda doldurdum hatta izlerken:( sürekli “bak şimdi çok derin bir şey anlatıyorum” diye dürtüyormuş…devamıbi sonsuzluk misali gözüken izlenecekler listemi azaltıyorum #11
sonunda filmi izledim ama beklediğim etkiyi bırakmadı bende. kötü müydü, değil. ama bir türlü içine giremedim. bi ara ajanda doldurdum hatta izlerken:(
sürekli “bak şimdi çok derin bir şey anlatıyorum” diye dürtüyormuş gibi hissettirdi. o dönüşüm hikâyesi var ya, zengin ve sert bir adamın bir anda aydınlanıp vicdan yapması falan… bilmiyorum, bana biraz fazla hayalperest geldi. hayatta o kadar keskin değişimler pek olmuyor çünkü. insan bir günde pamuk gibi olmuyor. o geçişler çok masalsı geldi. emekçilerin tarafına geçmesi, fabrikadaki sahneler, “iyi insan olma” çabası… hepsi güzel fikir aslında ama fazla temizdi. fazla kusursuzdu. gerçek hayatta bu kadar pürüzsüz bir vicdan muhasebesi yok gibi. o yüzden duygulanmam gerekirken dışarıdan izledim sadece duygulanmadım (ilk defa)
şener şen’i izlemek yine keyifliydi tabii, adam bakışıyla bile oynuyor. film akmasa bile o izletiyor. ama tek başına oyunculuk da yetmedi bence.
belki de ben daha gri hikâyeleri seviyorum. daha kirli, daha gerçek, daha “insan gibi” olanları. bu film ise fazla umutlu, fazla iyi niyetliydi. sanki hayat değil de bir ders kitabı izliyormuşum gibi. bitince “eh işte” dedim. ne aklımda kaldı ne de içimde.
izlerken deli gibi üşümek ısınmak için 4 kupa çay içip sıcak su torbasına sarılmak... ama haftalar sonda evde olmak. mutluyum, buruk da olsa.
.
.
.
bir ormanda yol ikiye ayrıldı ve ben gittim az geçilmişinden,
ve bütün farkı yaratan bu oldu işte.
eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya,
ikincisinde, daha çok hata yapardım.
kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım.
neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar,
çok az şeyi
ciddiyetle yapardım.
temizlik sorun bile olmazdı asla.
daha çok riske girerdim.
seyahat ederdim daha fazla.
daha çok güneş doğuşu izler,
daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim.
görmediğim bir çok yere giderdim.
dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye.
gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine.
yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım ben.
yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu.
farkında mısınız bilmem. yaşam budur zaten.
anlar, sadece anlar. siz de anı yaşayın.
hiçbir yere yanında termometre, su, şemsiye ve paraşüt almadan,
gitmeyen insanlardandım ben.
yeniden başlayabilseydim eğer, hiçbir şey taşımazdım.
eğer yeniden başlayabilseydim,
ilkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım.
ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla.
bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır,
çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı eğer.
ama işte 85'indeyim ve biliyorum...
ölüyorum...