2026 (33. Film) Yıllardır izlemek istediğim bir başyapıt. Yaklaşık 3 hafta önce ilk yarısını izledim sonra bir işim çıktı ve ancak dün bitirebildim. Bu filmden ziyade benden kaynaklı bir sorundu. Mel Gibson Wallace karakteriyle harikalar oluşturmuş. İskoçlar bu filmi ne…devamı2026 (33. Film)
Yıllardır izlemek istediğim bir başyapıt. Yaklaşık 3 hafta önce ilk yarısını izledim sonra bir işim çıktı ve ancak dün bitirebildim. Bu filmden ziyade benden kaynaklı bir sorundu. Mel Gibson Wallace karakteriyle harikalar oluşturmuş. İskoçlar bu filmi ne kadar benimsiyor bilmem ancak bundan yüz yıl sonra bile izletilmesi gereken bir film olduğu düşüncesindeyim.
Wallace insanlara her şeyden önce inanmayı öğretti. Onlarda yapabiliriz anlayışını oluşturdu. Ardından onlara bu sefer de başarmayı öğretti. Belki gerekli cesaret ve erdeme sahip olmayanlar ona ihanet etti lâkin Wallace geride çok güzel bir miras bıraktı. Murronla ilgili olan sahneye çok şaşırdım filmin beklemediğim bir kısmında yaşanan bir hadiseydi. Spoiler olmaması adına belirtmeyeceğim ne olduğunu. Bunun dışında dönemine göre çok üst düzey bir film. Belki kan efektleri daha iyi olabilirdi ancak hem filmin mesajının farklı olması hemde 90'lar yapımı olması dolayısıyla bunu göz ardı edebilirim.
Sonuç olarak gerek savaş sahneleri, gerek karakterlerin birlik beraberliği ile ortaya bir şaheser çıkmış. Mel Gibson hem yönetmen hem başrol olarak filmin altına imzasını atmış.
8.5/10
Film Hakkında İlginç Detaylar (Spoiler Uyarısı)
1- Mel Gibson başlangıçta filmi sadece yönetmek istiyordu. William Wallace rolü için kendini "çok yaşlı" bulmuştu (o zaman 38 yaşındaydı, Wallace ise hikayeye göre 20'lerindeydi). Ancak yapımcılar, "Sen oynamazsan parayı vermeyiz" deyince mecbur kaldı.
2- Hayvan hakları savunucuları, savaş sahnelerinde atların gerçekten yaralandığını sanıp dava açtılar. Mel Gibson onlara setten görüntüler izletmek zorunda kaldı: Sahnelerde kullanılan atların çoğu, nitrojenle fırlatılan sahte atlardı.
3- Savaş sahnelerindeki o binlerce asker aslında İrlanda ordusunun yedek kuvvetleriydi. Filmdeki Stirling ve Falkirk savaşlarında birbirine saldıran her iki tarafı da aynı İrlandalı askerler oynadı; sadece kıyafetlerini değiştirdiler.
4- Wallace'ın yüzündeki o ikonik mavi boya aslında Wallace'ın yaşadığı dönemden yaklaşık 1000 yıl önce yaşayan Pict kabilesine aitti. Ama Mel Gibson, görselliği daha etkileyici bulduğu için tarihi bir kenara bıraktı.
5- Filmdeki o meşhur etekler, Wallace'ın yaşadığı 13. yüzyılda henüz İskoçya'da icat edilmemişti. Kiltler 300 yıl sonra yaygınlaştı.
6- Tarihi kayıtlara göre gerçek William Wallace yaklaşık 2 metre boyundaydı. Mel Gibson ise 1.77 boyunda. Filmde bu farkı kapatmak için diğer oyunculara göre açılar ayarlandı.
7- Tarihteki efsanevi "Stirling Köprüsü Savaşı" filmde işleniyor ama filmdeki savaş sahnelerinde hiç köprü yok! Gibson, köprünün çekimleri çok zorlaştıracağını düşünüp savaşı sadece düz bir ovada çekti.
8- Sophie Marceau'nun canlandırdığı Prenses Isabelle, gerçek tarihte Wallace öldüğünde henüz 9 yaşındaydı ve Fransa'daydı. Yani aralarındaki o romantik bağ tamamen kurgu.
9- Mel Gibson'ın yedi çocuğundan biri olan Edward Gibson, filmde Wallace'ın gençliğini oynayan çocuğun sahnelerinde arka planda figüran olarak yer aldı.
10- Kral Edward rolü için ilk başta İskoçların efsanesi Sean Connery düşünülmüştü; ancak kendisi o sırada başka bir filmdeydi.
11- İskoçların savaş meydanında İngilizlere popolarını gösterdiği o meşhur sahne, İskoç askerlerinin "ciddiyetsizliğini" ve cesaretini göstermek için tamamen doğaçlama bir fikirle güçlendirildi.
12- Film, 105 gün boyunca sürekli yağmur yağan İskoçya ve İrlanda topraklarında çekildi. Mel Gibson, oyuncuların moralini bozmamak için çekim aralarında sürekli şakalar yapmış.
13- Filmde Wallace'a ihanet eden Robert the Bruce'un babasının cüzzamlı olması, İskoç tarihinde bir tartışma konusudur; çünkü cüzzam o dönemde "lanetli" bir hastalık olarak görülüyordu.
14- 1995 yılı için kan efektleri "çığır açıcı" sayılmasa da, uzuv kopma sahnelerinde kullanılan protezler o dönem birçok korku filmi yönetmenine ilham verdi.
15- Film, o yıl tam 5 Oscar kazandı (En İyi Film ve En İyi Yönetmen dahil). Mel Gibson bu başarıyla rüştünü ispatladı.
16- Filmin müziklerini yapan James Horner, İskoç tulumu sesini senfoni orkestrasıyla birleştirerek sinema tarihinin en çok satan soundtrack'lerinden birini yarattı.
17- Savaş sahnelerinde birbirine çok sert giren İrlandalı askerler, akşamları otellerinde birlikte içip kavga ediyorlarmış; Gibson seti zar zor kontrol altında tutmuş.
18- Sophie Marceau, filmdeki zarafetiyle o kadar çok beğenildi ki, Amerikalı izleyiciler onu bu filmle "keşfetti" diyebiliriz.
19- Film vizyona girdikten sonra İskoçya'daki turizm patlaması yaşandı; insanlar Wallace'ın gerçek anıtını görmek için Sterling'e akın etti.
20- Gibson, filmin kurgusunu bitirdiğinde "Bu sadece bir film değil, benim mirasım" demiştir.